Hırs 27 Bölüm

Hırs 29 Bölüm

Hırs 27 Bölüm

Vento ayağa kalkıp kolundan tutup yeniden koltuğa itti İsabel’i;

– Otur yerine… Sana gidebilirsin demedim… Alfred hazır mı? Alfred nerdesin? Neden bu evde kimse beni duymuyor.

Alfred koşarak odaya geldi.

– Hazır efendim?

reklam

– Haydi, İsabel aşkım gidiyoruz.

Vento İsabel’e elini uzattı, gülerek abartılı nezaket gösteriyordu.

İsabel ayağa kalktı, kapıya doğru aksayarak yürüdü ayağının acısından yüzünü buruşturdu. Dışarı çıktığında hava kararmıştı.

Otomobile bindiler, Vento yeni bir şarap şişesi almıştı yanına, yolda şişeden içmeye devam etti, sürekli gülüyordu, saçma sapan espriler yapıyordu.

– Şişeden şarap içmem sizi rahatsız ediyor mu? Asil kişiliğiniz bunu kaldırmaz… Değil mi? Alfred biliyor musun evlilik teklifimi reddetti… Bu ilk kez başıma geliyor…

Otomobil uçurumun kenarına geldi.

– Dur Alfred… Sen kal… İn aşağı İsabel…

– Burası…

– Hadi uzatma in…

İsabel otomobilden indi, karanlıktı, zorlukla birkaç adım attı.

– Acele etme İsabel, daha değil, önce anlatacaklarım var.

– Buraya neden geldik…

– 5 ya da 6 yaşındaydım, annem ve babam yine kavga ediyorlardı. Bu arada arkanda ki taşın üstüne oturabilirsin. Vento’da tam İsabel’in karşısına oturdu.

– Bu kavga diğerlerinden farklıydı, ben çocuk aklı şurada ki ağaç evimdeydim… Şimdi harabe… Lanet herif ben gittikten sonra zarar vermiş…

Neyse… Bütün konuşmaları duydum, onlar beni görmedi…

Dimitri anneme onu aldattığını bağırdı, anneme sürekli fahişe diyordu, anlamını çok sonra öğrendim.

Dimitri anneme; beni o pislik Rusla aldattın, şimdi O piçini al ve defol evimden…

Aynen böyle söyledi. Anneme tokat atınca ben dayanamadım, ağaçtan inip yanlarına koştum anneme sarıldım…

Dimitri; sinsi piç bizi mi gözetliyorsun diyerek beni yakaladığı gibi tam şuraya attı, yere düştüğümde kafam taşa çarptı, kanamaya başladı, o sinirle ayağa kalkıp ona saldırmak istedim annem önüme geçti…

Sonra… (Şaraptan bir yudum daha aldı.) ben… Annemi ittim… Annem uçurumdan aşağı düştü.

Dimitri bana saldırdı; aşağılık piç… Katilsin… Bir fahişeyi öldürdün… Senden ömrün boyunca beklenecek tek şey…

Hala kafamda o sözler…

Dimitri beni nüfusundan çıkartmadı, sevdiğinden değil tabi ki kasaba da dedikodu olmasın diye…

Sonra beni evde çalışan Maria ile ilk trenle Rusya’ya yolladı…

Anneme yazdığı bir mektubu bulmuş, gerçekten o herifin oğluymuşum… Adı Alexander…

Neyse Rusya’ya gittik, Maria ve beni küçük bir eve yerleştirdi. Ara sıra uğrardı, beni döver, Maria’yı sıkıştırırdı.

Biraz para verir giderdi. Yine bir gün eve geldi, o zaman 15 yaşındayım, Mac ile tanıştığımız yıllar…

Patrick ile tanıştırdı beni, sonra Meg… Patrick kimyagerimizdi, ilaçlar hazırlardı, fareler denek olurdu.

Bir gün bir ilaç yaptı.… Çiçeği ile… Zehirini kaynatmış, inanılmaz bir ilaç, fare de sadece kalp krizi ölümü gibi duruyor.

Hemen bir şişe aldım ve ertesi gün Alexander cehennemde… Biricik oğlunun yanında öldü…

Maria çok üzüldü, ben de üzülmesine dayanamadım… O’nu da cehenneme yolladım…

10 yılda 3 cinayet… Yaşım 25 olunca Dimitri parayı kesti, Rus’ta yoktu artık, çalışmayı sevmiyordum, bir şirket kurduk dördümüz, yaşlı hasta zengin kadınları avlıyorduk…

Onları ikna etmek çok kolay…

Bayağı iyi paralar kazandık…  Onlar mutlu ölüyor, biz zengin oluyorduk…

Sonra senin gibi evlenmeden olmaz diyen bir budala kız kurusu ile tanıştım, evin tek kızı, kurtulması zor oldu, en az 5 yıllık sözleşme imzalattı pislik babası, neymiş aşka inanmazmış.

Ben de inanmam zaten… Mesele o değil… (Şaraptan dolu dolu birkaç yudum aldı.) Sonuçta iyi paralar kazandık, harcadık, kumar oynadık…

Sen çok akıllı bir kadınsın İsabel… Ama benim kadar değil…

Aydan Erdoğan

Yazının daha önce yayınlanmış 26 bölümünü Sanat kategorimizde bulabilirsiniz.

 

Korku ve kader yüzyıllardır birlikte, o yüzden yazdığım hikayelerin tarihi yok.