Felsefenin Almanya’yı Birleştirmesi-3 Hegel Diyalektiği

Almanya’yı birleştiren üçüncü büyük filozof olarak Hegel’i anlatacağım. Zira Georg Wilhem Frederic Hegel, Prusya’nın Almanya’yı birleştirmeyi en azından ana ilkelerde ve temel devlet kurumlarında başardığı yıllarda felsefesini üretti.

Hegel’in felsefesi, bir uzlaşma felsefesiydi. Diyalektik mantık ya da idealist diyalektik, hem dünya fikir tarihini, hem de evrenin oluşumunu karşılıklı konuşmaya benzetir. (Diyalektik materyalizm, onun felsefesi ile yetişmiş Karl Marks’a aittir.) Tanrı, saf tin ya da ide (düşünce) olarak bir tezdir; kendi anti tezi olan maddeyi yaratmış, onun sentezi olarak insan var olmuştur. İnsanın sentezi, tanrıya yaklaştıkça melekleşir, insan ile tanrı sentezi meleklerdi. bunun için de insan, sanat ve bilim gibi manevi zevklere yönelmelidir. Yeme-içme gibi maddi zevkler, insanı hayvana yaklaştırır. İnsan ile maddenin sentezi hayvandır, Hegel mantığına göre.

Hegel felsefesi ve mantığı, bir uzlaşım felsefesidir. Zira her tez ve antitez, bir sentezde mutlaka buluşacaktır. Bu da uzlaşmayan mezheplerin (Katolik, Lutheryan ve Calvinist) ve hatta 19. yüz yıl boyunca yaygınlaşan ateizm, birbiriyle uzlaşacaktır.

Hegel’in bu felsefesi, Almanya’nın birleşmesi için o kadar çok önemliydi ki, Prusya imparatorluğu, bu felsefeyi, zorun din dersleri gibi tüm Almanlara öğretti, belletti. Bu felsefe, din adamlarının çok işine yarıyordu, özellikle Protestan ilahiyatçılarının çok işine yarıyordu.

Sonuçta bu felsefe çok yaygınlaştı, bu yaygınlığın etkileri de olacaktı. Günümüzde diyalektik denilince akla Hegel değil de, ondan bir nesil sonra doğmuş olan Karl Marks ve Marksizm akla gelir. Marks, arkadaşı Frederic Engels ile beraber, bu diyalektiği ters çevirmiş ve diyalektik materyalizmi icat etmişlerdir. Bunu yaparken de  Ludwig Andreas Feuerbach ‘ın materyalizmden faydalandılar. Feurebach’a göre dünya maddelerden oluşsa da, ruhçu bakış açısı ile anlaşılabilirdi.

Marks ve Engels’e göre evrendeki maddeler arasında, tıpkı Hegel’in anlattığı gibi tez-antitez çatışması vardır ama sentezde uzlaşma yoktur, uzlaşma ya da orta nokta geçicidir, eninde sonunda sentez kazanacaktır. Su soğuyacak, bir an devrim olup, buza dönüşecektir. İnsanlık tarihinde de benzer şekilde, ilkel komünal toplumdan feodaliteye, feodaliteden kapitalizmde geçişler olmuştu. Geçici tarım, ilkel toplumla, tarım toplumunun, ticaret kapitalizmi de, kapitalizm ile feodalite arasında sentezdi. Kapitalizm ile komünizm arasındaki sentez sosyalizm; nihai hedef komünizmdir.

Marksist felsefe, Hegel felsefesi aksine bir çatışma felsefesidir. Hegel’den sonra pek çok Alman filozofu oldu ama Hegel sonrasında Almanya tekrar birleşmişti. 

Uzlaşmayan, uzlaşmaktan da üstün olup, başkasını ezmeye çalışan mezhepler ve tarikatlara inat Alman felsefesi, gerçek bir uzlaşma toplumu oluşturdu.

Bu toplumsal uzlaşma mükemmel değildi. Almanlar, tamamen Katolik olduklarında da Yahudi düşmanıydılar. Luther ve Calvin’de Yahudi düşmanıydı. Mezhepler çatışsa da, Yahudi düşmanlığı baki kaldı. Hitler, Yahudi düşmanlığı yaratmadı, hazır Yahudi düşmanlığına kondu. Bu da olayın başka bir boyutu.