Öfkenin Karanlık Yüzü

Kontrolsüz öfkenin sonu pişmanlıktır. Bu her zaman ve her yerde böyle olmuştur.

Öfkenin Karanlık Yüzü
Öfkenin Karanlık Yüzü

Öfkenin Karanlık Yüzü

Toplumun refah düzeyi, insanlar üzerindeki etkisini çok net belli ediyor. Gitgide artan geçim sıkıntısı ile birlikte, ruhsal denge sağlanamıyor, cinayete kadar varan suçlar işleniyor. Bilir kişiler pembe tablolar gösterse de işsizliğin etkisini her geçen gün yakından hissediyoruz. Psikolojinin de darmadağın olduğu bu dönemlerde maddi sorunlarla mücadele edemeyen bir çok insan, şeytanın bile aklına gelmeyen yollara başvuruyor.

Maddi sıkıntıların yarattığı etkilerin yanı sıra, öfkenin kontrol altına alınamadığı, en basit sorunların bile şiddet eylemiyle çözülmeye çalışıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Konuşarak sorunlarını çözen, vizyon sahibi kaç insan kaldı bilemiyorum ama şunu söyleyebilirim ki; iyice barbarlaşan, ilkel bir toplum haline geldik.

‘kız arkadaşıma baktın’ diyerek insan canına kıymak, bireysel silahlanmanın artmasıyla birlikte film sahnelerini aratmayan cinayetlerin işlenmesi, yapılan psikolojik ve fiziksel işkenceler, Osmanlı Dönemi’nde, siyasi ve hukuki sebeplerle yaşanan kardeş katli olayının, günümüzde küçük bir toprak parçası için dahi yapılır olması.. Yüzyıllar geçti, hiç mi ilerleyemedik?!

‘Eğitim Şart’ diye söyler dururuz ama eğitimin esas yerlerinden, ailede ve okulda, sayısız ne çok şiddet örnekleriyle karşılaştık. Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün çocukları olarak bu durumu Türk Milleti’ne hiç ama hiç yakıştıramıyorum. Medeni bir toplum için; fizik, kimya, matematikten önce -Öfke Kontrolü- adıyla, müfredata, yeni bir ders eklenmesi gerektiğinin düşüncesindeyim.

reklam

“Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır, ya da esaret ve sefalete terk eder”
       Mustafa Kemal Atatürk

Çocuklar geleceğimizin güvencesi derken, onları nasıl bir psikolojide yetiştiriyor, onlara nasıl bir dünya sunuyoruz? Her gelen jenerasyonun işi o kadar zor ki, anlatılanlarla yapılanlar arasındaki ilişkiyi dengelemek için çok kafa patlatmak zorundalar. Umarım her biri, gittikçe zalimleşen dünyaya adapte olabilmek için, zekasını ve aklını iyi niyetle çalıştırarak ilerlerler. Maalesef bu kötü giden düzenin bozulması için zinciri kırma görevini onlar üstleniyor.

Kontrolsüz öfkenin sonu pişmanlıktır. Bu her zaman ve her yerde böyle olmuştur. Geriye dönüp bakıldığında her şey darmadağındır, çok geç kalınmıştır. Bu çaresizliği yaşamayı kendimize reva görmeyelim. Öfke duygusunun şiddet eylemine geçmesine izin vermeyelim. Her gün izlediğimiz şiddet haberlerini kanıksamayalım. Öfkemizi, olumlu değişim ve gelişim ile gösterelim. Atatürk’ün, Türkiye’yi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarmak için attığı akılcı adımlara yakışır şekilde yaşayalım. Gücümüzü saldırganlıkla değil, aklımızla, kalemimizle gösterelim.

Ceren Büyükyarın

1989'da İskenderun'da doğdu. 2008 yılında Çanakkale 18 Mart Üniversitesinden mezun oldu. Hemen ardından Anadolu Üniversitesi işletme fakültesine geçiş yaptı. İş hayatıyla birlikte okudu, mezun oldu. 2010 yılında Türk Telekom firmasında iş hayatına başladı. Görevini hala sürdürmektedir.