Mitomani

Mitomani
Mitomani

Mitomani

Günlük yaşantıda, hemen hemen herkes ufak da olsa yalana başvuruyor. Koşullar gereği, durumu kurtarmak için iyi niyetle de olsa yalanlar söylenebiliyor. Bazı durumlarda, doğruyu söylemekten kaçınabiliyoruz. Kimseye zararı olmayan yalanlar söyleyebiliyoruz. Özellikle sosyal medyadaki paylaşımlar, gerçeğimizi ne kadar yansıtıyor? Başka bir örnekle; ilk tanışmada ne kadar kendimiz olabiliyoruz? Olduğumuz gibi görünebiliyor muyuz? Bu unsurlar, kendimize olan saygının ve samimiyetimizin yitirilmemesi açısından çok önemlidir.

Bu gibi durumlar zararsız gibi görünen yalanlar olsa da, işin rengi şöyle değişiyor;

Karşılığı olsun ya da olmasın sürekli yalan konuşarak işlerini yapan ya da yaptırmaya çalışan, yalanlar üzerine sosyal ilişkiler kuran bir insanın  kurduğu sahte bir hayat ne kadar devam edebilir? Kişi bir süre sonra, kime ne yalan söylediğini unutur. Etrafındaki insanlar durumu anladığında, değeri gün geçtikçe azalır. Hatta herkes tarafından düzenbaz ya da üçkağıtçı olarak adlandırılır. Bu, bir insanın başına gelebilecek en kötü durumdur. Çünkü insanlık gereği, bu hayatta herkes sevilmek, sayılmak ister. Hatta kendi karakterini ve farkını ortaya koymak için çabalar, kendini geliştirir. Bunların yerine, sahtekar olarak nitelendirilmek, yaşarken ölmek gibi bir şeydir. Öz saygı, yerini güvensizliğe bırakır. İnsan git gide yalnızlaşır.

Daha önce dinlediğim bir programda anlatılan Jean Claude Romand’ın yaşantısı beni dehşete düşürmüştü. Günlerdir etkisinden çıkamamıştım.

Jean Claude Romand bir mitomandı.

Yalan söyleme hastalığı olan Romand, ailesine ve arkadaşlarına sürekli yalanlar söylüyordu. Herkes onun doktor olduğunu zannediyordu. Başarı ile bitirdiğini söylediği Tıp Fakültesi’nde sadece kaydı bulunuyordu. İkinci sınıftan sonra hiçbir sınava katılmamıştı. Herkese Dünya Sağlık Örgütü’nde çalıştığını söylüyordu. Ancak örgütte ismi bile yoktu. Evli olan Romand’ ın ayrıca bir sevgilisi de vardı. Sevgilisinin biriktirdiği tüm paraları fon hesabında değerlendireceğini söyleyerek harcıyordu. Bir nevi geçimini bu şekilde sağlıyordu. Sevgilisi paraları isteyince onu öldürmeye kalktı. Söylediği yalanlardan dolayı psikolojisi fazlasıyla bozulan Romand, önce anne ve babasını sonra karısı ve çocuklarını öldürdü. Evini yaktı. En sonunda müebbet hapis cezası aldı.

Mitomani

Gözlemlediğim kadarıyla, her konuda olduğu gibi yalan konuşma alışkanlığı da çocuk yaşta yetiştirilme tarzı ya da travmalara dayanabiliyor. Anne babasından ya da yetiştirilen büyükleri tarafından gördüğü baskılar, yapılan suçlamalar, çocuğu yalan söylemeye itebiliyor. Korku duygusuyla birlikte çocuk sürekli yalan konuşmaya ihtiyaç duyuyor. Küçük yaştan itibaren söylenen yalanlar, masum gibi görünse de, yetişkinlik döneminde alışkanlık haline geldiğinde hayatımızı mahvedebilir.

Bu nedenle çocuğa ilk olarak öğretilmesi gereken; sonucu ne olursa olsun dürüst davranması gerektiğidir. İsteyerek ya da istemeden yapılan hataların tüm sorumluluğunun üstlenilmesi gerektiğidir. Böylece, insanların gözündeki değeri bitmeyecek, en önemlisi de kendisine olan saygısı sarsılmayacaktır.

Hepinize yalansız mutlu bir yaşam dilerim.

Ceren Büyükyarın

1989'da İskenderun'da doğdu. 2008 yılında Çanakkale 18 Mart Üniversitesinden mezun oldu. Hemen ardından Anadolu Üniversitesi işletme fakültesine geçiş yaptı. İş hayatıyla birlikte okudu, mezun oldu. 2010 yılında Türk Telekom firmasında iş hayatına başladı. Görevini hala sürdürmektedir.