Sosyal Ahlak Milli Birliği Nasıl Etkiler

Sosyal Ahlak Milli Birliği Nasıl Etkiler

Sosyal Ahlak Milli Birliği Nasıl Etkiler

Sosyal ahlakın temelden sarsıldığı şu günlerde, cevabı istenen bu soruya doğru bir yanıt aramaya çalışacağım.

Sosyal ahlakın tanımı ile başlayalım. Sosyal ahlak (millî ahlak); yurttaşlardan her alanda ilgi, çalışma, nefsin feragatini isteyen ahlaktır, hatta gerektiğinde insandan canını bile ortaya koymasını isteyen ahlaktır.  Peki, ne için? Milletin toplumsal düzeni ve huzuru için; bugün ve gelecekte gönenci, mutluluğu ve güvenliği için, uygarlıkta ilerlemesi ve yükselmesi için!

Millet; birbirine tarih, dil, kültür ve ülkü birliği ile bağlı olan yurttaşların oluşturduğu siyasal bir topluluktur. Millî Birlik; işte bu “alt birlikler” diyebileceğimiz tarih, dil, kültür, ülkü birliklerinden doğan bir tür “üst birlik”tir.

Konuyu sınırlayarak, Türk dili için nasıl bir özveride bulunmalıyızı düşünerek, devam edeceğim. Şu kavramlara göz atmak istiyorum.

Feragat: Vazgeçme demektir.

Fedakârlık: özveri, “bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi çıkarlarından vazgeçme” anlamında kullanılmaktadır. Fedakârlık, iş olsun diye değil, bir amaç gözetilerek gerçekleştirilir.

Dil; millî kültürün başta gelen bir unsurudur. Dil bir milletin tarihinin, benliğinin, değerlerinin, her şeyinin izlerini içerir. Her millet, ancak, kendine özgü bir dil ile ortak fikir ve duygularını aktarır, kuvvetlendirir, yayar. Millet olmanın yolu açılır, çünkü toplumda duygu ve düşünce birliği oluşur ve gelişir. Bu da millî birliği sağlar, geliştirir, korur. Vicdanları ve zihinleri birleştirir.

*

Atatürk dili millî kurumların en başta geleni sayar. Ona göre millî duygu, düşünce ve yöneliş, millî benlik ve bilinç millî dile bağlıdır.

Milli birliğimiz ve dilimizin sürekliliğinin devamı için; anadilimiz olan Türkçeyi çok iyi öğrenmeliyiz ve çevremizdekilere öğretmeliyiz.

Dilimize giren yabancı sözcükleri kullanmamaya özen göstererek, yerine öz Türkçe anlamlarını kullanmalıyız. Dilimizi zenginleştirmek için yeni Türkçe sözcükler üretme konusunda bizlerde çalışmalı ve çabalamalıyız. Sosyal ahlak sahibi bizler; bu konuda büyük bir özveri ile bir mücadele başlatmalıyız.

Kültür emperyalizmi dilimizi yok etmeye başladı.

Milli birliğimiz sarsılıyor. Ülke içindeki pek çok iş yerinin tabelasında Arapça ve İngilizce adlar yer almakta.

Osmanlı zamanında yaygın Arapça kullanımı, sonradan türetilen Osmanlıca ve Türk diline giren Farsça sözcükler ile Türkçe yok olmaya yüz tutmuştu. Yeni kurulan Türk devleti, Türkiye Cumhuriyeti Atatürk önderliğinde harf ve dil devrimleri yaparak Türkçenin ne kadar köklü ve zengin bir dil olduğunu tarihi verilerle ve arkeolojik buluntularla ıspatladılar. 12 Temmuz 1932 tarihi Dil Devriminin başladığı yıldır. Aynı tarihte tüm bu çalışmaları başlatan kurum ise Türk Dil Kurumu’dur.

*

Prof. Dr. Cihan Dura, değerli hocam konuyu toparlamamı sağlıyor:

Sosyal ahlak bizi her türlü kamusal sorun hakkında sorumlu ve görevli kılıyor. Örneğin milletimizin birliği için, millî birlik için çalışacak, iş yapacağız. Türk dili millî birliğimizi yapıcı ve sürdürücü bir unsur olduğuna göre, Türkçemizin varlığı ve geleceği, gelişmesi ve zenginleşmesi için de çalışacağız. Dilimizi en iyi şekilde kullanmaya çalışacağız. Arapça ve İngilizce başta olmak üzere onu yabancı dillerin etkisinden olabildiğince uzaklaştıracağız. Peki, bu sorunlarla kim ilgilenir, kim bunları kendine dert edinir? Elbette sosyal ahlak sahibi olan!…

Sosyal ahlakın olmadığı her yerde çöküntü başlar, millî birliğimiz de bu çöküntüden nasibini alır.

Bu yazıyı ele alabilmemi sağlayan kaynak; Birinci Görev Okulu ders kitabımız ve ders notlarım. Teşekkürler Cihan Dura hocam.

Meltem Karakoyun

28.09.2019