Saygı – Sevgi İkilemi

Saygı - Sevgi İkilemi
Saygı - Sevgi İkilemi

Saygı – Sevgi İkilemi

Saygı ve sevgi, hepimizin hayatında yer alan önemli unsurlardır. Her zaman ‘saygı – sevgi çerçevesinde’ ilişkiler, arkadaşlıklar kurmaya çalışırız. Ancak bunu gerçek anlamda hissedebilir miyiz? Sevdiğiniz bir insana duyduğunuz saygıyla, korktuğunuz ya da mecbur bırakıldığınız bir insana duyduğunuz saygı arasındaki uçurum farkı dehşet vericidir. Korkuyla dayatılan saygı asla gerçek değildir. Sadece anı kurtarmak, ciddi tartışma ya da kavgadan kaçmak için sessiz kalıp saygı duyuyormuş gibi yapmak üzerine kurulan hiçbir ilişki kalıcı olamaz. Korkunun olduğu yerde saygı yer alamaz.

Çocukluk yaşlarımda şahit olduğum kötü yetiştirilme örnekleri aklıma geliyor zaman zaman. Anne – babanın çocuklarını korkutarak kendi düşüncelerini empoze etmeye çalışmaları, çocuğun bir konuda itirazı olduğunda ‘saygısızlık’ ile suçlanarak susturulması, susmanın, saygı göstergesi olduğu yönünde büyük yanılgıyla yetiştirilen onlarca insan.. Bu yanlış yetiştirmenin, daha kendi kimliğini bulamamışken çocuk yaşta evlenip ya da evlendirilip anne-baba olmalarından kaynaklandığını düşünüyorum. Bilinç seviyesi oluşmadan, farkındalığını artırmadan girilen bu yol ne yazık ki zincirleme hatalı insan üretimine neden olabiliyor.

Çocuk yetiştirmek, toplumun seviyesini belirleyen en büyük etkenlerdendir.

Günümüzde evlenme yaşının artmasıyla birlikte insanlar daha bilinçli şekilde hayatını idame ettiriyorlar. Artık herkes psikolojiyle daha yakından ilgileniyor. Ebeveynler, çocuklarını, gerçek anlamda dinleyip, psikolojilerini önemseyip, düşüncelerini özgürce ifade etmesini sağlıyorlar. Sadece çocuklarından saygı duyulmasını beklemiyorlar. Çocuklarına saygılı davranarak, onların da kendilerine saygı duymasını öğretiyorlar. Karşılıklı kurulan bu etkileşim ile çocuğun hem özgüveni gelişiyor hem de hayatına alacağı insan türleri belirleniyor. Huzursuz bir ailede yetişen çocuklar genellikle huzursuz arkadaşlıklar kuruyor. Temeli sevgiye dayanarak yetiştirildiğinde ise daha sakin, huzurlu bir hayat yaşıyorlar. Hayatlarına aldıkları insanlar da bu tarzda oluyor. Ahlak ve hoşgörüye dayalı yetiştirme tarzı her zaman sağlam temellidir. Beraberinde, içtenlikle duyulan saygı ve sevgi duygularını da getirecektir.

Saygı tohumlarının yeşerdiği yol sevgiden geçiyor.

Diğer bir yandan da, sevgisizlik ve düşünmeden kalp kırmak var olan saygıyı bir anda yok ediyor.

İnsanların birbiriyle düşünmeden konuşmaları, sonradan pişman olacağı sözler sarfetmeleri de saygı-sevgi unsurlarını yok eden büyük etkenlerdendir.

TDK, saygı kelimesini ne güzel tanımlamış;

“Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu, hürmet, ihtiram.”

Sevginin olduğu yerde saygının, saygının olduğu yerde ise sevginin yeşerdiği belirtilmiş. Saygılı olmanın, özenli – ölçülü davranış şekliyle kalp kırmamaya dikkat edilerek mümkün olduğu söylenmiş. Saygıyı yok etmemek için sözlerin seçilerek söylenmesi gerektiği vurgulanmış.

Bu konuda Fransız yazar Voltaire’nin sevdiğim bir sözü; ‘hırs gelir göz kararır, hırs gider yüz kararır’. Arkaya dönüp bakıldığında, ne saygı ne sevgi kalır.

Bir anlık öfkeyle sonradan pişman olacağımız sözler sarfetmeyelim. Saygı, sevgi ve güven duvarlarını tekrar inşaa etmek, toparlamak zor oluyor.

Zorlamayla değil içtenlikle saygıya dayalı, sevgi dolu yaşantınızın olması dileğiyle..

Ceren Büyükyarın