Yıldız Kenter

Yıldız Kenter

Yıldız Kenter

Yıllar önce yabancı bir şirkette çalışırken, bir sabah masamda Genel Müdür imzalı bir yazı buldum… Yazıda Yıldız Kenter’in tüm yöneticilere diksiyon dersi vereceği belirtiliyor ve katılmam isteniyordu…

Dersler şirket binasının 2.ci katındaki büyük salonda verilecekti… İlk derse gittiğimde hemen gözüme çarpan, salondaki piyano ve piyanonun başında oturup bizleri bekleyen Yıldız Hanım oldu… Erken gelmişti…

İlk ders oldukça değişikti… Kendisi piyanonun başında belli aralıklarla belli notalara basıyor; her basışında bizden “peee, paaa, piii, puuu” gibi sesler çıkartmamızı istiyordu… Tabi kendisi de bize katılıyor, öncülük ediyordu…

Dersler ilerledikçe bunun yararını anladım… Uzun bir konuşma cümlesi sırasında, hiç anlaşılmadan minik minik nefes almanın ilk egzersizleriymiş… (Konservatuvar eğitimi almış bir kişi bunu benden daha iyi açıklayabilir…)

reklam

Dersler zaman zaman karşılıklı konuşma şeklini alıyordu… Bir gün, hızlı konuşup yavaş düşünen insan ile yavaş konuşup hızlı düşünen insanlardan söz ettiğini anımsıyorum… Düşünme ve konuşma hızının dengelenmesi gerektiğini vurguluyordu…

                                       ***

Yıldız Kenter 11 Ekim 1928’de İstanbul’da doğdu…

Annesi Olga Cynthia, babası Ahmet Naci Bey’di… Beş kardeşin dördüncüsüydü… Kardeşlerin en küçüğü Müşfik Kenter de bir tiyatro sanatçısıydı…

Yıldız Kenter İlkokulu Ankara’da okudu… Tiyatro yaşamı, daha 20 yaşında iken Shakespeare’in “12. Gece” oyunuyla başladı. O’nun ilerde dünya çapında bir sanatçı olacağını henüz kimse bilmiyordu… 1961 yılında Kent Oyuncuları’nı kuruncaya dek Devlet Tiyatroları’nda sahne aldı… Bu arada sık sık ABD ve İngiltere’ye gidip “Oyunculuk Yöntemleri” üzerine çalışmalar yaptı…

                                       ***

New York ve Londra’da İngilizce olarak oynadığı yarı müzikal diyebileceğimiz  “Ben Anadolu” daki o muhteşem performansını akılda tutarak, yurt içinde ve yurt dışında aldığı ödülleri buraya sığdırmak olanaksız… Ama bir kaçından söz etmeden de olmaz…

1962: Tiyatro’da Yılın Kadını…

1981: Devlet Sanatçısı ünvanı…

1984: Adalaida Ristori Ödülü… (İtalyan Kültür Birliği)

1989: En İyi Kadın Oyuncu… (Korsika-Bastia Film Festivali)

1998: Yılın Kadın Sanatçısı…  (Ankara Sanat Kurumu)

1998: Muhsin Ertuğrul Onur Ödülü…

1998: Cumhurbaşkanlığı Büyük Kültür ve Sanat Ödülü…

Ve daha niceleri…

Ayrıca Finlandiya Kadın Kuruluşu’nca “Yüzyılın En Başarılı Yüz Kadınından Biri” seçildiğini de belirtmek gerek…

                                       ***

Kasım ayından nefret etmeye başladığımda henüz okula gitmiyordum… Her 10 Kasım’da büyüklerimi ağlarken görürdüm… Zaman geçtikçe Kasım’dan daha da nefret ettim… Sevgi Soysal, Bülent Ecevit, Mümtaz Soysal… Kasım üstüme üstüme geliyordu adeta… Ve… Kasım 2005’de babamı kaybettim…

Şimdi de, tanımaktan onur duyduğum, belki de tanıdığım en zarif, en naif bir sanatçımızı, Yıldız Kenter’i sonsuzluğa uğurladık…

Ve aylardan yine Kasım…

 

YILDIZ’lar yoldaşın olsun, ışıklar içinde uyu Yıldız Kenter…

Ertuğrul Filizay

 

Twitter @ErtugrulFilizay

Körleşme isimli yazım için TIKLAYIN

Sanatın her dalıyla ilgilenen... İç ve Dış politika'yı yakından izlemeye çalışan... Atatürk'çü felsefeye gönülden bağlı... Demokrasi ve Özgürlük sevdalısı... ''Özgürlük ekmekten tatlı, Güneşten güzeldir''