Sağlıkta Sağlıksız İşler

Sağlıkta Sağlıksız İşler
Sağlıkta Sağlıksız İşler

Sağlıkta Sağlıksız İşler

Son günlerde Kovid 19 ile yatıp onun verileri ile kalkıyoruz. Virüsün zararları, aşı derken asıl gerçekleri en az beş sene, en fazla otuz sene sonra öğreneceğimiz aşikar.  O yüzden ben sağlık konusunda geçmişte yapılan yolsuzluklara ve devletimizi göz göre göre zarara uğratanlara ayrıca sebepli ölümlere yol açan doktorların işbirliğini konu alan geçmişin olaylarına bir göz atmak  istiyorum.

8 Şubat 2002 dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan bir dilekçe ile Devlet Güvenlik Mahkemesine başvurur, dilekçe şöyledir: “ Tıbbi şirketlerin boykotu sebebiyle SSK ihaleyle tıbbi malzeme alamıyor. Beni siyasi hayatımı bitirmekle tehdit ediyorlar. Olaya el koyun…

Türkiye, 1994-2000 yılları arasında 2,450 dolara stent ( koroner damarlardaki darlık veya tıkanıklıkları açmak için kullanılan tıbbi metal alaşımlardan oluşan üzeri genellikle polimer ile kaplı ve ilaç salgılayabilen tüp şeklinde ağlardır.) alıyor,  Batı’da ise maliyeti 25 dolardı. 1992-1997 döneminde Türkiye’de 3,500 stent kullanılmış. 1999-2002 arası 70 bin stent ithal edilmiş. Dünyada kalp kapaklarının fiyatı 300 dolar iken Türkiye’de 1,500 dolar. Kalp pilinin Avrupa satış fiyatı 2,000 dolar iken Türkiye’de 40 bin dolara varıyor…

Sağlıkta Sağlıksız İşler

Yapılan incelemelerde 2000-2001 yıllarında Balıkesir SSK  Hastanesi’nde protez uygulama oranı yüzde 600 atmış. Yerli üretim protez fiyatları 5 kat daha ucuzken hep ithal protezler tercih edilmiş. Olayın ironik açıklaması; “ hekimlerin, malzeme kullanım başına menfaat temin etmeleri Balıkesir’de protez sayısını artırdı.” Örnekler bitmez…

reklam

Tıbbi malzeme satan yabancı firmaların asıl amacı bu malzemelerin toplu alımdan çıkarılmasını sağlamak ve sosyal güvenlik kurumlarına yüksek fatura keserek, fahiş karlar elde etmekti.

Sistemin işleyişi ise şöyle idi:

Sosyal güvenlik kurumları özel hastanelerle anlaşarak gönderdiği hastanın tedavi ücretlerini karşılıyordu. Yolsuzluklar için alt yapı  hazırlanıyor, hastalara tıbbi malzemeler kullanılıyor bu malzemeler anlaşma dışında ödeniyor. Özel hastane hekim ve yetkilileri düzenledikleri raporlarla ilaç ve tıbbi malzeme firmaları kurum ya da hasta adına fatura kesiyor. Sosyal güvenlik kuruluşlarının ve kamu kuruluşlarının ödeyeceği fatura miktarı ise özel hastanenin ilaç ve medikal firmalarından alacağı komisyona göre belirleniyor. Basit bir örnek verecek olursak; SSK’lı bir hastaya takılan kalp stenti için stenti satan firma SSK ‘dan 1,715 USD  kazanıyor. Stentin markası ve sayısı özel hastanenin insafına kalıyordu. Özel hastanelerin yaptığı kalp tedavileri devlet hastanelerinin oranları ile karşılaştırıldığında aradaki fark gözlerden kaçmadı. İnsanlar, doktorlar tarafından ticari bir metaya dönmüştü.

