Hırs 20.Bölüm

Hırs 29 Bölüm

Hırs 20.Bölüm – Derin bir uykuya daldı İsabel, rüyasında büyük salonda üstünde çok güzel bir gelinlikle babasıyla dans ediyordu, neredeyse bütün kasaba ve arkadaşları oradaydı. Babası annesiyle evlendikleri zamandaki gibi gençti, üzerinde beyaz denizci üniforması vardı.

– Baba… Babacığım ne kadar gençsin, seni çok özledim, biliyor musun?

Bronson cevap vermeden gülümsedi. Ayakları yerden kesilmişti, birden bire evin duvarları yok oldu, dans ederek İsabel’in odasına geldiler. Aynanın önünde durdular, Bronson kızına sarıldı.

İsabel aynadan yansıyan görüntülerine bakmak için kafasını çevirdi, babası yanında yoktu. Birden her yer karardı. İçini, boğan, nefes almasını engelleyen bir korku kapladı. Bağırmaya başladı.

– Baba… Babacığım nerdesin, elimi tut, korkuyorum.

Karanlıkta bir el elini tuttu, yaklaştı, tam o sırada dışarıda bir fırtına başlamıştı, gök gürlüyor, şimşekler çakıyordu. Camdan yansıyan şimşeğin ışığı ile elini tutan kişinin Gregory olduğunu anladı, içinde ki korku yerini sonsuza kadar sürecekmiş hissini veren mutluluğa bıraktı. Sıkıca tutup elini,

reklam

– Hadi Gregory babamı bulalım, dedi.

Birlikte uçar gibi koşarak dışarı çıktılar, Gregory nefes nefese kalan İsabel’i kucağına aldı, öylece koşmaya devam ettiler. İsabel büyük bir güvenle Gregory’nin boynuna sarıldı. Gücünü hissediyordu. Uçurumun kenarına gelmişlerdi, Gregory İsabel’i kucağından indirdi, yüzüne dolanan saçlarını düzeltip, alnından öptü.

– Babanı burada arayalım, önce buraya gelir, dedi.

– Burası çok karanlık Gregory, ya yolu bulamazsa babam…

Hırs 20.Bölüm

– Bak uzaktan biri geliyor, Bay Bronson olabilir. Bunu söyler söylemez, kendini uçurumdan attı. İsabel kan ter içinde uyandı.

Odada yalnızdı, aşağıdan sesler geliyordu. Bu rüya olmalı, babam hayatta evet hayatta, diye düşündü.

Koşarak aşağı indi. Kalabalığın arasında babasını aradı, herkes üzüntü ile bakıyordu, annesi büyük koltukta uzanmış ağlıyordu.  Maalesef yanılmıştı. Kasaba halkı babasının haberini almıştı. Omzuna bir el dokundu, başını çevirip baktığında Gregory’i gördü. Hiç düşünmeden sarılıp, ağlamaya başladı.

– Gregroy iyi ki buradasın, anlamıyorum.

– Feci kaza… ama üzülme polisler ve tüm departman soruşturuyor, az önce aldığım bilgi frenlere dışarıdan müdahale edilmiş. İyice netleştirene kadar annene bir şey söyleme olur mu?

– Peki ama kim yapar bu kötülüğü, babama düşman olan kim?

– Dışarı çıkalım mı?

– Olur, bekle üstüme bir şeyler alayım.

Verandada oturdular. Hava soğuktu, İsabel yeniden ağlamaya başlamıştı. Gregory omzuna elini atıp; Ağla İsabel dedi.

Tüm olanlar hakkında konuştular, babasının sadece Vento için gittiğini, O’nu araştırıp döneceğini söyledi. Gregory bunun nedenini sorduğunda, Vento’nun evlilik teklifini anlatmak zorunda kaldı. Gregory elini çekip, yutkundu. Ayağa kalktı, ellerini cebine koyup sordu.

– Ne cevap verdin İsabel?

-… , babam yoldayken annemi aramış, Vento’yu damat olarak kabul etmiş.

Gregory yüzünü buruşturup, anladım dedi.

Devam edecek…

 

Aydan Erdoğan

 

Yazının tamamını okumak için yazar Aydan Erdoğan’ın profiline bakabilirsiniz. https://www.habergalerisi.com/author/pontos35/

Korku ve kader yüzyıllardır birlikte, o yüzden yazdığım hikayelerin tarihi yok.