Üşüyorum Sensizlikten

Üşüyorum Sensizlikten
Üşüyorum Sensizlikten

Üşüyorum Sensizlikten

Meğer ne çok yanarmış canı insanın, baktığı yerde göremeyince, görmek istediğini…
Evet vakte gece düştü.. Benim payıma da sensizliği yazdığım mektuplar…
Şimdi ben sensiz, dertli, hüzünlü bu kalbimi alıp nereye gideyim..
Var mı ben gibi böyle hüzünlü kalpleri sahiplenecek bir yer…

O kadar çaresiz ve dertliyim ki…
Küçükken büyükannem derdini anlatmak iyi gelir derdi… Ama ben hiç anlatamazdım… Gözlerime bakardı.. Ne zaman öyle derin baksa gözlerim dolar ağlamamak için zor tutardım kendimi… Gözlerimi kaçırırdım…

Sanki gözlerimden her şeyi okur gibi gelirdi… Koşarak uzaklaşırdım yanından… Çünkü güçsüz görünmek istemezdim.. Nedense küçükken de böyle hep acımı kederimi hüznümü gizler o mahsum çocuk kalbi gülüşlerimle kamufle eder kimse bilsin istemezdim…

Belkide küçükken şahit olduğum o geceden sonra…
Gecenin en derin saatlerinde kapının acı acı vuruluşuna uyanmış büyükannenim feryadıyla irkilip küçücük ellerimle gözlerimi ovuşturup ne olduğunu anlamaya çalışırken…

Amcamı öyle kanlar için de görünce korkuyla öylece kalakalmıştım… Amcamın sevdiği Narin isimli bir kız varmış.. Ama bir türlü açılıp aşkını ifade edememiş ve Arkadaşından yardım isteyip Narine olan sevgisini anlatmasını istemiş..

Fakat Arkadaşı Narini çok beğenip kendi için konuşmuş ve sevgili olmuşlar.. Tabi bunu öğrenen Amcam durur mu kavga etmişler amcamda o esnana yararlanmış…
Büyükannemin oğul kimseye yaranızı sevdanızı söylemeyin bilinmez kim dost kim düşman sizi yaralarınızla vururlar diye…

O gece aklımda yer eden ve hiç çıkmayan “Sizi yaralarınızdan Vururlar” cümlesi belki de anlatamamayışımın sebebi..

Büyükannem suya anlat su alıp götürür derdini diye arkamdan seslenirdi…
Koşarak geldiğim bir derenin kenarına çömelip anlatırdım dertlerimi suyun beni dinlediğini ve anlattıkça her şeyin daha güzel olacağına inanırdım..
Şimdiler de ise Aşkların en güzel rengine Eylül yağmurlarına anlatıyorum derdimi..

Üşüyorum Sensizlikten

Eyy yâr…
Benim gecemin rengi sensin.
Seni öyle kaybettim ki..
Gözlerimden dökülen yağmurlardan soruyorum seni..
Üşüyorum sensizlikten…
Ne geceler geçiyor ne gündüzler
Sensiz hiç bir şeye talip olamıyor
Nefes alamıyorum sanki…
Islanmak istiyorum..

Hadi yağ yağmur tam şimdi şuanda yağ..
Yağ ki gözyaşlarım yağmuruna karışıp gökyüzüne çıksın…
Çıksın ki yârin üstüne hasret olup özlem olup inebilsin..
O zaman bu yanan yüreğimi…hasretinden kavrulan bu kalbimi görebilsin…

Gökçe Şahin