Koca Çınarımız

Koca Çınarımız

Koca Çınarımız

2020’nin son günlerinde kaybettim güzel kalpli dedemi. Son zamanlarında kanser tedavisi nedeniyle halsiz ve yorgunluğu fazla olsa da, hep hareketli, enerjik halleri kaldı aklımda. Rahatsızlanana kadar, onu hiç mutsuz, yorgun görmemiştim. Her gün ilgilenmesi gereken işleri, uğraması gereken arkadaşları olurdu mutlaka. Evde olduğu zaman ise kitap karıştırır ya da gündemi takip ederdi. Kafa dengi insanlarla sohbet etmeye bayılırdı.

Ankara’nın ayazında, her sabah saat 5 gibi uyanır, doğanın tertemiz havasını ciğerlerine doldururdu. ‘Ormana gidiyorum, koşuyorum. Kimse yok kızım. Ses yok. Bağırıyorum, rahatlıyorum. Bana çok iyi geliyor’. derdi. Farkında değildi ama kendi kendine psikoterapi uyguluyordu aslında. Tüm negatifliğini bağırarak ormana bırakıyordu. Öfkesini atıyor, kalp kırmaktan kaçıyordu belki de bu yöntemle.

Torunlarını, çocuklarını çok severdi. Bizlere sürpriz yapardı arasıra. Yaz-kış farketmeksizin, haber vermeden Ankara’dan İskenderun’a gelirdi pat diye. Havalara uçardık onu görünce. ‘Akşama balık keyfi yapacağız’ derdi. Ertesi gün sahile balık tutmaya gider, sadece iki küçük balık tutabilirdi ama kalanını balıkçıdan tedarik ederdi mutlaka 🙂 Denizi gördü mü dayanamaz, hava soğuk da olsa girerdi.

Kars’ın Göle ilçesinde, köy hayatıyla yetişmiş bir insan olarak vizyonunu hiç kaybetmemişti. Onca baskı ve itiraza rağmen, en küçük kızını, dil öğrenmesi için, İngiltere’ye göndermişti. Eğitime çok önem verirdi. Atatürk yolunda ilerlerdi hep. Her zaman Atatürk’ ten bahsederdi bizlere, güzel Türkçe’siyle. Onu dinlemeye bayılırdım.

Tam bir Atatürkçüydü. Tüm tarih olaylarını bilir, anlatırken heyecanlanır, zaman zaman saygıyla eğilirdi. İki kitap birden, aynı anda okumayı çok severdi. Son nefesine kadar okudu. Kendini hep geliştirmeye çalıştı.

Koca Çınarımız

Koca Çınarımız
Koca Çınarımız: Turan Demirci

O, hayat dolu bir insandı. Özellikle yaşlılık dönemlerinde, hayatında, olumsuzluğa yer vermemeye çalışırdı. Gergin ortamlardan hızlıca uzaklaşırdı.

Demek ki, bir zaman sonra uğraşamıyordu insan boş kavgalarla..

Demek ki, bu hayatın geçici olduğunu, mutluluğu nereden ve ne zaman yakalarsa, sımsıkı tutması gerektiğini anlıyordu..

 

Takdir ve teşekkür etmenin sihirli gücünü keşfetmiş bir insandı. Bunu sık sık söylerdi. Bir bardak su bile verilse teşekkür etmeyi hiç ihmal etmezdi.

Son nefesini verirken, anneannemden helallik istemeyi de ihmal etmedi.. Koskoca ömür ve yaşanmışlık, iki kelimeye sığdı. ‘Helal olsun..’

Nurlar içinde uyu güzel insan..

Ceren Büyükyarın

1989'da İskenderun'da doğdu. 2008 yılında Çanakkale 18 Mart Üniversitesinden mezun oldu. Hemen ardından Anadolu Üniversitesi işletme fakültesine geçiş yaptı. İş hayatıyla birlikte okudu, mezun oldu. 2010 yılında Türk Telekom firmasında iş hayatına başladı. Görevini hala sürdürmektedir.