Eğitimde Bakolarya Özel Okul İmam Hatip Çekişmesi

Eğitimde Bakolarya Özel Okul İmam Hatip Çekişmesi – Ülkemizde malum, en sık değişen şey, eğitim sistemi. O kadar sık değişiyor ki, artık bir sistemsizlik  sistemine dönmüş durumda. O kadar sık değişiyor ki, öğrenmeye üşeniyorum. Zira öğrenip de,öğrencilerime anlatana kadar gene değişiyor. 20 yıllık öğretmenim, her şeyin değişmeden  aynı kaldığı iki yılı hatırlamıyorum.

Bu seferki sistem değikliğine gelen bir yorum dikkatimi çekti. Dinci-bakolarya karışımı diyorlardı. Bunun nedenini düşünürken, ilk atandığında çok övülen bakanımızın, özel okul sahibi olduğu aklıma geldi.

Eğitimde Bakolarya Özel Okul İmam Hatip Çekişmesi

Pek çok kişiden, özel okul-eğitim piyasasının krizde olduğu dedikodusunu duyuyorum.

Eğitimin bizzat içinde olan biri olarak söylemeliyim ki, İmam Hatip-Hafızlık ve dershane dayatmasının esas sebebi, velileri özel okula sevk etmek. Pek çok  veli ve pek çok da öğrenci, imam hatip istemediği için, özel okulu tercih ediyor.

İmam hatip istememenin tek sebebi solculuk veya Atatürkçülük değil. Yeni nesil gençler, flört etmek, keyfince yaşamak ve muhafazakar baskılardan uzak kalmak istiyor. Pek çok AKP destekçisi tarikatın anladığı din, din kültürü dersinde öğretilenlerden farklı vs vs.

Bir de pek çok okul, aileleri tatmin edecek kadar test çözme, ekstra ders hizmeti sunamıyor Pek çok aile de son sınıfta çocuklarını dershanelere yazdırıyor.

reklam

Buna rağmen sektör, dışarı belli etmek istemese de krizde. Zira son bir kaç yılda pek çok özel okul açıldı, ülkede çocuğunu özel okula gönderecek kadar mali durumu yeterli aile sayısı az ve Türk halkının kafasında halen eğitim, devletin işi.

Türkiye’de adettir, önce yurt içi için üretim yapılır, tercihen de senden alışveriş etmek zorunda kalan halka satış yaparsın.

İç piyasa tükenince de ihracata karar verirsin.

Şimdi, benim tahminim (yanılma ihtimalim var, çok emin değilim), krize giren ve iç piyasanın öyle heyecan verici büyüklükte olmadığını keşfeden sektör, üniversiteler gibi dış ülkelere açıldı.

Y.Ö.K (Yüksek öğrenim kurumu) malumunuz, bir kaç hafta kadar önce üniversiteler için yabancı öğrenci üst sınırını kaldırdı zira pek çok üniversite artık öğrenci bulamıyor. Son bedelli askerlik yasasından sonra (adına vakıf denen) özel üniversitelerde yüksek lisans başvuruları %80 (yüzde seksen) azalmış.  Pek çok taşra üniversitesinde öğrencisizlikten kapanan bölümler var. Bu yüzden üniversiteler yabancı öğrencilere kapılarını sonuna kadar açtı.

Liselerde de benzer durum var ve orta öğretimde uluslar arası standardın yolu bakolaryadan geçiyor. Tabi ki de okul, kendi kararı ile bakolaryaya geçebilir. Pek çok devlet okulu bunu yaptı. Lakin yabancı öğrencilerin sektöre gelişi ancak bakolaryanın tüm eğitim sistemine yayılması  ile mümkün.

Bakolarya ve ders programları işin sadece bir yönü.

Asıl mesele din dersleri. Ülkemize Avrupa’dan öğrenci gelmez. Gelirse Müslüman ülkelerden (özellikle Arap) gelir. Sıkıntı şu ki, onların anladığı İslam ile, bizdeki İslam arasında dağlar kadar fark var. Bu yüzden de din dersi, din1-din2 diye2’e ayrılmış ve galiba din2 Türkler için olacak.

Asıl mesele bu öğrenciler gelince başlayacak. Şu an ülkemizde mülteci ve kaçak-düzensiz göçmez Arap-Afganlı-Paki nüfus yüzünden artan yabancı düşmanlığı ve ateizm; bu öğrenciler okulları doldurunca azalmayacak.

Üzerine de pek çok şey, bu  yabancılar uğruna değiştiğinde de artacak. Mesela 90’larda üniversitelerde Ülkücüler çok güçlü ve kalabalıktı. (Halen de Ülkücüler var demeyin, doksanların yüzde biri bile değiller) İki binli yıllar boyunca budandılar. En son Akdeniz üniversitesinde alnı zülfikar dövmeli (kendisi tabi ki Alevi falan olmayan) bir manyağın öncülüğünde çıkan olaylar da köklerine kibrit suyu döktü. Akp Ülkücüleri kamu yönetiminden (müdür,şef vb orta derece yöneticiler arasında Ülkücülük yaygındı), esnaflıktan ve pek çok alandan azalttı, hatta attı.

Ülkücülük üniversitelerden azaltılma, hatta atılma sebebi, öğrencilerin okulu bırakmalarına sebep olmalarıydı (Özellikle Alevi ve Kürt olanların.) Üniversite mezunu olmak eski çekiciliğini yitirince, Ülkcülerin bu özellikleri göze battı. Birilerin orucuna, içkisine, kız-erkek arkadaşlığına, söylediği türküsüne, giyimine karışan bu oluşum; o çok sevdikleri orta Asyalılarla bile anlaşamaz oldu.

Ülkücülerin bir yerde çok ya da güçlü olması, yabancı öğrencileri de kaçırır oldu.

Sonrasında da Ülkücülük önce özel üniversitelerden (Bilkent’in meşhur ata-Alparslan Türkeş’in Askerleri) başlatılarak azaltıldı.

Şimdi aynı durum liseler için geçerli. Bu sadece yabancı öğrenci için değil, bir bütün olarak lise gençliğinde Ülkücülüğün azaltılması demektir ki, Ülkücülükte son yıllarda sadece liselilere ait bir etkinlik olarak kaldı, buradan da atılırsa küçük ortak MHP ne tepki verecek acaba?

Bir de diğer sorunlar var. Son yıllarda öğretmenin öğrenci üzerindeki otoritesi giderek azaltıldı. Bir de Ülkücüler ve diğer grupların aksan baskısı azaltılınca AKP, eğitim yolu ile vermek istediği muhafazakarlığı öğrencilere zaten vermekte zorlanırlarken,  bu sefer tamamen vazgeçecek.

Diğer yandan ülkemize batıdan, Avrupa’dan öğrenci gelmeyecek. Arap ve İslam ülkelerinden gelenlerde, ülkelerindeki muhafazakar, din eksenli kültürden uzaklaşmak için gerekecek.

Bu bakolarya yorumları üzerine yaptığım akıl yürütmeler bunlar.  Özel okullar bu reformlara kadar dayanır ya da milli eğitim bu reformlara ne kadar dayanır, onu da pek bilemiyorum.

Sinan Kemal

Araştırmacı; Yazar