Hırs 26 Bölüm

Hırs 29 Bölüm

Hırs 26 Bölüm

İsabel ile Vento eve geldiklerinde akşam yemeği hazırdı. Büyük salona geçtiler, Vento;

– Hemen masaya oturalım, yemek hazır…

– Ben pek aç değilim.

– Lütfen bana eşlik et, bu masa senin için hazırlandı, mumlar, şarap… her şey sevdiğin gibi…

– Vento… Benim için yaptığın her şeye çok teşekkür ederim… Ben… Teklifini kabul etmeyeceğim.

– Neden… Beni reddediyorsun… Baban bile ölmeden önce beni uygun gördü.

– Biliyorum… Annemle konuştular ama… Yinede kabul etmiyorum.

Vento kıpkırmızı olmuştu, çok öfkelenmişti.

– Sen ne saçmalıyorsun İsabel, buraya senin için yerleştim, bir sürü para harcadım, sen kalkmış kabul etmiyorum diyorsun. Şimdi masaya otur ve yemek ye… Unutma artık baban yok ve benimle evleneceksin.

– Kabalaşıyorsun Vento… Buna hiç gerek yok, medeni insanlarız, hem babamın…

– Medeni insanlarız evet çok medeni… Sen kendini ne sanıyorsun… Bu bana üstten bakman artık beni çok rahatsız ediyor.

İsabel hiç beklemediği bir tavırla karşılaşmıştı, kapıya yöneldi. Vento hızla koşup İsabel’i kolundan tuttu, geriye kıvırıp;

– Dur bakalım nereye gidiyorsun, daha konuşmam bitmedi, medeni kadın… hiç sana yakışıyor mu bu kabalık…

– Canımı acıtıyorsun, bırak kolumu…

Kolunu geriye doğru kıvırıp İsabel’i öpmek istedi, İsabel kafasını çevirdi, Vento sinirle koltuğa itekledi İsabel’i, kolunun ve masaya çarpan ayağının acısıyla İsabel çığlık attı, sesleri duyan Alfred odaya girdi…

– Çık dışarı lanet olası… Çabuk arabayı hazırla… Biz birazdan küçük bir gezi yapacağız, ama önce ufak bir işimiz var.

Alfred dışarı çıktı.

– Bu işi küçümsediğim için affet beni sevgilim… Senin ne kadar koyu bir Katolik olduğunu biliyorum… Vento kahkalarla gülmeye başladı. İsabel korkuyordu, nerdeyse uyuşmuş gibiydi.

– Hayır, Vento bunu yapma…

– Neden? Senin ne farkın var… Daha şımarık daha kendini beğenmiş olmandan başka… Babanın ve senin tavrını en başından beri izliyorum… Öyle havadan bakmalarınız… Öyle sıkıcı öyle aptalsınız ki… Ama annen… O’nun sonradan görme halleri…

Bir kadeh şarap alıp İsabel’in karşısına oturdu. Sürekli gülüyordu. İsabel yanına gelmeden önce de içki koktuğunu anladı.

– Sen ve ailen beni hep güldürdü, kasabanın en zengini olmasanız asla sizlerle tanışmazdım, babam… yani kahrolası Dimitri’nin zengin ortağı…

Bir kadeh şarap daha aldı onu da bir dikişte içti. Ayağa kalkmak isterken yeniden oturdu, derin bir nefes aldı yeniden denedi, kalkıp şarap şişesini aldı, yeniden oturdu, kadehini doldurup, bir yudum aldı;

– Rahat mısın sevgilim? Hazır mısın? Büyük aşkın Vento‘ya sahip olmaya…

– Sarhoşsun sen…

– Maalesef başka türlü sana katlanamam.

– Aşağılık herif,( İsabel zorlukla ayağa kalktı.) Sakın arkamdan gelme, senin yüzünü bile görmek istemiyorum.