Vecihi Hürkuş

Vecihi Hürkuş

Vecihi Hürkuş – Berbat bir film izledim!

Milli Mücadelemizin en büyük kahramanlarından biri, ülkemizin ilk askeri ve sivil uçağını yapan bir mühendis. Böylesine önemli bir kahramanın böylesine kötü bir filmi yapılmıştı. Neden diye sormuyorum artık. Cumhuriyetimize kanat geren gerçek kahramanları öğrenmemiz ve doğru bilgilere ulaşıp dönemin koşullarına göre düşünerek neler olup bittiğini birlikte öğrenelim istiyorum.

1993 yılından 1995 Nisan ayına kadar TRT de görev yapan Hakan Demirbağ tarafından bu kahramana dair bir araştırma başlar. Eski gazete ve mecmualar taranır hakkında pek çok hikaye dinlenir, pek çok bilgi bulunur ama yeterli belge bulamaz. Tek bir fotoğraf karesine dahi ulaşılamaz! O yüzden o güne kadar hakkında henüz bir belgesel yapılamaz.

18 Nisan 1995 günü TRT de Belgesel programı sunan Mengü Ertel’in telefonu çalar, arayan Cumhuriyet dönemi Türk hikayeciliğine damga vurmuş olan Nezihe Meriç’tir. Konu ise; Vecihi Hürkuş’tur.

Nezihe Meriç, Vecihi Hürkuş’un kızı Gönül ile arkadaştır ve ellerindeki fotoğraflardan bahseder.

reklam

Cumhuriyetin ve Kurtuluş savaşımızın korkusuz kahramanı efsaneleşmiş hakkında pek çok hikayeler anlatılmış. Adı var ama kendi yok! Taki 1995 yılına kadar bir masal kahramanı gibi dillerde dolaşıyor ama görsel basında tek bir kare fotoğrafı bile yok.

Cumhuriyete gerçek anlamda kanat geren bir kahramanı nasıl olurda tanımayız? Zihnimiz sahte çizgi film kahramanları ve sahte film kahramanları ile doldurulurken gerçek kahramanlar yok sayılmış ve unutturulmuş bizlere.

Cumhuriyet’e ve Atatürk devrimlerine sahip çıkmayanlar bir şekilde Milli Mücadele yıllarının kahramanlarını da sistemli bir şekilde yok mu sayıyordu? Bu soruyu kendi kendime çok sordum. Tesadüf olamaz diye düşünüyorum.

***

Vecihi Hürkuş 6 Ocak 1896 yılında Arnavutköy’de doğar.

Birinci dünya savaşı başladığında genç bir delikanlı olarak hangarda uçakların teknik bakımını üstlenmiştir.

İlk uçuşunu teyyareci Mülazim beyle 1914 yılında gerçekleştirir. 18  yaşındaki bu genç adam ilk hayaline böylece kavuşmuştur.

İkinci uçuşunu ise atandığı Bağdat cephesinde gerçekleştirir fakat uçağın düşmesi sonucu belinden sakatlanır. Bu olaydan sonra İstanbul’a geri gönderilir.

Kaza geçirmiş ama yılmamıştır, tayyareci olabilmek için Yeşilköy Tayyare okuluna başlar ve pilot olarak mezun olur.

Pilot olarak ilk görev yeri ise Kafkas cephesidir.

Ruslara karşı savaşırken uçağı arızalanır, ve uçağı düşer. Uçağının Rusların eline geçmesini engellemek için uçağını yakar ve o esnada yakalanarak esir düşer. Ruslar  yakaladıkları kişinin Vecihi olduğunu öğrenince alkışlar sunarlar kendisine. Düşman bile olsa, Ruslar onun bir kahraman olduğunu bilir ve öyle davranırlar Vecihi’ye. Ruslar ona ayrıca ‘’Kara Tehlike’’ adını vermiş.

Hazar denizi kenarında esaret günleri başlamıştır. Esareti kabul etmez ve sürekli kaçış planı yapar. En sonunda uzun ve zorlu bir kaçış planı ile kaçmayı başarır. İstanbul’a vardığında savaş bitmiş mütareke imzalanmıştır. Ama o Mustafa Kemal Paşa’nın milli mücadelesine katılmak için yola koyulur. Konya’ya varır oradan Ege savunması için Garp cephesine yollanır.

