Pazarlar El Yakıyor!

Pazarlar El Yakıyor!
Pazarlar El Yakıyor!

Mevsimin en güzel, en bereketli günlerini yaşıyoruz. Ülkemizin her bir karış toprağı çok zengin çok bereketli. Salgın, yangın, sel, geciken yağmurlar doğayı harap ederken, doğa yine bizi doyurmaya devam ediyor.

Yeniden Ağustos’a bürünen bir Eylül yaşıyoruz. Bu günlerde köylü pazarlarında, semt pazarlarında eski telaşlar yaşanmıyor çünkü fiyatlar el yakıyor. Alım gücü iyice düşerken fiyatlar almış başını gidiyor.

Vaz geçilmez geleneğimiz kışlık erişteler, tarhanalar, salçalar, pekmezler pestiller yapılacak, zeytinler kurulacak.

Anadolu insanının en büyük alışkanlığı, tıpkı ürün alınca tohum ayırdığı gibi, ürünler bolken kışlık hazırlamaktır. Karınca gibi çalışkan yurdum insanı yazdan kışı karşılama alışkanlığını hala sürdürüyor.

Şimdi üretken kadınlarımız eriklerden, üzümlerden ve daha bir çok üründen pestiller, reçeller, sirkeler yapıyorlar. Tarla domatesleri bitmeden salçaya, kahvaltılık soslara dönüşüyor. Biberler patlıcanlar közleniyor, sirkeyle, sarımsakla harmanlanıyor. Daha bitmedi; hünnaplar, cennet hurmaları, toplanacak, yine sirkeler kurulup, kurutmalar yapılacak. Yerel patlıcanlar, biberler, iplere dizilip balkonlara, camlara asılacak.

Büyük şehirlerde insanlar bu tür ürünlere ulaşmak için büyük paralar harcıyorlar. Orta gelirli insanların organik ya da yerel ürün diye satışa sunulan gıdalara ulaşması mümkün değil. İnsanımız pazar artıklarından bir öğün yemeğini çıkarma derdinde.

Üreten Köylü ürettiğini satmak istiyor, tüketici hem güvenli hem de ucuz gıdaya ulaşmak istiyor. Fiyatların denetimi yok, haberlere yansıyan zamlı fiyatlar anında pazarların etiketine geçiyor. İstanbul’da on TL olan bir ürünü biz de burada aynı fiyata alıyoruz çoğu zaman. İnsanlar güvenli gıdadan vazgeçti ucuza karnını doyurduğuna şükrediyor.

Topraklarımız verimli, tohumlarımız bereketli, ekilse, işlense kurda kuşa aşa bir ömür yetecek ama adaletsizliğin pençesinde insanlık can çekişiyor..

Bu dengenin acilen sağlanması gerekiyor.
Doğru tarım politikalarına ihtiyacımız var.
Herkesin güvenli gıdaya ulaşması kadar fiyat politikalarının da düzenlenmesi gerekiyor.

Biz umudumuzu koruyoruz, yaz geçer, sonbahar gelir, kış merhaba derken gidersin bir tarlaya ya da bostana tam, “bitti” dersin, doğa yine sana bir kucak dolusu umut sunar.

🌱Yerel tohum berekettir🌱🌱
🌱Yerel tohum umuttur🌱🌱

Ebru Oğuzhan Yeter

1967'de Ardahan Göle'de doğdu. 1985 yılında hayatımın üniversitesi dediği İş Bankası 'nda çalışmaya başladı. 2008 'de emekli oldu. O tarihten itibaren Atatürkçü Düşünce Derneği ve Fethiye Yerel Tohumlar Derneği başta olmak üzere aktif olarak görev alıp çalışmaktadır.