Yerli Malı Korunmalı

Yerli Malı Korunmalı
Yerli Malı Korunmalı

Cumhuriyetle kurulan fabrikalarımız vardı. Kendi şekerimizi, kumaşımızı, bardağımızı, kâğıdımızı, çimentomuzu, kömürümüzü, gözlüğümüzü, oyuncağımızı, kalemimizi, defterimizi, ilacımızı, aşı’mızı, elektriğimizi, uçağımızı, ipliğimizi, makinemizi, iğnemizi, makasımızı, arabamızı, bisikletimizi kendimiz üretirdik. Halımızı, derimizi, ayakkabımızı, odunumuzu, gübremizi, üretirdik.

Her biri, bir kale olan Yerli ve Milli fabrikalarımızla gurur duyardık, güçlüydük, hem kendimize hem Dünyaya yetecek buğday ve tohum üretirdik.

Pamuk ekilen, tütün ekilen uçsuz bucaksız tarlalarımız, çayırlarımız, meralarımız, özgürce otlayan hayvanlarımız, üretim yaptığımız bereketli topraklarımız vardı.

Darımızı, unumuzu yerel tohumlarımızla üretirdik, kendimiz eker, tohumumuzu kendimiz ayırır saklardık. Okullarda, ‘’Yerli Malı Haftası’’ kutlanırken evimizden götürdüğümüz her yiyeceğin, her eşyanın yerli olduğundan emin olurduk..

Yaşamımızda olan her şey yerli ve doğaldı. Pijamamızdan, battaniyemize kadar her şey Sümerbank’tan alınırdı. Kullandığımız kalem, defter, giydiğimiz okul önlüğü, taktığımız kurdele, kullandığımız masa, sandalye, oynadığımız oyuncaklar hepsi bizimdi.
Evimizin kapısı, sobamızın bacası, penceremizin perdesi bizimdi.

reklam

Bugün bizim diyebileceğimiz o kadar az şey var ki. Topraklarımızın bile ne kadarı bizim bilmiyoruz.

Bir haftaya sığdırılan ve sözde kutlanan yerli Malı Haftası içinde bulunduğumuz durumu düşününce herkes hüzünleniyor. Her dilden dökülen cümle yürek yakıyor; “yerli neyimiz kaldı ki”

Fasulye Kırgızistan’dan,
Nohut Meksika’dan
Sarımsak Çin’den,
Soğan İran’dan,
Elma Şili’den,
Marul Mısır’dan.

Çocuklarımıza bunları nasıl anlatacağız.

1946 yıllarından, itibaren 12-18 Aralık ‘’Yerli Malı’’ haftası olarak kutlanmaya başlamış ve 1983 yılından sonra da ‘’ Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası’’ olarak değiştirilmiş.

Neresinden tutsak elimizde kalıyor. Çocuklarımıza vereceğimiz yerli ürünlerin sayısı her geçen gün azalırken tutum haftasını bu ekonomide, paramızın pul olduğu, açlığın, yoksulluğun yaşandığı, üretimin tüketime yenildiği bu dönemde nasıl anlatırız.

Çocuklarımız soracak;
Neden korumadınız?
Neden dur demediniz?
Neden üretimden vazgeçtiniz.
Bu haftayı yine utanarak kutlamış olacağız.
Hem Ata’mızdan, hem çocuklarımızdan.

Her şeye rağmen, umutluyuz;
“YERLİ MALI TÜRK’ÜN MALI, HERKES ONU KULLANMALI” sözüyle büyümüş nesiller olarak bir tohumun direnciyle çalışıp başarmak zorundayız.

Başaracağız…

Ebru Oğuzhan Yeter

1967'de Ardahan Göle'de doğdu. 1985 yılında hayatımın üniversitesi dediği İş Bankası 'nda çalışmaya başladı. 2008 'de emekli oldu. O tarihten itibaren Atatürkçü Düşünce Derneği ve Fethiye Yerel Tohumlar Derneği başta olmak üzere aktif olarak görev alıp çalışmaktadır.