Sırtında Koca Yükü Taşıtan, Cebine de Yükü Koklatan İnsanlarımız!

Sırtında Koca Yükü Taşıtan, Cebine de Yükü Koklatan İnsanlarımız!
Sırtında Koca Yükü Taşıtan, Cebine de Yükü Koklatan İnsanlarımız!

İşçi, TDK’ya göre tanımı başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse demektir. İşçi kavramı insanoğlunun mülkiyet kavramını geliştirmesinden sonra ortaya çıkmıştır.

Kul hakkından korkan, çalışanının haklarına değerlerine, önem veren ve her şeyden önce empati kurarak saygı ve sevgiyle çalışmanın önemini bilen tüm işveren ve işçilere saygılarımı sunuyorum.

Bunun tam tersi davranış sergileyenlerde epey çoğunlukta. Adeta insan olduğunu unutup, kendi menfaatleri ve çıkarları doğrultusunda iş yükünü artırıp, emeğin karşılığını kısan, sırtında koca yükü taşıtan, cebine de koca yükü koklatan insanlarımız.

Gerçekten hak ettiğimiz ücreti mi alıyoruz?

Emeğimizin karşılığını alsak kâfi! Karın tokluğuna çalışan, elleri ayakları yara bere içinde, ailesine sıcak ekmek getirmek için didinen, maaş gününde kılı kırk yaran insanlarımız.

Kimi ise hak etmediği yerde, referans adı altında hak etmediği koltukta. Çelişkiler, haksız rekabetler diz boyu… İlk iş deneyimimde epeyce görev yüklemişlerdi.

Tabiri caizse 3 kuruşa çalışmıştım. Emek olmadan yemek olmaz, önce pişmen lazım diye kendimi motive ederek, sesimi çıkarmadan verilen işleri tüm titizlikle yapıyordum.

Ben bu şekilde düşünerek performansımı artırıp, deneyimlerim ile çok şey kazandım ama maaş günü hesabıma yatan ücrette epey canımı sıkmıştı.

Bu durumu patronumla konuşmak istediğimde lakayt bir tavırla ne bekliyordun sorusu oldu. Ne bekliyordum? Çok bir şey değil aslında hakkım olanı, emeğimin karşılığını bekliyordum…

Burada çalışmak için can atan insan çok, millet dışarda işsiz diyerek bulunduğum durumun harika bir seçenek olduğunu ifade etmişti. Evet, çoğu işverenler bu açıdan bakıyor.

Eleman çok diye düşünüyorlar ama yeni bir işçinin öğrenme sürecine kadar, eski işçinin tecrübelerini unutuyorlar. Aslında tecrübeli işçiyi çıkarıp yeni bir eleman almak işveren açısından da iş yükü olacaktır. Bu durumda pek yararlarına olmuyor.

Oysa emek hırsızlığı olmadan, ezmeden, ezilmeden sınırlarımızda durabilsek her şey daha güzel olacaktır.

Trajikomik bir alıntıyla üzülerek vahim durumumuzun özetini sunuyorum. Ve emeklerimizin, değerlerimizin, haklarımızın bilindiği… İşveren kadar, işçinin de mutlu olduğu bir serüven diliyorum.

Patron bir Ferrari alır ve şirketinin önüne çeker. Şirketin elemanları gelir ve çok beğenirler, araca hayran olurlar. Patron da der ki: “Eğer uğraşıp çok çalışırsanız, dişinizi tırnağınıza takarsanız, gelecek sene bunun bir üst modelini alabilirim.”

Büşra Çelik

28.04.2021

 

1996'da Ankara'da doğdu. 2016 yılında Nevşehir Üniversitesinden mezun oldu. Türk Telekom firmasında iş hayatına başladı görevini hala sürdürmektedir. Aynı zamanda Turizm sektörü ile ilgilenmektedir.