Atatürk ve Sağlık

Atatürk ve Sağlık

Atatürk ve Sağlık

“Kendine inkılabın ve inkılapçılığın çeşitli ve hayati vazifeler verdiği Türk vatandaşının sağlığı ve sağlamlığı, her zaman üzerinde dikkatle durulacak milli vazifemizdir.”
M.K. ATATÜRK 1937

A – İlk reform, Lozan Antlaşması ile kapitülasyonların bir parçası olan “Karantina Müessesesi”nin ( Meclis-i Umur-ı Sıhhiye ) kaldırılması ile Türkiye’de tıp icrası hakkının Türk uyruklu doktorlara tanınmasıdır.

B – 1920’de Sağlık Bakanlığı kurulur. 1925’te Sağlık Bakanlığı’nın çizdiği program Sağlık Bakanı Refik Saydam tarafından şöyle açıklanır:

1- Devletin sağlık teşkilatını ıslah etmek,
2- Fazla sayıda doktor yetiştirmek,
3- Numune hastaneleri açmak,
4- Ebe ve köy sağlık memurları yetiştirmek,
5- Doğum ve çocuk bakımevleri ve sanatoryumlar açmak,
6- Sıtma, trahom, frengi ve diğer hastalıklarla mücadele,
7- Sağlık teşkilatını köylere kadar götürmek,
8- Sağlık ve sosyal yardımlarla ilgili kanunlar yapmak.

Atatürk ve Sağlık

Bunlar sadece lafta ve yazıda mı kalır?

1925’te sadece yazılı olan bu maddeler savaştan yeni çıkmış, hasta, yorgun ve yoksul bir ülkede ne kadar başarılabilmiştir?

İşte 1937’de Türkiye’de sağlık alanındaki başarılar:

1- Sağlık ve sosyal yardımla ilgili 5 kanun, 10 nizamname çıkarılır.
2- Emraz-ı Sâriye ( Salgın Hastalık ) teşkilatı kurulur.
3- Hıfzısıhha Enstitüsü kurulur.
4- Emraz-ı Sâriye ( Salgın Hastalık ) hastaneleri kurulur.
5- Veremle mücadele dispanseri kurulur.
6- Heybeliada’da verem sanatoryumu kurulur.
7- Doğum ve çocuk evleri açılır.
8- Yurdun dört bir yanında kuduz müesseseleri açılır.
9- İstanbul dışında akıl hastaneleri açılır.
10- Sıtma, trahom, frengi gibi bulaşıcı hastalıklar kontrol altına alınır.

C – Sağlık reformunda diğer önemli basamak da üniversite reformudur.

Atatürk ve Sağlık

1- İstanbul Tıp Fakültesi reformu ile Ankara’da yüksekokullar açılıp geliştirilmesi projeleri, 1933 üniversite reformu programındadır.

2- Fazla sayıda doktor yetiştirme programını 15 yıl içerisinde yapmak. ( Bunların ne derece büyük bir başarı ile gerçekleştirildiği 1938 yılında yayımlanan sıhhat ve içtimai muavemet vekâleti bölümünde net görülür. )

3- Tıp biliminin gelişmesini sağlamak, ülkenin bilim adamı ve kaliteli doktor açığını kapatabilmek için Atatürk tarafından 1933’te geliştirilen üniversite reformu ile İstanbul Tıp Fakültesi Avrupa’dakiler seviyesinde modernleştirilmiştir.

4- İstanbul Tıp Fakültesi’ne o zamanlar Avrupa’da tıp alanında ilim meşalesini en önde taşıyan bir fakülte gözüyle bakılmasının en büyük delili Erich Frank’ın İstanbul Tıp Fakültesi’nde yayımladığı “New İstanbul Contributions to Clinical Science” mecmuasının İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1950’li yıllarda bile, her yeni sayısının içinde daha ne gibi tıbbi yenilik yapılacak düşüncesiyle Avrupa’dan sabırsızlıkla beklenen bir dergi olması gösterilebilir.