Dönemin hasta olduğu halde ısrarla koltuğundan ayrılmayan başbakanı Bülent Ecevit’e 8 Kasım 2002 tarihinde imzalatılan belge ile 84 çeşit tıbbı malzeme alınır. Bu listenin yüzde 80’ini 11 adet kardiyoloji malzemesi oluşturuyor. Dönemin parası ile bu cihazların toplamı 3 katrilyon lira. Kalıcı kalp pillerinden birinin Türkiye’ye geliş fiyatı 11 bin 500 Amerikan doları, SSK’ya satış fiyatı ise 31 bin 500 USD. Sahi o dönem SSK’ nın başında kim vardı?

Türkiye tarihinin bilinen en büyük sağlık yolsuzluğu operasyonu “Neşter” böyle başlamış oldu.

Ucunda kimler mi var?

Soruşturma 33 ilaç şirketini ve 209 ilacı kapsayarak büyüdü. Aralarında anlı şanlı profesörler, doktorlar, eczaneler ve sağlık çalışanları ile bilinen 700 kişinin banka hesapları incelendi. Devletimiz ahlaksız doktorlar, ilaç firmaları- çalışanları ve diğer işbirlikçiler aracılığıyla soyulmuştu. 1999-2001 döneminde ilaç firmaları 18 özel hastaneye “komisyon” adı altında 13,5 trilyon lira ödemişlerdi. Alan memnun satan memnundu. Zarara uğratılan ise Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal güvenlik kurumları.

Chava Johanna Bondy, Israill ve Alman vatandaşı. Konumuzla ne alakası var değil mi? Neşter operasyonu bu kadının farklı bir isimle ülkemizden kaçışıyla başlıyor. Bu şahsın Türkiye’de kullandığı isim Havva, İsrail’de Eva. Stent kalp pili gibi tıbbi malzemeler konusunda uzman. İstanbul’da ikamet edip sık sık Eskişehir’e gidiyor. Devletin bilgisi dışında Eskişehir’deki bir hastane çalışanlarına otel toplantılarında  ve özel inşa edilmiş bir  kardiyoloji laboratuvarında eğitimler verip doktorları denetliyor. Yoksul Türk halkını izinsiz bir şekilde kobay olarak kullanıyor, ilaçlar deniyor. Eva’nın not defterinden ortaya çıkan bilgiye göre; piyasaya bile çıkmamış olan kalp pillerini 40 hastaya uyguladıkları  Aynı pili hasta öldükten sonra alıp, başka hastalara uyguladıkları. Hangi doktora ne kadar rüşvet verdiği…  Rüşvet alan doktorlara para dağıtırken tek şartı var, kendi firmasının ilaç ve teçhizatının satılması, uygulanması ve devletten karşılığının alınması.

Etrafınızda anjiyo olmayan biri yoktur diye düşünüyorum.

Haksız kazanç elde etmeyi alışkanlık haline getiren doktorlar ve ilaç firmalarının ortak başarısı diyelim! Beni ilgilendiren kısmı ise devletimizi uğrattıkları zarar. Bir anjiyonun sosyal güvenlik kurumlarına o günün parası ile maliyeti 900 milyon lira. Liste o kadar çok uzun ki, saç baş yolmamak elde değil.

Türkiye yabancı firmaların her alanda oyun bahçesi olmuş, bugün bile değişen bir şey yok.  AKP nin yolsuzluklarını sağlık konusunda insan hayatını nasıl hiçe saydıklarını da günü geldiğinde öğreneceğiz. Hiç bir şey gizli kalmaz… Tüm bu bilgileri Soner Yalçın’ın “ Kara Kutu” kitabından aktardım.  Okumaya ve daha çok bilgi edinmeye değer. Hele de pandemi günlerinde  tam okunacak kitap derim.

Bilgiyle, sağlıcakla esen kalınız.

Meltem Karakoyun

Atatürk ilke ve inkılaplarına daima bağlı kalan, Türk olmakla her daim övünen, ülkesine ve milletine büyük bir sevgi ile bağlı. Hukuk ve Adalete güvenen, 6 Ok' a inanan ve Y-CHP ye asla inanmayan. Aydınlık, güzel günlerin geri geleceğine inanan biri.