Yaşarken Doğmak

Yaşarken Doğmak
Yaşarken Doğmak

Yaşam içinde, olayların, satır aralarını okuyabilmek, Yaradan tarafından biz insanlara bahşedilmiş en büyük özelliktir. Aynı zamanda İslam’ın ilk emridir. ‘Oku’. İnsanı, doğayı, tecrübeleri, iyiyi ve kötüyü okuyabilmek..

Şahit olduğumuz durumlar içerisinden kıssadan hisse çıkararak hayatımıza farklı bakış açılarıyla devam ederiz. Bu durumla alakalı sizlere kartalların hayat mücadelesinden bahsetmek isterim;

Kuş türleri arasında en yırtıcı ve sert görünümlü olan kartalların yaşam serüveni bizlere çok şey öğretiyor.

Bilindiği üzere, kuş türleri arasında kartalların ömrü en uzun olanıdır. 70 yıla kadar yaşayabilirler. Ancak ömrünün sonuna kadar aynı şekilde dinç kalmaz. 40 yaşlarına geldiğinde yavaş yavaş esnekliği kaybolur, pençeleri avını kolayca kavrayamaz, gagası göğsüne doğru gitgide kıvrılarak uzar, tüyleri iyice kalınlaşır. Artık ne karnını doyurmak ne de uçabilmek kolaydır. Yavaş yavaş ölmek üzereyken, çok acılı bir sürece girmeye karar verir. Yaşamayı seçen kartal bu sancılı süreç için hiçbir canlının olmadığı, yüksek bir yere çıkar. Gagasını kayaya sert şekilde vurarak düşmesini sağlar. Sabırla, yeni gagasının çıkmasını bekler. Yeni gagasıyla, sertleşen pençelerini yerinden söker. Yine aynı sabırla pençelerinin çıkmasını bekler ve kalınlaşıp kartlaşan tüylerini pençeleriyle yolmaya başlar.

Yaklaşık beş ay süren bu zor ve sancılı sürecin sonunda kartal, yeniden doğmuş gibi olur ve ömrüne 20 yıl, belki de daha fazla ömür ekler. Kartal artık yenilenmiştir. Yeniden uçmaya, hayatını yaşamaya hazırdır.

Yaşarken Doğmak

Ölmek yerine, yeniden yaşamayı seçen ve yaşamak için acı çekmeye razı olan kartalın yaşam yolculuğu bizlere çok şey anlatmıyor mu?

Kalp atışının inişli çıkışlı olduğu gibi, hayatımızda da iniş çıkış varsa, mutluluğun yanında acı ve hüzün de varsa yaşadığımızı hissederiz.

Hayatımızda bir çok başarısızlık yaşayabiliriz. Defalarca düşeriz. Bu durumun hep bu şeklide devam etmesi de bizim seçimimiz, radikal bir karar ile zinciri kırmak ve yeniden doğmak da. Ancak hayat bizlere, yeniden doğmanın kısa formulünü altın tepsi içerisinde sunmuyor ne yazık ki. Bunun için acının içinden geçmek gerekir. Bu kaçınılmazdır. Tekamül kazanmak için, hayatı en minnoş minnoş yaşayan biri bile mutlaka bu acının tadına varacaktır diye düşünüyorum. Tabi acının derecesini sadece Yaradan bilir.

Yıllar önce, ajanda yaprağında okuduğum bir Fransız Atasözü yaşam hakkında bir ipucu vermişti bana;

‘Pırıl pırıl gökkuşağını görmek için önce yağmuru yaşamak gerekir’.

Yaşamınızdaki yağmurların altından yıkılmadan, güçlü bir şekilde geçmenizi dilerim.

Kendinize ve ruhunuza iyi bakın.
Sevgilerimle..

Ceren Büyükyarın