5- Atatürk’ün üniversite reformu, sadece Türkiye’de tıp alanında bir Rönesans değildir. Aynı zamanda dünya literatürüne tıbbi buluşların yazılmasını sağlayan bir reform niteliğindedir. Dönemin tıbbi buluşları şunlar olmuştur:

Atatürk ve Sağlık

– Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet’in Behçet sendromunu keşfi.
– Ord. Prof. Dr. Akil Muhtar’ın kendi alanında sentonin testi buluşu.
– Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman’ın psikiyatride kendi ekolünü kurması.
– Prof. Dr. Süheyl Ünver’in Türk Tıp Tarihi alanında Avrupa’da ilgiyle izlenen araştırmaları.
– Dr. Celal Muhtar’ın palomoplanter trikofisi keşfi.
– Dr. Hasan Sığındım’ın Monositer Lösemi bulgusu ile dünya tıp literatürüne geçmesi.
– Dr. Reşat Rıza Lekeli’nin hummaya karşı ilk aşıyı keşfi.

D – Tıp alanında Atatürk’ün yaptığı en büyük reform ise Türk Kadınına tıp eğitimi yapma hakkının verilmesidir.

Atatürk ve Sağlık

1- 1922 Eylül’ünde 7 genç kız Haydarpaşa Tıp Fakültesi’ne kayıt olmak istediklerinde başta aileleri, tüm basın ve tıp mensupları da dâhil olmak üzere tüm kamuoyunu karşılarında bulurlar. O günkü basın, kadının bu alanda başarılı olmasının çok uzak bir ihtimal olduğunu savunan yazılarla doludur. Tüm bunlara rağmen 1922’de 7 genç kızın kaydı yapılır.

2- Bunlar Türkiye’de yetişen ilk kadın doktorlardır. Ama onlardan önce Safiye Ayla Hanım Almanya’da doktor olmuştu. Safiye Hanım’ın ardından Almanya’da Bedriye ve Semiramis ( Tezel ) hanımlar doktor olmuşlardır.

3- İlk kadın doktorlar ancak özel olarak mesleklerini yürütebiliyorlardı. Sağlık bakanlığına girebilmek için direnmişler ve bunu 1930’da başarmışlardır.

4- Kadın doktorların uzmanlaşması meselesinde de çok ciddi sorunlar çıkmıştır. İlk Türk uzman Doktor Semiramis Tezel’dir.

Atatürk ve Sağlık

5- Tıp Kongresi’ne katılma istekleri de dikkate alınmayan kadın doktorlar nihayet 1931’deki 4. Ulusal Tıp Kongresi’nde bildiri sunmak üzere davet alan Sebahat ve Kamile Şevki Hanımla bu sorunu da çözer.

6- Uluslararası düzeyde bir kongreye 1936 yılında, Atatürk’ün önerisiyle, Atina’daki kongreye Kamile Şevki Mutlu Hanım hükümetçe yollanır.

7- Bir tıp fakültesinde kürsü sahibi olan ilk kadın doktorlar Kamile Şevki Mutlu, Müfide Küley, Talia Ayber, Afife Cenani Demirel, Münevver Yenermen’dir.

8- Diplomalı ilk Türk kadın hemşire Safiye Hüseyin Elbi’dir. Cumhuriyet dönemi hemşiresi ise Esma Deniz’dir.

9- İlk Türk kadın eczacı Rukiye Kanat Arran’dır.

10- İlk Türk kadın Diş hekimi Ferdane Bozdoğan Erberk’tir.

11- Bu kadınlarımızın olağanüstü bir çaba sonucu bugün bu mesleklerde rahatça görevini yapan kadınlarımızın yolunu aydınlatmışlardır.

Kaynak: Özlemden Eyleme Doğru ATATÜRK, sf. 235-239, Prof. Dr. İlknur Güntürkün KALIPÇI

Atatürkçü, Araştırmacı Tarih Yazarı