12 Eylül Yasaklarının Yürürlükten Kalkması

Z kuşağına 12 Eylülü hakikatten ciddi ciddi anlatmak gerekiyor, özellikle de yasaklarını. 12 Eylül rejimi, aynı zamanda absürt yasakları ile de hatırlanmalı. Bu salgın dönemi sebebi ile bize pek çok yasak dayatılmışken,

İlk olarak rejimin garip Osmanlıca kelime saplantısı ve kelime yasaklarından başlayayım. 12 Eylül rejiminin, Gardırop Atatürkçülüğü denen garip bir Atatürkçülük zihniyeti vardı. O dönem defilelerinde kadınlarda Osmanlı esintisi (esinti kelimesi o yılların modasıydı), erkeklerde cumhuriyetin ilk dönemi esintisi vardı. Atatürk ve arkadaşlarının bedene tam oturan takım elbiseleri modaydı. Her odaya Atatürk resmi, her bahçeye Atatürk büstü ve her meydana Atatürk heykeli bulunması, o yıllardan kalmadır. Buna karşın dikta rejimi, Atatürk’ün dil devrimine düşmandı. TRT, ders kitapları ve elindeki benzer araçlarla, Öz Türkçe, Türk Dil Kurumunun Anadolu’yu gezerek derlediği,  kendi icat ettiği, eski Türk metinlerinden bulduğu ya da halkın türettiği kelimeler yerine; eski, hatta unutulmuş kelimeleri kullandırma inadı. Sağcı-dinci pek çok akademisyen de bunu destekledi. İlginç bir şekilde, yasaklanan kelimeler arasında Kenan Evren’in soy adı da vardı, Kenan Kainat diye dalga geçerdik.

Bu yasaklar sadece TRT’de ve bazı Osmanlı heveslisi akademisyenler haricinde uygulanmadı. Sonra ilginçtir, o yasak kelimeler, özellikle daha da yaygınlaştı.

Bülent Ersoy  başta olmak üzere, pek çok şarkıcıya sahne yasağı, Aşık Mahsuni Şerif başta olma üzere pek çok sanatçının müzik eserlerinin yasakları da, 12 Eylülün başka bir absürt yasağıydı. Bülent Ersoy bu yasağı, gittiği düşün ve sünnetlerde, masada, oturduğu yerden şarkı söyleyerek deliyordu.

Bülent Ersoy başta olmak üzere pek çok sanatçının sahne yasağı, sonradan cumhurbaşkanı olacak olan, dönemin başbakanı Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ın Bülent Ersoy hayranı olması ile bu durum değişti. Bizzat Semra hanımın isteğiyle sahneye çıkınca, bu ve benzeri sahne yasakları kendiliğinden kalktı.

reklam

Mahsuni Şerif ve diğer önemli ozanların eserleri ile ilgili yasak, İbrahim Tatlıses, yanılmıyorsam TRT’ye çıktığı bir televizyon programında ya da o zamanlar şarkıcılığın, daha doğrusu gazinoculuğun en çetin alanı olan İzmir Enternasyonal fuarında (hatırlamıyorum ama öyle de bir şeydi) veya bir televizyon programında, Mahzuni’nin Dom Dom kurşununu söyledi. Ardından da türkü, o zamanların deyimi ile patladı, her yerde söylenir oldu. Bu da diğer yasak şarkılar üzerindeki yasağın da kalkmasını sağladı.

12 Eylülün kitap yasağını ise, doksanların başında patlayan korsan kitap furyası patlattı. Polisler, bir kitap yasaklandığında sadece matbaadaki kitapları topluyor, geri kalanına da karışmıyordu. Şimdilerde internet çağında da bu tamamen saçmalaştı.

12 Eylülün en saçma yasağı Kürtçe konuşma, Kürtçe müzik ve Kürtçe ile ilgili yasaklarıydı. Ben 2000 (milenyum) yılında askerken, sekiz aylık kısa dönem askerliğimin altı aylık acemi çavuşluğu döneminde, üç celp gördüm. (Birinin son haftalarını, birinin tamamını, birinin de başını) Her celpte yaklaşık yedi yüz elli asker gelirdi, yaklaşık yirmi-otuz civarı okuma-yazma bilmeyen ve on kadar da Türkçe bilmeyen olurdu ve hepsi de Kürt’tü. . Bunlar bir de erkekken Türkçe bilmeyenler. Kırsalda kadın, nadiren köyünden çıkar. En fazla onlar nüfusu yazdırılmaz, okula gönderilmez ve erkeklerde bu kadar Türkçe bilmeyen varsa (yirmi yıl önce), kadınlarda ne kadar çoktur, bir hayal edin.

Kürtçe yasakları, bir zaman sonra uygulanamaz oldu. Milyonlarca insanın ana dilini nasıl yasaklanırdı? Turgut Özal, Kürtçe kaset yasağını kaldırmadan evvel, Kürtçe bir kaset en az beş yüz bin satarken, yasak kalkınca beş bin satmaz oldu. Şu günlerde kimse meşhur Roj tv’yi izlemiyor, kimselerde çift çanak yok. Gerçi çanak anten de eski moda teknoloji oldu. (Doğrusu televizyonun kendisi eski moda oldu)

Sevgili okurlarım. 12 Eylül rejimi bu ve buna benzer pek çok yasağı vardı ve halen var. Bir yasağı protesto etmenin en iyi yolu ona uymamak ve o yasağın insana uymadığını göstermektir.

Sinan Kemal

Araştırmacı; Yazar