Onca Yoksulluk Varken

Onca Yoksulluk Varken

Onca Yoksulluk Varken

Başlığa bakınca:

  • Ülkemizdeki yoksulluğu, işsizliği, enflasyonu,
  • Yanlış ekonomi politikaları sonucu halkın 120 milyar dolarlık döviz rezervinin eridiğini,
  • Açlık sınırının altında yaşayan insanların sayısı her gün artarken garantili ihalelerle kimlerin ne kadar para kazandığını,
  • Enflasyon düşük gösterilerek işçiye, memura, emekliye düşük zamlar yapıldığını,
  • Çalışanların kıdem tazminatına göz dikilirken bazı yapsatçıların vergilerinin sıfırlandığını,
  • Acımasızca yapılan doğa katliamlarını,
  • Topluma hiçbir katkısı olmayan ve Anayasamızdaki laiklik ilkesine aykırı faaliyet gösteren vakıf ve tarikatların ne kadar revaçta olduğunu,
  • Kadın cinayetlerinin ve çocuk istismarlarının ne kadar arttığını,
  • Pandemi sürecinde başka ülkelere yardım yapıp kendi vatandaşından para istendiğini,
  • Diyanete o kadar yüklü bütçe ayrılırken, eğitime ve sağlığa neden yetim muamelesi yapıldığını,
  • Suç örgütü liderlerinin siyaset sahnesine girmesine göz yumulurken, gazetecilerin, aydınların, muhaliflerin aylarca ceza evlerinde tutulduğunu…

Yazacağımı düşünmüşsünüzdür…

Hayır, bunlardan söz etmeyeceğim… Bunları basından zaten biliyorsunuz…

Bakın neden bahsedeceğim…

Romain Gary… Asıl adı Roman Kacew… 1914 yılında Litvanya’nın başkenti Vilnüs’te doğdu… Ailesiyle önce Varşova’ya yerleşti… Babasının 1925’de ailesini terk etmesinden sonra annesi tarafından yetiştirildi…

1928 yılında, Gary henüz 14 yaşındayken, annesiyle Fransa Nice’de bir banliyöye taşındı…

Birinci Dünya Savaşında Almanya’ya karşı savaşmak için Fransa’ya yerleşti ve adını Romain Gary olarak değiştirdi… Paris’te hukuk okudu. II. Dünya Savaşında Fransa’nın Almanların işgali sırasında İngiltere’ye geçti ve pilot olarak 65 saatten fazla uçarak, 25’den fazla başarılı saldırıda görev aldı… Savaştan sonra çok sayıda onur nişanı kazandı…

*

Edebiyat dünyasına 1956 yılında, Cennetin Kökleri adlı romanıyla giren Gary, Goncourt Ödülü’nü kazandı… Daha sonra kimi romanlarını “Emile Ajar‎” takma adıyla yazmaya başladı… “Onca Yoksulluk Varken” romanını da, hiç kimsenin bilmediği “Emile Ajar‎” adıyla yazdı ve yine Goncourt ödülünü kazandı… Böylece, Fransa’da bir yazara sadece bir kez verilen Goncourt Ödülünü farklı isimlerle iki kez kazanan tek yazar olarak tarihe geçti…

          *

Onca Yoksulluk Varken

Onca Yoksulluk Varken
Onca Yoksulluk Varken

Onca Yoksulluk Varken romanı, Momo adında, bir hayat kadını olan annesi tarafından terk edilmiş on yaşında siyah tenli bir çocuğun anlatımlarından oluşmaktadır… Momo, Nazi toplama kamplarından kurtulmuş olan ve gençliğinde yine bir hayat kadını olan, ilerleyen yaşıyla birlikte sahipsiz çocuklara bakan Yahudi kökenli Madam Rosa’yla birlikte yaşamaya başlar…

Roman, Madam Rosa ile Momo’nun çatışmalarla başlayan ilişkisinin, “Onca Yoksulluk Varken” nasıl bir dostluğa dönüştüğünün dramatik öyküsüdür…

Roman iki kez filme alınmıştır… İlkinde Madam Rosa’yı Simone Signoret, ikincisinde 85 yaşında sergilediği performansı hayranlıkla izleyeceğiniz Sophie Loren üstlenmiştir… (Güncelleştirilerek çekildiğinden, ikinci filmdeki cep telefonu içeren sahneleri görmezden gelmek gerek…)

 

Günümüzde onca yoksulluk varken; sevginin gücünün içimizdeki umutları yeşertip önce gür bir ağaç, sonra bir gür ağaç daha yeşerterek… Sonunda, adını “Atatürk Ormanı” koyacağımız yemyeşil bir özgürlük ormanına dönüştürmesi dileğiyle…

 

Bu hasret bizim…

 

Ertuğrul Filizay

Twitter: @ErtugrulFilizay