Demokrasinin Bel Kemiği

Demokrasinin Bel Kemiği

Demokrasinin Bel Kemiği

(Parlamenter Sistem)

İyi Partinin düzenlediği bir programda konuşan İlber Ortaylı aynen şunları söyledi: “Parlamenter demokrasi bugün için çok akıllıca görünüyor. Başkanlık sistemi dünyada Amerika hariç yok.

Bu tarihi bir olaydır, iyi tayin edilmelidir. Hiç kimsenin ben dedim oldu deme hakkı yok.

Benim dediklerim doğru deme hakkı yoktur”

İlber Ortaylı hocamızın da değindiği gibi demokrasinin bel kemiği olmazsa olmazı parlamenter sistemdir. Çoğulcu bir demokratik yönetim olmazsa ülke krizlere girer çıkmaz sokaklarda önünü göremez uçuruma doğru yuvarlanır kurtulması uzun sürer.

Tek akıl değil ortak akıl bir ülkenin gelişmiş refah düzeyini yükseltir ve geleceğe emin adımlarla yürütür ülkeyi. Tarih buna şahittir, demokratik parlamenter sistemle ülkelerin bileği kuvvetli olmuş kalkınmış, güçlü kuvvetli ve dirayetli bir çizgi çizmiştir.

ABD gibi tek tük ülkeler dünyanın süper güçleri olduğundan istisna dışındadır.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler ve yıllardır demokrasiyle yönetilen daha doğrusu yönetilmeye çalışılan devletler geleceği inşa ederken parlamenter demokrasi sayesinde ancak bunu başarır.

Tüm kamu kurum ve kuruluşların hatta özel ve tüzel kişiliğe sahip kurumlar dahi bütün bürokratik düzenin yönetimin erklerin, politikanın eksenin askeri siyasi, ekonomik, sosyal yönetim anlayışının tek merkeze bağlı olması ve idare edilmesi yönetilmesi devletin işleyişini tıkar.

Meclisi devre dışı bırakan ya da etkisiz hale getiren hiçbir yönetim anlayışı dünyada tavsif edilen önerilen bir seçenek bir tercih değildir.

Osmanlı Devletinin son yıllarında önerilen Ademi Merkeziyetçilik gibi doğrudan merkezden yönetim tarzı ve anlayışı sosyal demokratik laik bir hukuk devleti temeli üzerine kurulan ve öyle yönetilen Türkiye Cumhuriyeti Devletine uymaz.

Dünyadaki devletler özelikle batılı devletler her geçen gün demokrasinin çıtasını yükseltmek için çalışmalar, adımlar atılırken Türkiye bunun neden tam tersinde ısrar ediyor.

Örneğin Rusya bile bu adımı attı, demokrasinin temsili gücü olan meclisi aktif siyasete daha çok dahil edip karar mekanizmasını zeminini oluşturdu.

Yani kısaca tek aklın değil bir çok aklın ortak aklın ülke yönetiminde söz sahibi olmasını sağladı.

Muhalefetin de dediği ısrar ettiği gibi ülke günden güne çıkmaza giriyor, Türkiye yönünü tekrar Avrupa’ya çevirmeli hızla eskisi gibi sosyal demokratik laik bir hukuk devletinin demokrasinin temsil edildiği yegane sistem olan parlamenter demokrasiye geri dönmeli.

Demokrasinin çıtası yükselecek ki, ülkenin refahı yükselsin gücü kuvveti yerine gelsin.

Bir örnekle bitireyim, Mecliste hükümet yetkilileri kimse kimseye ulaşamayınca nöbetçi bakanlık sistemi devreye sokmuşlar.

İşe yarıyor mu diye araştırdık. Maalesef o da işe yaramamış ve sistem tıkanmış durumda, karar mekanizması bürokratik işleyiş durma noktasına gelmiş.

Bir ülkede meclisin etkisinin olmadığı bir ortamda halkın temsil edilme durumu talep ve isteklerinin de bir öneminin olmadığı anlama geliyor.

Kazım Özatak

Gazeteci - Yazar // Tarihçi - Sosyolog