Ruhuna İyi Bak

Ruhuna İyi Bak
Ruhuna İyi Bak

Hemen hemen bir çoğumuz bakımlı, güzel, çekici görünmek için bedenimize birçok yatırımlarda bulunuruz. Her gün düzenli spor yapar, vücudumuzu geliştirir, güzel kıyafetlerle, takılarla bedenimizi süsleriz. Peki bunların yanında ruhumuzu ne kadar besliyoruz? Uzmanlar her gün bir kaç dakika ruhumuzu dinlemeyi öneriyor. Ruhsal sağlığımız için, kendimizi mutsuz hissettiğimiz anlarda, öz şefkat meditasyonu ile sakin kalmayı tavsiye ediyorlar.

Hayat telaşı içerisinde, en çok bedenimizi yoruyor gibi görünsek de asıl ruhumuzu yoruyoruz. Stres, psikolojik şiddet, evde ya da iş yerinde yapılan baskılar, gelecek kaygısı, negatif insan ilişkileri ve daha birçok olumsuz düşünceler beynimizde yankılanırken, asıl darbeyi ruhumuz alıyor.

İç içe yaşadığımız toplumumuzda, insanlar arasındaki iletişim her zaman olumlu olmayabilir. Çağımızın hastalığı olan stres ile baş edebilmekte zorlanırken, umutsuzluk, çaresizlik gibi etkenler insanları daha karamsar yapabilir. Bu karamsarlığı ise etrafına yayabilirler.

İnsanların sıkıntılı dönemlerinde yapılan negatif yorumlar tahmin edemeyeceğiniz kadar ruhsal çöküntü yaşatabilir.

Günlük yaşantımızda, etrafımızda birçok çatlak ses duyarız. Örneğin, kendi hayatımız için önemli kararlar aldığımızda, peşin hüküm ile aykırı, negatif yorumlar, eleştiriler duyabilir ya da yaptığımız küçücük bir hata karşısında demoralize edilebiliriz. Bu gibi durumların, ruhumuzda derin yaralar açmaması ve travmalar oluşturmaması için kontrollü düşünmemiz ve yapılan eleştirileri mantık çerçevesi içerisinde içselleştirmemiz önemlidir. Olumsuz her eleştiriyi sorgusuz kabul edemeyiz.

Herkesin bu hayatta yanılma ya da hata yapma payı vardır. Olmalı da zaten.

Albert Einstein’ın da dediği gibi,
“Hata yapmamış bir insan, asla yeni bir şey denememiştir”

Bize bir defa verilen yaşam hakkını, çok sıradan, risk almadan yaşayamayız ki. Paha biçilemeyen tecrübelerimiz ile yolumuza devam etmek, hatalarımızı üst üste yaparak değil de ders çıkararak yaşamak en güzelidir.
Yine Einstein’ın dediği gibi,
“Delilik, aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp, farklı sonuçlar beklemektir”.
Aynı hatalar ile değişim ve gelişim göstermemiz mümkün olmayacaktır.

İnsanlar hatalarıyla büyür, olgunlaşır.

Mağruz kalınan ruhsal yaralanmalar karşısında, ruhumuzun daha sakin kalması için öncelikle farkındalığımızı artırmalıyız. Ne istediğini bilen, hayatında emin adımlarla ilerleyen, yaptığı insani hatalar karşısında kendisini acımasızca suçlamayan, öz eleştirisini yaparken bile kendi ruhunu, kalbini incitmeyen, kendisini seven, doğruyu ve yanlışı ayırt edebilen insanların, derin ruhsal travmalarının olmadığını gözlemlemekteyim. Ancak bu aşamaya gelmek için birçok bedeller ödediklerini de düşünüyorum. Çünkü yaşanmışlıklar, hayal kırıklıkları, suistimaller sonucu insanlar artık zarar gördüğünü fark ediyor ve kendini soyutlamaya, arındırmaya başlıyor. En nihayetinde insan, kendi özüne dönüyor. Anlaşamadığımız insanları hayatımızdan çıkarmamız mümkün. Ancak kendimizle, ruhumuzla yaşamak zorundayız. Kaliteli bir yaşam için öz benliğimizi, ruh ve akıl sağlığımızı korumamız şarttır.

Ruhumuza kulak verelim. Şefkat ile yaklaşıp güçlendirelim. Maddi ve manevi zorlukların gittikçe arttığı dönemimizi minimum hasar ile atlatırsak, toparlanmamız daha kolay olacaktır.

Ceren Büyükyarın