Bu Zamanlar da Geçecek

Bu Zamanlar da Geçecek

Bu Zamanlar da Geçecek

2019 yılının son günlerinde, Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan, yarasadan bulaştığı söylenen, gözle bile görülmeyen Corona Virüsü ile mücadele veriyoruz dünyaca. Kendini saklayarak bizlerle dövüşen bu salgın, hepimizi yarı hapis bir hayata mahkum etti. Haberi ilk duyduğumda, herkes gibi ben de virüsün bu denli hızlı yayılacağını tahmin etmemiştim. Aylardır ne özgürce dolaşabiliyor, ne de birbirimize dokunabiliyor, sarılabiliyoruz. Bayramlarımızı bile ağız tadıyla geçiremiyoruz. En kötüsü de bu belirsizlik daha ne kadar devam edecek bilemiyoruz.

Pandeminin kelime anlamı üzerinden yola çıkarsak;

Antik Yunanca’da pan; tüm demos; insanlar anlamına geliyor. Tüm insanlığı tehdit eden bu virüs; dil, din, ırk, cinsiyet, yaş, köken ayırt etmiyor.

Tüm insanlar olarak düzenimizin alt üst olduğu, zenginin de fakirin de derdinin ortak olduğu bir dönem içerisindeyiz. Bu dönemde kim ne kadar payına düşeni aldı bilemiyorum ama ben kendi adıma birçok çıkarımlarda bulundum. Paranın ve gücün herşeye sahip olamayacağını, eş – dost ile yapılan buluşmaların ne kadar kıymetli olduğunu, hayatın ne olursa olsun yaşanmaya değer olduğunu, sağlıklı beslenmenin ve sigara gibi kötü alışkanlıkların olmamasının büyük fayda sağladığını, sarılmanın aslında ruhumuza ne kadar iyi geldiğini, doğanın ve hayvanların hak ettiği muameleyi görmediğini anladım. Bence bu sancılı süreç, biz insanlar için gerekliydi. Artık bir şeylerin bize dur demesi gerekiyordu. Kıymetini yitirdiğimiz bir çok şeyi önümüze sererek, tekrar düşünmemizi sağlayarak bir noktada faydalı oldu. Keşke bunları insan hayatını çalmadan öğretseydi bizlere.

Canlıların katledildiği, özgür hayatın küstahça hiçe sayıldığı eski yaşantımızın bedelini ödüyoruz hep birlikte. Fırtınadan sonra gerçek özgürlüğün tadına varabiliriz belki de.. Çünkü bedelini ödediğimiz herşeyin kıymetini de anlamış olacağız.

Elbette ki bu günlerin altından kalkacağız. Beraberinde bir çok insan da tüm benliğiyle yenilenerek devam edecek yaşantısına. Herşey tersine dönse de, bir çok alışkanlığımız kalıcı şekilde değişse de bu sürecin bizlere hayır getireceğine inanıyorum.

Şems-i Tebrizi ne güzel söylemiş;

“Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. ‘Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir’ diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?”

Şimdi şapkayı önümüze koyup düşünme zamanı. Yeni normalimizde, hayata bakış açımızı değiştirelim. Bu hayatı bilinçli olarak yaşayalım. Doğaya ve tüm canlılara saygı duyalım. Hayatı daha yaşanabilir hale getirelim.

Ceren Büyükyarın