Sen Hayyamı Tanır Mısın Müfettiş

Sen Hayyamı Tanır Mısın Müfettiş

Sen Hayyamı Tanır Mısın Müfettiş

Amacım,
Bu dünyadan geçip giderken anlamlı ve dokunaklı bir iz bırakmak.
Bir söz, bir şiir, bir yazı yaşanmışlıkların iliştirildiği resim kareleriyle tamamlanmış mesala.

Günlük politikalar,  siyasi travmalar, mutsuzluğa sürüklenen dünya insanları’nın sorunları ile kavrulurken kendi kabuğuna çekilip  yazı yada şiir yazmak bu sıralar zor.

Düşüncelerimi, kağıda dökmek için elime aldığım kalemin yönü, koyu sınırlarda iyiyi yazmaya çalışsada, kelimeler öyle bir satır geliyor ki nefes darlığı çekiyor.

Yandaş medya’nın yalanları, etrafımızı bu kadar sarmamış, gerçekleri de bu kadar çarpıtmamış olsaydı da  biz edebiyat severlerde keşke sadece satır ve mısralarımızı derinleştirmek için kendimizi geliştirebilseydik.

Ne var ki bu anlamsız kaos hepimizi usta birer muhabir yaptı. Bu defa da trollerin raconuyla çarpıtılmış halleri photoshoplarla yandaşa hizmet sektörüne çevrildi..
Onlar ne yaparsa yapsın biz doğrudan ve iyiden yana olmak için çaba sarfedeceğiz.
Çünkü biz o terbiye ile büyüdük.

Sen Hayyamı Tanır Mısın Müfettiş

Zaten, her şey’in tamamen raydan çıktığı bir sistem de ne ne kadar düzgün, ne ne kadar sağlıklı, Ne ne kadar devamlılık gösterebilir ki?
Ne Kanun..
Ne yasa..
Ne de makam sahipleri..

Nazım Hikmet’in Bursa, cezaevinde kaldığı bir dönem, Adalet Bakanlığı müfettişlerinden bir görevli hapishaneye teftişe gider..

Hapishaneyi gezerken müdür’e,
“Nazım Hikmet de buradaymış.  Teftiş sonrası yanıma, getirin kimmiş bu Nazım ben de bir göreyim” diye talimat verir..

Bir süre sonra,  Müdürün makam odasında ki koltuğa yayılarak oturan müfettiş’in yanına Nazım Hikmet gelir.
Hiç istifini bozmadan alaycı bir tavırla gülümser Nazım Hikmet’in oturmasına izin vermeden devam eder..
“Demek Nazım sensin? ”
Aralarında çok kısa bir sohbet gerçekleşir ve müfettiş Nazım Hikmet’e
“çıkabilirsin!” der.
Nazım Hikmet tam kapıdan çıkmak üzereyken yüzünü Müfettişe döner ve sorar..

Nazım Hikmet: Hayyam’ı tanıyor musunuz?

Müfettiş: “Tanımaz olur muyum.  Tabi tanıyorum?” diye cevaplar..

Nazım Hikmet: Peki Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi? diye sorunca..

Müfettiş düşünür,  düşünür cevap veremez ve Nazım Hikmet devam eder.

Görüyorsunuz, sanatçıyı hatırladınız ama hükümdarı anımsayamadınız..

Yıllar yıllar sonra herkes beni hatırlayacak ama dönemin Adalet bakanını ve sizi kimse hatırlamayacak..

Makamlar, işgal edilen koltuklar, devrin siyasetçileri, bürokratları ülkelerine,  halkların ve milletlerine yaptıklarıyla anılacaklar..

Her kim ki iyi ve güzel’e imza atar işte o imza, uzun yıllar gönüllerde sevgi ve saygıyla anılır..

Yüreğinizdeki sevgi daim ve doğrudan yana olsun.
İçTen