Final Bölüm 1: Tanrının Zulmü

Final Bölüm 1: Tanrının Zulmü

Yeni yazı dizim, gelecekte yayınlanacak olan Final isimli romanımı her hafta salı günleri https://habergalerisi.com/author/pontos35/ bu adres üzerinden Haber Galerisi‘nde paylaşacağım. Bu haftaki öykümüzün ilk bölümü Tanrının Zulmü ismini taşımaktadır. Final Bölüm 1: Tanrının Zulmü olarak yayınlandı. Şimdiden iyi okumalar.

Final Bölüm 1: Tanrının Zulmü

Tanrı O’na hiç kimsenin istemeyeceği hatta aklına bile getirmeyeceği kadar kötü çirkin korkunç bir son hazırlamıştı, öyle ki onu tanıyan, zalimliğine rağmen seven diğerleri bile o günü, o gün yaşananları, o günden sonra hiç konuşmadılar. Bütün halk susmuştu.

Ama hala bu gezegende yaşadıklarına göre hiç bir şey yapmadan duramazlardı. Önce o günden kalan pisliği temizlemek gerekiyordu. Bu temizlik bir kaç gün sürdü sonunda pis kokudan da eser kalmadı.

Peki, gölge adam nereye kaçmıştı? O’nun yanında olduğu zamanlarda O’na ben kötüyüm dedirtmişti, Tanrının…

“Hadi uyan artık, kahvaltın geldi.”

reklam

Git başımdan, hayal kuruyorum şu an, hem o kokmuş peyniri sen ye…

“Sana söylüyorum.”

Dokunma bana, çek ayağını suratımdan…

“Hala kendini kral sanıyor, gerzek pislik.”
“Kral mı? Bence aynaya baksın, bu haliyle vebalı bir fareye benziyor.”

Kahkahalarla odadan çıktılar. Kapının kapandığını duyunca, gözlerini açtı. Uyuyor taklidi yapmazsa tekme ya da tokat atıyorlardı.

Final Bölüm 1: Tanrının Zulmü
Final Bölüm 1: Tanrının Zulmü

Ben bu ülkenin hatta dünyanın kralıyım

Asaletim olmasa bende onlar gibi davranırım, hatta yumruklarımla dövüşürüm ama bu bana yakışmaz. Ben bu ülkenin hatta dünyanın kralıyım.

Saygısız çöpler, bana gerzek ya da fare demeniz sizin aşağılık sınıfınızın kıskançlığıdır. Çok güzel cevaplar verirdim de işte…

Öff bu ne pis koku… Kaç yıllık peynir bu… Kesin zehirlidir… Bunu da diğerleri gibi pencerenin önüne bırakayım.

Ayağa bile kalkmam ne kadar zorlaştı. Önce şu ekmekleri yemeliyim. Tüm gücümü harcayıp, burada ölmek istemiyorum.

Burası benim yerim değil, burası iktidarımda gözü olanların, benim kuyumu kazanların yeri.
Ben bu zindan da kimleri kimleri çürüttüm. Hakkımda ileri geri yazan gazeteciler, durup dururken beni protesto eden öğrenciler, hakimler, savcılar, bana bağlı olan askerler…
Nankörler, alçaklar…

Ha gayret Norman, ayağa kalk… Kalk da seni ayakta görsünler. Titremeyin dizlerim, beni yarı yolda bırakmayın.

Ben hayatta olmasam güneş bile doğmaz

Dışarısı ne kadar güzel, bu ülke hala benim. Ben hayatta olmasam güneş bile doğmaz. Şimdi bunu anlamıyorlar. Ama yakında yeniden başa geçeceğim. Her şey yeni baştan başlayacak, davetler, partiler… Bol bol yemekler, su gibi akan içkiler…
Dans evet dans…

Sadık uşaklarım, bakanlarım ve… Çok heyecanlandım şimdi, aslında unutamadığım onların eşleri… Ne unutulmaz geceler yaşattılar bana, tabi ki ben de onlara, her şey karşılıklıydı.

Lanet olsun ki dünya nimetlerinden faydalanmamı çok gördüler.
Sapık diye adımı çıkardılar. Oysa benim gibi düzgün erkekler de bazen çamurda yuvarlanmak ister. Babam yüzünden işte… O çirkin kadınla evlendirmeseydi beni. Benim de dünya güzeli bir kraliçem olurdu. İlk işim onu bu zindanda bırakmak olacak. Zaten şurada bile yanı başımdaymış gibi bağırmasını ağlamasını duymaktan kulaklarım patladı. Hiç olmazsa başka bir kuleye kapatsalar domuz suratlı kadını…

Ayak sesleri geliyor, sakin olmalıyım. Onlar beni yenemez.

Aydan Erdoğan

Korku ve kader yüzyıllardır birlikte, o yüzden yazdığım hikayelerin tarihi yok. 

4 YORUMLAR

  1. Çok Çok teşekkür ederim paylaştığınız için mükemmel bir yazı.
    Sürüklüyor insanı çok farklı bir yerlere götürüyor.
    Devamını bekliyorum sabırsızlıkla
    Umarım kitapta toplarsınız
    İnanıyorum başarılı bir yazar olursunuz.

  2. Çok Çok teşekkür ederim paylaştığınız için
    Mükemmel bir yazı akıcı
    Umarım kitabınız çıkar
    İnanıyorum çok başarılı olacağınıza
    Farklı bir yorum sürükleyici çok güzel 🙏🙏🙏🙏🙏👏👏

Comments are closed.