Burada Yunanın korkulu rüyası olur, Yunanlar ise; Vecihiye ‘’Kara Bela’’ adını vermiştir. Yunanın İzmir’den temizlenmesinde havadan en büyük desteği o vermiştir. Büyük taarruzdan  kaçan Yunanın uçaklarını terk ederek kaçtığı Kızılçullu meydanına ilk gelen kişi gene Vecihi’dir.

Savaş sonrası Edirne’de İtalyanlar tarafından terk edilen bir uçağı Vecihi tamir eder ve Türk ordusuna teslim eder, uçağa ‘’Vecihi ‘’adı verilir.

Vecihi bey, Kuvayi Havayi müfettişliğinden aldığı izinle Kurtuluş savaşı sonrası hurda uçak malzemesini değerlendirerek yeni proje çalışması yapar.

1923 yılında Türk Havacılığının gelişmesi için bir grup Fransa, Almanya, İngiltere başta olmak üzere Avrupa havacılığını incelemek üzere  Avrupaya yollanır, gidenlerin arasında Vecihi bey de vardır.

Almanya’da uçak fabrikalarında yeni uçak teknolojisi ile yapılan uçakları inceleme fırsatı bulur.

Yurda döner dönmez ilk işi hurda uçaklarla başladığı projesini tamamlamak olur. Vecihi K. VI. Keşif Tayyaresi bu çalışma sonucu ortaya çıkar. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yerli savaş uçağını yapmıştır Vecihi bey.

Uçak bitmiş ama uçması için gerekli izinleri alamamıştır. Çünkü yetkili bir kurum yoktur! Fakat vazgeçmez 28 Ocak 1925 gününde uçağını İzmir’de uçurur. Yere inerken İzmir halkı sevgi ve çoşkuyla kendisini bekliyorken, bürokrasi ise; 15 günlük hapis cezası kararı ile onu bekliyordur.  Olayın ardından bir daha uçağını göremez ve ordudan istifa eder.

Olmayan bir havacılığı kurma isteği tüm benliğini sarmıştır. Yeni kurulan Türk Tayyare Cemiyetinde göreve başlar. Aynı dönemde  ‘’ Alman Junkers’’ uçak fabrikasından teklif alır. 2 yıl burada çalışarak yurda geri döner.

 

***

Vecihi bey yerli uçak sanayisini bir an önce hayata geçirmek için 1928 yılında Türk Tayyare Cemiyeti’nde tekrar çalışmalara başlar ve modelini çizdiği  ‘’Vecihi Y. XI ‘’ maket uçağı ile yerli mallar sergisine katılır. Maket uçağı burada büyük ilgi görür. İlk sivil hava uçağını yapma hayali ile yola çıkar.

İstanbul’a gelerek Kadıköy’de bir keresteci dükkanı kiralar. Üç ay gibi kısa bir sürede Türkiye’nin ilk sivil uçağı ‘’ Vecihi XIV ‘’dü yapar.

ilk uçuşunu 27 Eylül 1930’da Kadıköy’ün Fikirtepe semtinde meraklı gözlerle bekleyen  halkın önünde gerçekleştirir.

Vecihi bey, ayrıca Ankara’da da iki kişilik, tek motorlu spor ve eğitim uçağıyla bir gösteri yapar.

Gerekli uçuş izinlerini alabilmek için İktisat Bakanlığına başvurur.

Ancak, “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir.” Bu sonucu günümüz koşulları ile değil dönemin koşulları ile düşünmek zorundayız. Çünkü henüz öyle bir kurum bile mevcut değildir. O yüzden uçağını parçalara ayırarak gerekli izinleri alabileceği ülkeye, uçağını trenle Çekoslavakya’ya gönderir.

Bizler için çok önemli bir günde, 23 Nisan 1931’de almıştır gerekli izinleri.

