Türk Milliyetçiliği Taklitçi Mi

Türk Milliyetçiliği Taklitçi Mi

Türk Milliyetçiliği Taklitçi Mi

Türk milliyetçiliği “taklitçi” değildir. Ancak uygulamada -bildiğiniz gibi- böyle olmamış, büyük ölçüde taklitçiliğe gidilmiştir. Bu sapmanın sebebi ne olabilir? Yazımı bu soru üzerinde durarak Atatürkçü düşünce sistemi ile yorumlamaya çalışacağım. En büyük kaynağım ‘’Birinci Görev Okulu ‘’ adlı ders kitabımız.

*

Atatürk milliyetçiliği bilimseldir, insancıl ve barışçıdır.

Çağdaştır, taklitçi değildir. Bencil değildir, içe kapanmaz.

Atatürk’ün milliyetçiliği çağdaştır, ancak taklitçi değildir. ”geçmiş”e değil ”çağdaş” olana ve ”gelecek”e dönüktür. Türkiye çağdaş dünyada yerini almalıdır, ancak kendi benliğiyle ve kendi kimliğiyle!…  Başka toplumların deneyimlerinden yararlanmalıdır, ancak “taklit”ten kaçınmalıdır.

*

Atatürk’ün yolundan onun kültür politikasından sapıldığını görüyoruz. Türkiye çagdaş dünyada kendi benliği ve kimliği ile yerini almalıdır. Ne Batı’nın etkisinde kalarak batıcı ne de Arap dünyasının etkisinde kalarak Arap sevici olamayız. Öz kültürümüzden vazgeçmemeliyiz.

Türk tarih kurumu, Türk dil kurumu ve halk evleri kapatıdı halk kendi benliğinden tv ve diğer medya kuruluşları aracılığıyla uzak kaldı ve halk yozlaştı. Artık taklitçi bir Türk toplumu var karşımızda.

Sokakta yürürken Arap kültürünün etkisi altında kalmış kara çarşaflı veya başı garip bir ucubeyi andıran sarıklı kadınlarımızı görüyoruz.

Türk genci ise tuhaf giyimli, yırtık pırtık pantalonlar içinde, küfürlü konuşarak veya pank kültürüne uygun çirkin ve renkli saçlarla karşımızda.

Herkesin evi artık tek tip döşenmiş, tek tip giyim kuşam içinde insanlar.

Tek tip yemek kültürü, ana dilinden uzak anlamsız yazışma ve konuşma hemen hemen her eve hakim.

Büyüklere saygı küçüklere sevgi tükenmiş. Yurt sevgisi ise tükenmek üzere. Herkes AB – D hayalleri kurmakta. Yoz kültürler bizi yutmak istiyor.

Geçmişten bugüne ışık tutan Büyük Atatürk’ün Türk gencine öğüdü; Kendinden çok ülkeni ve milletini düşün. Kendini milletin varlık ve mutluluğuna ada. Her türlü huzurunu, kişisel duygularını Türk milletinin mutluluğu için feda etmeyi bir zevk bil. Herşeyden önce önemli olan millete yapacağın hizmettir. Buna göre çalış kendini hazırla! Ülken için gerçek ideal neyse onu gör, yanlız ona yürü, işini, görevini yaparken, mutlaka milletinin çıkarını düşün. Meslek hayatında, bütün siyasi mücadelerinde hareket prensibin, milletin ve vatanın muhtaç olduğu hayelere yürümek olsun. Hepimiz için asıl olan, milletimizin, vatanımızın hayat ve esenlğini sağlamaktır.

Meltem Karakoyun