Anadoluyu Kurutursak Yurtsuz Kalırız

Anadoluyu Kurutursak Yurtsuz Kalırız

Anadoluyu Kurutursak Yurtsuz Kalırız

21 Nisan 2015 tarihinde, Ölüdeniz Belcekız Plajında kurulan platformun kaldırılması için Demokratik Kitle Örgütleri ile bir araya gelmiştik ve verilen mücadele sonucunda o platform denilen, kumsala yayılan çeşitli, demir, tahta parçalarıyla çirkin bir görüntü oluşturan yapı kaldırılmıştı.

Plajlar kanunen halkındır ve herkes istediği gibi kullanmakta özgürdür. Ülkemizin bir çok bölgesinde turizme hizmet veren, Ölüdeniz gibi doğal alanlarımızın hor kullanılmasına ve rant uğruna tahrip edilmesine devam ediliyor.

Bir yandan salgınla mücadele ederken, geçen haftalarda “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca Muğla Fethiye’deki Ölüdeniz sınırları içinde bulunan alanlara jeotermal kaynaklar arama faaliyeti izini verilmişti.

Projede 6 sondaj kuyu noktası belirlenmişti. Oysa, Ölüdeniz lagünde, Soğuksu ve Gemiler plajı, Kayaköy ve çevresinde, Darboğaz plajı kuzeyindeki oyuk başı Mevkii’nin de bulunduğu bu yerler devlet haritalarında ‘’korunması gereken hassas bölgeler’’ olarak geçmektedir.

Anadoluyu Kurutursak Yurtsuz Kalırız

‘’Fethiye’de Kayaköy ve Ölüdeniz bölgesine yapılması planlanan Jeotermal Kaynak arama faaliyeti izni verilme çalışmaları büyük bir doğa katliamıdır’’ diyerek, Muçep, Fema ve bir çok kurum yazılı açıklamalarla tepkilerini ortaya koydular.

Tüm bunlar olurken, oluşan kamuoyu tepkisi sonucunda, Jeotermal arama ruhsatı iptal edildi açıklaması geldi. Ancak bu yeterli değil, bu bölgenin hiçbir noktasında bu çalışmanın olmayacağının açık ve net bir şekilde açıklanması gerekiyor.

Gelecekte, başka bir alanda bu girişimin yapılmasının yolu kapatılmalıdır. Ülkemizin bir ucunda, bir ağaç tutuşur, bizim ciğerlerimiz yanar.

Bu zor günlerde, doğanın bize değil, bizim doğaya, her bir bitkiye, dağa, taşa, ormana, çiçeğe, böceğe, tohuma ne kadar muhtaç olduğumuzu yaşayarak gördük.

Fethiye bölgesinde çok büyük tarihi zenginlikler, bu güne kadar yeterince talan edilip, yeterince yok edilmiştir. Yapılaşmalar ise her dönem hiç hız kesmeden devam etmektedir.

Ziyaretçilerin bu bölgelere girişleri bile kontrollü olması gerekirken Jeotermal arama girişimi bir kere daha gündeme gelmeyecek şekilde iptal edilmelidir.

Bu alanlar, Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilen, yapı yasağı getirilen ama ne yazık ki uyulmayan, mutlak korunması gereken alanlardır.

Bu bölgenin orman yapısı, ağaç türleri, endemik yapısı ve biyolojik çeşitliliği mutlak surette korunmalıdır. Sit alanı olarak kabul edilen bu bölgelerde, sondajla jeotermal kaynak aramak, var olan doğal kaynakları da yok etmektir.

Bu bölgelerde Jeotermal yapılması demek, gelecekte çocuklarımıza, kuşsuz, ağaçsız, denizsiz ve kumsuz karanlık ve gerçekten ölü bir deniz bırakmak demektir.

Ölüdeniz sadece ülkemizin değil, dünyanın da göz bebeğidir.

Kayaköy tarihe tanıklık eden, anılarla dolu, dostluklar, acılar, mutluluklar, ayrılıklar yaşamış, yaşatılmış eşsiz bir hazinedir.

Ölüdeniz’in kumunu alırsanız güneş küser. Kayaköy’ü betona teslim ederseniz, Kaya İnciri, Kaya nohutu tadını, özünü kaybeder. Onları para babalarına karşı koruyacağız. Anadolu’yu kurutursak yurtsuz kalırız.

Doğa bize hemen hesap sormaz belki, ama on yıl, yüz yıl sonra mutlaka sorar. Çocuklarımıza cennet bir ülke yerine, toz toprak bırakmayalım…

Ölüdeniz ölmesin diye, Kayaköy anılarını boş duvarlarından bize fısıldasın diye, tarihimize, kültürümüze ne pahasına olursa olsun sahip çıkacağız.

Ebru Oğuzhan Yeter