Kırıldığın Yerden Parlarsın

Kırıldığın Yerden Parlarsın
Kırıldığın Yerden Parlarsın

Antik Japon Felsefesine dayanan Kintsugi veya kintsukuroi olarak bilinen sanat, bir nesnenin tarihinin bir parçası olarak kırılmasını ve onarımını ele alır. Kırılan nesneler (seramik, porselen, çömlek vb.) toz haline getirilmiş veya karıştırılmış altın gümüş veya platin ile yeniden var etme, onarma sanatıdır. Kırılan nesneleri atmaktan ziyade parlak altın rengiyle onararak, yeniden daha güçlü ve değerli hale getirmektedirler.

Bir rivayete göre, Japon imparatorunun çok sevdiği çaydanlık kırılıyor ve yanına yardımcılarını çağırarak en çok sevdiği çaydanlığın eski haline getirilmesi için emir veriyor. Emir üzerine görevlendirilen kişilerin onardıkları çaydanlık imparatoru tatmin etmiyor. Bunun üzerine, Japon zanaatkarlar göreve çağrılıyor. Kırık çaydanlığın parçaları yapıştırıldıktan sonra eski formunu yaratabilmek için vernik ve altın tozu kullanılarak değerli bir esere dönüşüyor. Kırılan nesnenin estetik bir şekilde onarılmasında kintsugi sanatı ortaya çıkmaktadır.

Nesne onarılarak değerli bir esere dönüşmüş. Önemli Kintsugi ustalarından biri şöyle diyor: “Kırık eşyadaki güzelliği tamir etmiyorsunuz. Oradaki güzellik, o nesneye nasıl baktığınızla ilgili. O kırık eşyadaki potansiyeli görebiliyoruz, normalde çöpe atılacak o eşyayı yeniden kullanıyor, yeniden doğmasını sağlıyoruz.” Kintsugi felsefesi, kırılan eşyayı tamir ederken daha da kıymetli ve değerli hale getirmektedir. Gerçekten kırıldığımız an mutsuzluğa, umutsuzluğa kapılmaktansa kabul edip, kırıklarımızı onararak daha güçlü Sen’i hayata sunmalı, geri dönüşümde yaralarını iyileştirip An’daki Sen’i yaratmak gerekir. Tıpkı kintsugi sanatı gibi değer yükleyip, kırıklarını sararak güçlü, parlak esere dönüştürmeli. Amasra gezi yazımda eski ayakkabılar içinde yetiştirilen çiçeklerden, bitkilerden bahsetmiştim. Hatta klozet, süpürge gibi eşyaları, eskiyen pantolon, ayakkabı gibi giyecekleri renk renk süsleyip, saksı haline getirerek, içlerine bir yaşam sunmuşlar. Kusurlarımızı, hüznümüzü kabul edip, onararak kendi eserini yaratmak lazım. Başımıza gelen talihsiz olaylar, negatif duygularda üzerine toprak atmaktan ziyade tohum ekmeliyiz. Kendimizi geliştirerek, çözümü her zaman var etmeliyiz. Tümseğin varlığından korkmaktansa, varlığını bilip üstlerinden atlayabilecek kadar cesur, kusurlarını kabul edip sevecek kadar özgüvenli, hatalarından ders çıkartacak kadar zeki, kırıklarına, kırgınlıklarına tıpkı kintsugin sanatı gibi değer yükleyip, altınla onarak kendi sanat eserini yaratacak kıymette yaşam diliyorum.

“Dünya herkesi kırıyor ve sonra bazıları o kırık yerlerden daha güçlü çıkıyor.”

Büşra Çelik

15.05.2021

 

1996'da Ankara'da doğdu. 2016 yılında Nevşehir Üniversitesinden mezun oldu. Türk Telekom firmasında iş hayatına başladı görevini hala sürdürmektedir. Aynı zamanda Turizm sektörü ile ilgilenmektedir.