Kurtlar Vadisi ve Breaking Bad

Kurtlar Vadisi ve Breaking Bad

Kurtlar Vadisi ve Breaking Bad

Biliyorum pek çok okur, Kurtlar Vadisi ve Breaking Bad ne alaka diyecek. Bense Breaking Bad ve onun meşhur avukatını anlatan Better Call Saul’un yayımlanmış bölümlerinin tamamını izledim. Kurtlar Vadisi’nin meşhur ilk 93 bölümünün tamamını ve diğer pek çok mafyatik yerli dizi izledim ve bu diziyi yapanların daha önce en azından Kurtlar Vadisi, Deli Yürek, Ezel gibi Türk dizilerini izledikleri kanaatine vardım. Bunları da madde madde yazıyorum.

Kurtlar Vadisi ve Breaking Bad

1) Baba-oğul-Sevgi-nefret ilişkisi: Jesii ve White ile Abuzer Kömürücü ve oğlu arasındaki dalgalı ve sınırda bir sevgi-nefret ilişkileri var. İki çiftte yıllar sonra buluşuyor. Dizinin Abuzer Kömürcü ve oğlunun olduğu bölümleri de izlerseniz ilk başta ne demek istediğimi anlayacaksınız. Aslında mafyatik dizilerde böylesi baba-oğul ilişkileri sıkça karşımıza çıkar. Meşhur Polat Alemdar, baron Mehmet Karahanlı’nın gizli oğlu çıkmıştı. Ezel dizisinde Dayı ile oğlu Sekiz arasında da benzer bir ilişki vardı.
2) Ana karakterlerin arada bir öldürülmesi: Bu yanılmıyorsam Deli Yürek dizisi ile başladı. Dizide adı çok bilinen, seyircinin adının alıştığı ana karakterlerin belli aralıklarla öldürülmesini, Breaking Bad’den önce herhangi bir Amerikan dizisinde görmedim. Özellikle adı çok bilinen ve ekranda çok rol olan kötü karakterler, belli dönemlerde ölüyor ve yerlerine daha kötü yeni karakterler geliyor. İyi karakterler, kötü karakterlerden daha seyrek ölüyor ama arada onlar da ölüyor. Sonra onların yerine de yeni iyi karakterler geliyor.
3) Gittikçe psikopatlaşan ve egzantirikleşen kötü karakterler: Türk mafya dizilerinde bölümler uzadıkça yeni ve daha egzantirik, daha psikopat karakterler ortaya çıkıyor. Kurtlar Vadisinde en zirve karakter Barondu, Pusu’da ondan daha zirve Baronlar çıktı. Tetikçi-katil olarak da dizi ilerledikçe daha zirve kötü adamlar ve katiller türedi. Breaking Bad’ın baronu da tavuk lokantacısı Gustavo’ydu. Sonra Meksika’da çölün ortasında oturan baron ortaya çıktı. Finalde Gustavo öldükten sonra Alman kimya devinin de adı geçti.
Beter Call Soul’da görülen yeni tetikçiler, Breaking Bad’i geçmiş. Katil kuzenler ise hikayenin başlangıcını anlattığı bu bölümlerde daha bir psikopat.

Kurtlar Vadisi ve Breaking Bad

4) Dış güçler ve etnik unsurların tehlike olması: Breaking Bad’da mafyanın temel unsurları genelde Meksikalılar başta olmak üzere, Latin Amerikalılardı. Özel dedektif Mike’ın atalarının Alman olduğunu Better Call Saul’da Alman inşaatçılarla bir sohbetinden öğreniyoruz. (Soy adı Almanca’ymış.) Gustavo’un örgütü de bir şekilde Alman firmasına bağlıydı. Breaking Bad’in son sezonundaki met çetesi ise açıkça Nazi hayranı bir çeteydi.
Benzer bir durum Kurtlar Vadisi ya da diğer benzer mafyatik dizilerde görülmekte. Genelde Laz ve Kürt aksanı yoğunlukta. Baron Karahanlının da ölüm şekli ile Üzeyir Garih olduğu, yani Yahudiliği ima edilmişti. Baronu da uluslar arası bir mason locası öldürmüştü.
5) 3-5 bölümde bir toplu katliamlar: Türk mafya dizilerinde arada ben az üç, yer yer yirmi kişiye kadar toplu çatışma ve katliamlar yaşanır. Sebebi de bu dizi ve filmlerin bir çeşit şiddet pornosu olmasıdır.
Tıpkı porno film izleyicilerinin konuyu değil de seks sahnelerini önemsemesi gibi; bu film ve dizilerin izleyicileri de çoğu kez şiddet sahneleri için izliyorlar. Dizi yapımcıları da arada bir seyircilere bunu vermek zorunda. Bu yüzden ya çok şiddetli bir çatışma ya da toplu infazlar olmakta.
6) Giderek yavaşlama ve durgunlaşma: Hemen her dizide bir sitem vardır. İlk sezonu ya da ilk bir kaç sezonu muhteşemdi diye. İşin özü şu ki, dizide ilk amaç bir kitlenin dikkatini çekmek ve kitleyi kendisine bağlamak için bol aksiyonla işe başlıyor. Bu aksiyonlar da ucuz değil. Patlamalar, taklalar, yüksek ücretli dublörler, uçurulan helikopterler falan hep çok pahalı ve yapım şirketine masraf. Dizi yapımcıları, seyircileri kendilerine bağladıklarını anladıkça, o kadar pahalı sahneleri o kadar sık çekmiyorlar.
Better Call Saul’da öyle uzun bakışma ve ağlama krizi sahneleri yok. Onun yeri uzun avukatlık bürosu görüşmeleri, uzun toplantı sahneleri almış durumda.

7) İyilikten, kötülüğe ve illegalliğe kayış:

Hem Walter White hem de Polat Alemdar; en baştan da çok iyi karakterler değildi. Ancak tam anlamıyla kötülerin kampında değillerdi. Polat, gizlice mafyaya sızmış devlet elemanı; White’da sırf tedavi masrafları için bu işe girmişti. Sonrasında her ikisi de mafya babası oldu. Polat Alemdar final bile yapamadan 15 Temmuz sonrasında yayından kaldırıldı. Better Call Saul’da ise avukatımız Saul, giderek fakir fukaranın, küçük suçluların avukatlığından, mafya avukatlığına yükseliyor.
Dizilerde karakterlerle beraber isimlerin değişmesi de bir başka benzerlik. Üç dizide de karakterler, kişilikleri ile beraber adlarını da değiştirirler. Kurtlar Vadisinde bir zaman sonra kendisini yetiştiren Aslan bey bile Ali olduğunu unutur ve ona Polat der. Walter White, kişiliğinin değişimiyle Heisenberg olur (Nazi yalakası kimya dehası), Jimy Mc Gill ise Saul Goodman olur.
8) Walter White’ın  temizlik takıntısı ile Abuzer Kömürcü’nün pisliği, sanki atıf yapmak için gibi. White bilimsel çalışsa da Abuzer ve gerçek uyuşturucu imalatçıları pek temiz değildirler ve el yordamı-göz kararı ile çalışırlar.
Profesör Sevil Atasoy,  en gelişmiş laboratuvarda, en bilimsel tekniklerle, bu ilkel üreticiler kadar kaliteli uyuşturucu üretemediklerini söylemişti.
Bu iki zıtlık sanki gizli bir gönderme gibi geldi bana. Bence  açık ki Better Call Saul dizisi yapımcıları, Kurtlar Vadisini en azından bir kere izlemiş.
Sinan Kemal
Araştırmacı; Yazar