Hırs 25 Bölüm

Hırs 29 Bölüm

Hırs 25 Bölüm

Gregory İngiltere’den ayrılmak üzereydi, İsabel için birkaç kitap almak için şehrin en büyük kitap mağazasına gitti. Etrafa bakınırken önümüzde ki ay The Marriage of Figaro operasının Kraliyet Opera’nda sahneleneceğini gördü, hemen 2 bilet aldı, bu İsabel için büyük moral olurdu. Ayrıca kasabaya dönünce Veronica’yı ikna ederse Nicole ile birlikte İsviçre’de bir sanatoryumda dinlenmeye göndermenin iyi olacağını düşündü.

Alışverişini tamamladıktan sonra otomobiline binip, yola çıktı. Ofise geldiğinde hava kararmaya başlamıştı, sekreteri gitmişti. Masasında ki notlara baktı… Şaşırmıştı, Çarşamba günü saat 14.00’da Bayan Meg Frost randevu talep etmişti. Yarına kadar kasabaya dönüşünü ertelemek zorunda kaldı. Burada ki evinde kalıp öğrendiklerini yazmalıydı.

Vento ve arkadaşları sabaha karşı eve döndüler, zil zurna sarhoştular. Alfred hepsini tek tek odalarına taşıdı. Patronu her yeni işini böyle kutladığı için alışkındı bu duruma. Sabah daha neşeli olurdu.

Sabah İsabel,  annesi ve halası ile kahvaltı ediyorlardı, Veronica;

– İsabel bugün babanı ziyarete gidelim mi?

– Tabi ki anneciğim…

– Birlikte gidelim kardeşime…

Kahvaltıdan sonra hazırlanmak için herkes odalarına çekildi, evden çıkmak üzereyken telefon çaldı, arayan Gregory’di. – Efendim Gregory… iyiyim teşekkür ederim, sen nasılsın?… Biz babamı ziyarete gidiyoruz… Ne zaman?  Sen nerdesin? Anladım… Bekliyorum… Sen de dikkat et… Görüşürüz…

İsabel alak bullak olmuştu, annesi ve halası ona bakıyordu. Kendini hızlıca toparlayıp,

– Haydi çıkalım, dedi gülümseyerek

Gusto izinli olduğu için yeğeni Turner otomobili kullanıyordu. İsabel duyduklarını bir süre unutmak için Turner’e amcasının durumunu sordu.

– Efendim… Amcam çok sarsıldı, kuzenim Tony O’nun hayatta ki tek dayanağıydı. Ne kadar sürede iyileşir bilmiyorum, yaşlı kalbi buna dayanır mı?

– Bridge’de çok üzgün ve hasta…

– Evet, bu yaz nişan yapacaklardı, Tanrı bilir…

Mezarlığa gelmişlerdi, ziyaretlerini yaparlarken İsabel Vento’yu gördü, ne işi var burada diye düşündü. Vento gelip İsabel’e sarıldı, İsabel kurtulmak için hamle yapsada başaramadı.

– Buraya geleceğinizi tahmin ettim, kendini eve hapsetmen beni çok üzüyor.

– … Vento çok teşekkür ederim, beni düşünüyorsun ama… Benim annemin yanında kalmam lazım, biliyorsun.

– Biliyorum ama senden bir isteğim var kabul edersen inan ki çok mutlu olacağım… İsabel lütfen kırma beni bu akşam yemeğine bana gel… Hatta annenleri eve bırakıp birlikte bana gidelim.

İsabel Gregory’nin söylediklerini düşündü… Vento’dan uzak dur… gelince anlatacağım…

Vento dakikalarca dil döktü, Veronica’da Vento’dan yana konuşunca İsabel istemeyerek kabul etti. Veronica kendilerini Turner’in bırakacağını, onların gönül rahatlığı ile gidebileceklerini söyledi.

Meg Gregory’nin ofisine yakın bir otele yerleşmişti. Pencereden görebiliyordu, Patrick’e telefon edip geldiğini bildirdi, Vento ile konuşmak istedi, O’nun İsabel’i almak için dışarı çıktığını duyunca, telefonu kapattı, yatağına oturdu ağlamaya başladı… Bu son olsun artık… Bıktım usandım başkalarıyla paylaşmaktan… Kalkıp kendine bir kadeh şarap koydu, pencereden Gregory’nin ofisine bakmaya başladı, ordaydı çalışıyordu… Bu adam karşılıksız İsabel’i seviyordu, öyle… Uzaktan… Hiç bitmeyecek bir aşkla… kimbilir kaç yıldır… Belki çocukluğundan beri… Vento olmasaydı belki bu yaz evleneceklerdi… Vento…

Devam edecek..

 

Aydan Erdoğan