İyi Günde Kötü Günde

İyi Günde Kötü Günde

İyi Günde Kötü Günde

Günümüzde evlilik yaşı, endişe ile birlikte yükselmiş durumda. Tek başına alınan kararların ve özgürlüğün kısıtlanma düşüncesiyle birlikte, evliliğin mümkün olduğunca ertelendiği, hatta boşanmaların bile çok sıradan olduğu bir dönemdeyiz. Aslında düşünüldüğünde, ayrı kültür ve değerlerle yetişen iki insanın, dört duvar arasında dünyalarını birleştirme çabası içerisine giriliyor. İlk birkaç sene adaptasyonu sağlamak zor olabilir. Bu yeni hayata adapte olamamışken, eşlerden birinin ego savaşı başlatmasıyla sorunların fitili ateşlenir ve dünyanın en güzel kurumlarından biri olan evlilik kurumu, ne yazık ki, içinden çıkılmaz bir hal alır. Hayatın birleştirildiği eş ile daha özgür ve mutlu yaşayabilmek varken, dar kalıplar içerisinde talihsizlikler yaşanır.

Eşler arasında birbirini aşağılama, küçük düşürme, değersizlik duygusu yaratma, evlilikte yaşanabilecek en kötü durumlardan bazılarıdır. Var olan saygı, sevgi ve birçok duygular katledilir. Onca emek heba edilir.

Evliliğe dair tüm umutlar yok olduğunda, ihya etmek çok zaman alır ya da imkansızlaşır.

Hayat şartları gereği, eşlerin genellikle her ikisi de çalışarak para kazanmak zorunda. Bazen yorgunluğun ve iş stresinin yarattığı etkiyle, eşler arasında huzursuzluklar yaşanabilir. Bu durumdayken, evlilik amacının, zorluklara birlikte göğüs germe olduğu hatırlanmalı, negatif etkilerin hızlıca kontrol altına alınması sağlanmalıdır. Böylece evliliğin başında, elimizde sıkı sıkı tuttuğumuz saygı – sevgi unsurları da yok olmayacaktır.

Nasıl ki bir çiçeğin suya ihtiyacı varsa, evliliğin de ilgi, sevgi, saygı, güven, huzur gibi unsurlara ihtiyacı vardır. Can damar unsurlar ise iletişim ve uyumdur. Aynı şeylere gülebilmek, sohbet edebilmek, geçirilen zamandan zevk almak, yanyanayken sonsuz güven hissetmek gibi duygularla yapılan evliliğin tadına doyum olmaz.

Hz. Mevlana diyor ki;

“İyi bir evlilik iki şeye bağlıdır. Birincisi; doğru insanı bulmaya, ikincisi doğru insan olmaya”.

Bazı uzmanlar, evlenince aşkın bir süre sonra biteceğini savunuyor.

Bana göre bu durum, çiftlerin aşkı nasıl değerlendirdiği ile ilgilidir. Onu gördüğünde gözlerinin içi hala parlayan, birbirini sahiplenen, hayatını eşine göre şekillendirip onu mutlu edebilmek için farklı bir dünyada muhafaza eden, sevgi ve saygısını koruyan, merhamet ile yaklaşan yıllarını devirmiş birçok çift varken, evliliğin aşkı bitirdiği klişesine pek katılmıyorum. Belki aşk zamanla sevgiye dönüşür ama tamamen bitmez. Bu dönüşüm ise karşılıklı anlayış, hoşgörü ve fedakarlıkla mümkündür.

Onun yanındayken derin derin nefes alabildiğiniz, içinizde papatyalar açtıran, ruhunuzu okşayan, sizi olduğunuz gibi kabul eden, huzur çemberi içerisinde olduğunuz birisiyle hayatınızı birleştirin. Özgürlüğünüzü kısıtlamak yerine, hayatı doyasıya yaşayın.

Hayat kısa. Kalp kırmayın..

Ceren Büyükyarın

2 YORUMLAR

  1. Günümüz dünya evi kurumunu o kadar güzel kaleme almışsın ki yüreğine sağlık. Hani hep dedikleri varya nerde o eski bayramlar,ramazanlar vs. Işte o eskide kalan bence en önemlisi aile olabilme bilinci… toplum olarak bu yok olduğu için bence evlilikler flört tadı almış durumda kanatimce. Tekrar yüreğin ve kalemine sağlık…

    • Çok teşekkür ederim ??
      Keşke herkes sevgi ekse bu dünyaya. Herşey daha da güzel olur. Olması gerektiği gibi yaşanır herşey..

Comments are closed.