Akılcılık Laiklik ve Demokrasi

Akılcılık Laiklik ve Demokrasi

Akılcılık Laiklik ve Demokrasi

Bu hafta üstünde düşüneceğimiz ve yanıtını arayacağımız sorunun konusu Laiklik İlkesi ile ilgili. Değerli hocamız Prof. Dr. Cihan Dura büyük bir sabır emekle bizlere sistemli düşünmeyi ve gerçek Atatürkçülüğü öğretiyor. Büyük bir azimle çalışmak ve öğrenmek öğrendiklerimizi sizlerle paylaşmak heyecan verici benim için.

Laiklik Halkçılığın ön koşuludur; çünkü din temeline dayalı bir devlette ağırlığı ve önceliği olan, halk değil, dinsel seçkinlerdir; halifeler, şeyhler, şıhlar, müftü veya imamlardır.

Laiklik olmadan, neden sosyal eşitlik ve demokrasi olmaz?

Akıl+ Bilim = Çağdaşlaşma. Bu formül Sinan Meydan’a ait. Konuya uygun olduğunu düşünerek bu formülü ele alarak  soruyu yanıtlamaya çalışacağım.  Akıl ve bilim varsa çağdaş bir toplum vardır, çağdaş toplumlarda demokrasi rejimi söz konusudur. Demokrasi rejiminde ülkeyi yönetenler yalnızca halkın çıkarlarını sağlamak ve korumak için görevlendirilmiş ahlaklı kişilerdir. Demokrasi halk için eşitlik demektir.

Akılcılık ile Laiklik bence bir bütündür.  Akılcı düşünce ile eski fikirlerden, tarikatlardan ve dogmalardan uzaklaşırız. Akılcı düşünce ile gerçeklik ve nesnellik kavramlarına ulaşırız.

Modern ve çağdaş bir devlette olması gereken başlıca unsurlar; akılcılık, laiklik ve demokrasidir.

Laiklik dinin siyasetten ayrılmasıdır, din ve vicdan özgürlüğüdür.

Laiklik bir görüş değildir, her insanın bir görüşe sahip olması özgürlüğüdür.

Laiklik insana yüksek ahlaklı olmanın yolunu açar. Çünkü insanı dünya ile, insanlarla, toplumla ilgilenmeye yönlendirir. Kişi insanlığa, milletine, devlete karşı görevleri olduğunu görür. Bu yönde düşünür, iş yapar.

Laiklik temelinde; inançların hepsinin eşit mesafede yer almasını sağlayacak kanunlar vardır. Bu kanunlar, herkesi eşit görür.

Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes dil, din, mezhep, soy, siyasi görüş farkı gözetilmeksizin yasalar önünde eşit sayıldığı gibi, cinsiyet bakımından da eşittir. Hiçbir tarafa ayrıcalık tanınmaz. Erkek kadın bütün yurttaşlar devlet hizmetlerinden eşit şekilde faydalanır.

Eğer bir ülkede toplumsal yaşam; akıl ve mantıktan yoksun, zararlı birtakım inanç ve geleneklerle dolarsa toplum felç olur. Demokrasi olmadan laiklik, laiklik olmadan da demokrasi olmaz. Din işleri, devlet işlerinden  ayrılmadan demokrasi topal bir ördeğe benzer.

Devletler yönetim gücünü din ve imandan değil halktan almalıdır.

Laik bir demokrasi varsa  ümmetçilik ortadan kalkar, müminler vatandaş olur. Laiklik yoksa ümmetçilik ve biat etme vardır, ümmetçilik varsa sosyal adalet ve demokrasi yoktur, hayaldir. Laiklik çağdaş toplumların olmazsa olmazıdır. Demokrasinin ve laiklik anlayışının en büyük düşmanı cehalettir.

Sonuç olarak; nasıl Laiklik Halkçılığın ön koşulu ise Laiklik Demokrasinin de ön koşuludur.

 

Meltem Karakoyun

05/09/2019