Tarikat Nedir Neden Tarikatlara Üye Oluruz

Tarikat Nedir Neden Tarikatlara Üye Oluruz

Tarikat Nedir Neden Tarikatlara Üye Oluruz

İnsanların neden tarikatlara üye olduğunu, tarikatların ne olduğu üzerinden gidelim.

 En başta din, ya da din kadar yüceltilmiş bir ideoloji (komünizm, ırkçılık vs)

Sonra her şeyin en doğrusunu bilen, bilge ve cesur bir lider.

Üçüncü olarak birincil ilişkilerin olduğu, herkesin herkesi tanıdığı, tanımasa da bildiği samimi ortam.

Son olarak da resmi olmayan ama gayet net bir hiyeraşi.

İlk olarak bu yüce ideolojiye inanırız, dini daha iyi yaşamak isteriz. Hayatımızı dine veya ideolojiye adamak isteriz.

Sonra o cesur lidere bağlılığımız ve hayranlığımız bizi tarikata çeker. Dini tarikatlarda  o tarikatın kurucusunu adı insanları çeker. Siyasi tarikatlar da genelde lideri ölmeden iktidar göremezse ya dağılır gider, ya da siyasetin içinde sıradanlaşır.

Tarikat Nedir Neden Tarikatlara Üye Oluruz

Üçüncü sebep, en yaygın sebeptir, tarikat üyeleri çoğunlukla bunu inkar etse de.

İnsanlar genel anlamda sosyolojide birincil denen, halk arasında senli-benli dediğimiz ilişkileri severler. Bu ilişkiler özellikle fakirleri ve düşük eğitimlileri kendilerine çeker.

Fakir insanlar, birincil ilişkilerin olduğu senli-benli ortamlarda kendilerini daha rahat hissederler ve böylesi ilişkileri, fakirlikle mücadelenin, resmi sınav, muamele ve merasimleri aşmanın bir yolu olarak görürler. Rica ile alınan borcu, bin bir türlü  resmi işlem ve ipotekle alınan borca tercih ederler.

Bir diğer konu da yetim ya da yeterince aile saadeti tadamamış, para açıdan zengin de olsa (ki bu kişilerin çoğu işsiz ya da alkolik babalar ve benzeri sebeplerden fakir kişilerdir), duygusal açıdan fakir kişilerin, aile içi birincil ilişki tadını tarikat oluşumlarında bulmasıdır. İlk öğretimi yatılı okumuş, liseyi de pansiyonda okuyan bir öğrencim ile, başka bir öğretmen arasında şöyle bir diyalog gelişmiş.

Öğretmen arkadaş, çocuk yetiştirmenin zorluğundan dert yanıyormuş, öğrenciler de, bu kadar zor olmadığını söylüyormuş.Sonra arkadaş, bombayı patlatmış:

-Sizin ana babalarınız ki gibi ana-babalıkta ne var, yatılı okula bırak, git.

Çocuklar bir kaç gün bu sözleri tartışmış.

Laf aramıza öğretmen arkadaş sonuna  kadar haklı. Pek çok aile, çocuk yükünden böyle kurtuluyor, çocuklarda onlardan.

Tarikatların bu samimi, aileye benzeyen, yardımsever havası, kocaman bir yalandır. Çünkü tarikat, bu yardımları sizden fazlası ile alır. Borç için faiz almaz görünür ama size borç vermenin karşılığını, en ala bankacı, hatta tefeci faizinden daha fazla alır.

Son olarak hiyerarşi; hiyerarşinin insanlar için garip bir çekiciliği vardır ki bu bence insanların  özlerinde eşitlikçi olmadıklarının ispatıdır.

İnsanlar hiyerarşide yükselme fırsatları görür. Yetenekleri ile üst mevkilere gelebilecektir artık.

Tarikatların kariyer imkanları da yalancıdır. Tarikatlarda bir kişi ancak ya tarikatın üst mevkilerinden birilerinin çocuğuysa, ya da tarikat dışındaki işinde de zengin veya üst mevkide ise kariyerinde yükselir.

Sıradan bir genç, özelikle ilk iki  yıl,yalancı bir kariyer edinir.

Mesela üç ay sonra yeni gelenlere bir şeyler öğretir falan.

Bu son sebep,  zenginleri ve ünlüleri (genelde de az ünlüleri ya da şöhret yolunun başındakileri) kendisine çeker.

Bu sebeplerden ilki, en önemlisidir. Tarikatın kutsalı, kağıt üzerinde de olsa var olmalıdır. Yoksa tarikat, çeteye döner.

Aslında her tarikat, biraz çetedir.

Sinan Kemal