Adalet Ağaoğlu ve Affetmeme Özgürlüğümüz

Adalet Ağaoğlu ve Affetmeme Özgürlüğümüz

Adalet Ağaoğlu ve Affetmeme Özgürlüğümüz

Bilim adamları, filozoflar, sporcular ve sanatçılar pek çok kez alanlarındaki yetenekleri kadar ahlaklı değiller. Tarih, bunların örnekleri ile doludur ama ben konuya giriş olarak bir kaç tanesini yazayım.

En basitinden Hakan Şükür’de kötü futbolcu diyebilir miyiz? Heisenberg kimyada Heidigger’de felsefede çok iyiydi. Bunlar onları masum yapmadı.

Sonra pişman oldular ama pişmanlıklarının sebebi neydi? 15 Temmuz başarılı olsaydı Hakan Şükür, Naziler devrilmeseydi Heisenberg, Heidigger ve hatta Norveç’in haini Knut Hamsun pişman olacak mıydı?

Peki şu anki iktidarımız yetmez ama evet güruhunu 13 eylülde referandum sonuçları belli olur olmaz kapının önüne koymasaydı, İran’da mollaların TUDEH’in bazı birimlerine yaptığı gibi makam ve istikbal verseydi pişman olacaklar mıydı?

Muhafazakar homoseksüel modacımız Cemil İpekçi ne kadar ateşli bir iktidar yanlısıydı ve iktidar da onu ne kadar çok seviyordu, hatırlar mısınız? Hani üzerindeki İstikbal Göklerdedir yazısı kaldırıldıktan sonra Türk Hava Yolları hosteslerinin üniformaları, İstanbul simitçilerinin kıyafetlerini falan tasarlamıştı. O tasarlanan kıyafetleri giymeyi bırak, hatırlayan var mı? Cemil İpekçi’yi geçtim,  eski İngilizce öğretmeni, trans sokak şarkıcısı Madam Marika’da bir ara ateşli AKP’liydi.

Adalet Ağaoğlu ve Affetmeme Özgürlüğümüz

Adalet hanımı bu inan enayliler yığınına katıldığı (bu kelimeyi kendisi başta olmak üzere,  T24’e doluşmuş tüm yetmez amacılar kullanıyor) için affetmeli miyiz?

Önce bir 2010 yılını hatırlayalım. AKP medyanın çoğunu ele geçirmişti ve yavaş yavaş o cicim ayları bitiyordu. Hatırlarsanız hayvanat bahçesi müdürü TÜBİTAK’a müdür yapılmış, kurumun Darvin’in 100. doğum gününü konu edinen dergisi toplatılmıştı.

O zamanlar kırk yıllık komünistlerin, komünizmle mücadele derneği kurmuş Fettullah Gülen ile birlik olmasına ne demeli? Üstelik Gülen, mezardan ölüleri kaldırın, onlara bile oy verdirin demişti Dincilerin yıllarca Müslümanlar öldürmesin diye Demirel’e oy verdik, yoksa Erbakan’a  oy verirdik demelerini de mi duymadılar.

Hadi bütün bunlara rağmen enayilik ettiler, ya gene o günlerde yetmez amacıların koro halinde Atatürkçülüğe hakaret etmesi ve Atatürkçülükte bulamadıkları özgürlüğü sağcılarda aramaları nedir?

Aziz Nesin, Türkan Saylan, Uğur Mumcu, Kamer  Genç ve daha nice aydınların uyarılarını da mı duymadılar.

Yetmez amacıların bazılarını, özellikle de Adalet Ağaoğlu’nu ama o  (onlar) 12 Mart ve 12  Eylül’e direndi diye savunanlar var. 27 Mayıs hariç askeri diktalar saf devlet kudreti idi. Hele 12 Eylül, itirafçıları bile kendi yanına çekmeye kalkmadı, onların gönlünü kazanmayı denemedi. Emel Sayın, Nazlı Ilıcak ve Hülya Koçyiğit gibi açıktan yardakçıları vardı. Koçyiğit ha bire TRT dizilerinde oynuyor, haftada en az bir tane Emel Sayın konseri oluyordu. Gene de Kenan Evren’in bu kişileri öven sözlerine denk gelinmiyordu.

Oysa Erdoğan, yetmez amacıları övgüye boğuyor, Abdullah Gül, Çankaya köşkünde misafir ediyordu.

Demir fiziksel şiddete dayanır ama kolay paslanır. Onlar da övgüye aldanmışlardır.

Onları başkaları, toplumun çoğunluğu ve benden başka herkes affedebilir. Benim ise o ve onun gibileri affetmemek için sonsuz sebebim var.

Yıllardır bir devlet memuru olarak  %2+2  ;4+4 gibi zamlarla geçinmeye çalışıyorum. Bir Alevi olarak, her geçen gün daha da küstahlaşan faşistlerle (özellikle sosyal medyada), devlet kadrolarını parsellemiş tarikatlarla uğraşıyorum.

O ise yetmişinden sonra bolca okur kaybetmekle beraber, zaten Nallıhan’ın hali hazırda varlıklı ailesi ve varlıklı kocası ve mirası sayesinde düşen okur miktarına rağmen maddi sorun olmadan yaşadı. Kimse yüzüne karşı kolay kolay bir şey demedi.

Ben de o ve onun gibi yandaşları kalbimden ve yüreğimden sildim. Böyle kişileri, okumayacağım, dinlemeyeceğim, izlemeyeceğim gibi, tavsiye de etmeyeceğim. Ateş olsan, cürmün kadar yer yakarsın diyeceksiniz bana ama o da benim kararım.

Sinan Kemal