Stajyer Emeği Sömürüsü

Stajyer Emeği Sömürüsü
Stajyer Emeği Sömürüsü

Stajyer Emeği Sömürüsü

Geçen yazım diğer Habergalerisi yazarları tarafından beğenilince ve onlar da bir öğretmen gibi yazı yazmamı isteyince, en azından önümüzdeki bir kaç yazıyı bu şekilde yazmaya ve kafamdaki bazı şeyleri yazıya dökmeye karar verdim.

Yazı ile ne değişir, en azından birileri bazı şeylerin farkında olur. Velileri uyarmam gereken diğer bir konu da, stajyer emeğinin sömürüsü. Hem öğrenciler, hem de veliler bundan habersiz.

Sevgili gençler ve veliler, bunu bir öğretmenden duymak size tuhaf gelebilir ama kağıt ya da naylon staj da diyebileceğimiz staj, pek çok kere en iyisidir. Çünkü işletmelerin çoğunun amacı iş öğretmek değil, bu bahane ile genç insanın emeğini, hem de hevesi ile oynayarak almaktır. Hiç bir işletme yeni personelini stajyerleri arasından seçmez. Göze girmek için çok çalışan, çırpınan stajyer, sadece daha fazla kullanılır. Böyle aşırı hevesli stajyer her işletmede bir kaç tane mutlaka bulunur ve tüm ayak işleri onlara yaptırılır.

Bu bir sır değildir ve işletmeler buna o kadar alışmıştır ki, eskiden staj, öğrenciyi meslek lisesine çekerdi, şimdi öğrenciyi itiyor. Önceleri staj öğrencinin kısmen serbest kaldığı, boş zamanı olduğu ve aynı zamanda bir işe yaradığını hissedip, saygı gördüğü yerdi. Hele sağlık meslekte, oğlanlar memur bey, kızlar hemşire hanım sözünü duyup, şevke gelirlerdi. Üzerine cüzzi de olsa bir maaş alırlardı.

Stajyer Emeği Sömürüsü

Oysa şimdi tüm meslek liselerinde staj hem para almadan gün boyu çalıştıkları, hem de diğer çalışanlar tarafından itilip, kakıldıkları yerler. Özellikle turizm meslek liseleri nisan sonunda okulu kapatıp, staja gidiyorlar ve turistlik yerlerde otelin tüm pis işleri onları bekliyor. Turizm sektörü de giderek çekiciliğini kaybediyor. 2010’dan beri her mart-nisan ayında yabancı ülkelerin bir ya da bir kaçı ile gerilen ilişkiler yüzünden krize giriyor. Buna İzlanda yanardağı (adını yazması ve okuması zor) , korona hastalığı gibi bir sürü krizler de sezonu tehlikeye atıyor. Güvenli liman gibi görünen şehir otelleri de çok az eleman alıyor ve bu okulların çekiciliği giderek yitiyor. Buna bir de dindarlık adına şarap garsonluğu derslerinin kalkması ve bu okulun servis (garsonluk) mezunlarının iş bulmasını daha da güçleştiriyor.

Sadece turizm değil, tüm meslek liselerinde öğrencilere stajda kötü muamele, genelde öğrencilerin başka okullara kaçma ve okulu bırakma sebebi. Meslek lisesi, memleket meselesi diyen işverenler, esnaf ve sanayiciler, gençler daha iş hayatına atılmadan gerçek yüzlerini gösteriyorlar.

Üniversitede de bu sömürü devam ediyor.

Her yıl zorunlu olan-olmayan ( biyologların hastane stajı gibi zorunlu olmayan stajlar da var) staj sayısı ve süresi artıyor. Firmalarda öğrencileri rica minnet staja alıyor, bazıları da bunun için özel program yapıp, eleman ihtiyacını büyük ölçüde üniversite-lise öğrencilerinden karşılıyor, bazıları stajyerlere yemek bile vermiyor, köle gibi de çalıştırıyor. Kölelere en azından yemek ve su verilirdi.

Sonra bu staj, üniversite bitince de bitmez. Özellikle özel okullar ve dershaneler, kaç yıl tecrüben olursan ol, ilk bir kaç sene stajyer diye ucuza çalıştırıyorlar.

Bir de stajyer diye başka bir tür sömürü var.

Satıcılar ve satış şirketleri, bazıları bir eğitim de vererek, altı ay kadar bir staj-deneme süresi veriyor. Satıştan komisyonda veriyor. Sonra en fazla altı ay sonra işine son veriyor. Bunu giyim ve teknoloji perakende zincirleri çok yapıyor. Çünkü işe giren kişi, kadroya gireceğim diye en az bir kişiyi o firmaya bağlıyor. Bir insan, hele de biraz da hali vakti yerindeyse, yılda bir kaç kere kıyafet ve teknolojik alet alıyor. Flaş diskler sık sık bozuluyor, cep telefonları ve bilgisayarların ömrü en fazla bir kaç yıl. Şarj cihazları, telefon kılıfı, ekran filmi derken, o da sık yapılan bir ihtiyaç. O elemanı kovup, yeni birilerini dükkana getirecek, yeni ve hevesli eleman alıyorlar.

Sevgili öğrenciler, size kimsenin anlatmadığı şeyi anlattım bu yazı ile. Ülkemize staj sömürüden başka bir şey değildir. Öğüt vermesi ayıp olacak ama çok önemsemeyin ve bir an önce kurtulmaya bakın.

Sinan Kemal