Ankara’dan başlayarak, Aksaray, Konya, Manavgat, Antalya, Fethiye, Muğla, Aydın, Denizli, Uşak, Eskişehir, Adapazarı, İzmit ile devam eden ve Yeşilköy’de başarıyla tamamlanan uçuşları THY aracılığı ile yapar. Bu arada işler pek istediği gibi gitmez ve kurumdan ayrılma kararı verir.

Başarılarını bir adım ileriye taşımak için hayalini kurduğu okulu; 21 Nisan 1932’de ilk Türk sivil havacılık okulu olan Vecihi Sivil Tayyare Mektebi’ni (VSTM) kurar.

Buhran yıllarında öğrencileri ile uçak yapmaya başlar Vecihi bey. Okulun 12 öğrencisi vardır pilot adaylarından ikisi kızdır. Bunlardan biri ilk Türk kadın pilotumuz (Sabiha Gökçen değil) Bedriye Gökmen’dir.

Dönemin ünlü İş adamlarından Nuri Demirağ Vecihi beyin İlk Türk tayyare mektebine 5 bin lira bağışta bulunur. 1933 yılında bu bağışla ilk kapalı kabin uçağı  “Vecihi XVI”  yapar.

Aynı yıl tek satıhlı “Vecihi XV” uçağını yaparlar, ikişer adet “Vecihi XIV”, “Vecihi XV” ile “Nuri Bey-Vecihi XVI” uçaklarını öğrencileriyle yapar ve birlikte uçuş gösterileri düzenlerler. Kalamış’ta devam eder uçuş gösterileri ara ara küçük kazalarda meydana gelir.

Vecihi beyin çalışmalarından etkilenen ve onun için endişelenen Atatürk, ona haberler yollayarak ‘’ Vecihi’ye söyleyin alçaktan uçmasın’’ dermiş.

Atatürk Türk Hava Kurumu başkanı Fuat Bulca’ya Vecihi’den faydalanın ona yeni bir çalışma alanı açın der.

Böylece Vecihi beyi Ankara’ya davet ederler.

Teklifi kabul eden Vecihi bey parasızlık nedeni ile  Vecihi Sivil Tayyare Mektebi’ni kapatır. Bu olay onu ve öğrencilerini çok üzer fakat elindeki iki uçağınıda alarak Ankara’ya gelir.

Ankara’da Türk Kuşu hangar tesislerini kurarak yeni planörler inşa etmeye başlar ve havacılık eğitimleri vermeye burada devam eder.

29 Ekim 1936’daki Cumhuriyet Bayramı törenleri provalarında yeğeni Eribe’nin paraşütü açılmaz ve ölür.

Bu acı olayın ardından Vecihi Bey 1938 – 1939 yıllarında Eskişehir İnönü’de planör okulunda çalışmaya devam eder. Bir mühendis gibi çalışmalar yapar burada ama diploma eksikliğini gidermek için mühendislik eğitimi almaya Almanya’ya gider.

Weimar Mühendislik Mektebi’nden iki yıl sonra da mezun olur.

Tayyare Makine Mühendisliği diplomasını almasının ardından Danıştay kararı ile mühendis ruhsatnamesi de alır. Türk Hava Kurumu tarafından Van’a tayin edilince istifa ederek, kurumdan ayrılır.

***

Almaya dönüşü sonunda Vecihi bey ‘’Kanatlılar’’ adlı bir dernek kurar ve kızı Gönül ile birlikte Kanatlılar adlı dergi çıkartmayada başlar.

Vecihi bey bir ilke daha imza atmak üzere kolları sıvar. THY den eski uçakları satın alarak onları tamir eder ve Türkiye’nin ilk hava yolları şirketini açar. O artk Vecihi Hürkuş’tur. 29 Kasım 1954 ‘’ Hür Kuş Hava Yolları’nı ’’ kurar. Fakat bürokratik engeller Vecihi Hürkuş’a rahat vermez.

Kargo taşımacılığını, zirai ilaçlama işini, hiç pes etmeden her şeyi dener. Uçakla gazete ve ilanlar bile dağıtır.

Vecihi Hürkuş Türkiye’nin toprak altı radyoaktif servetlerini (Toryum, uranyum, fosfat) tayyare ile tespit eder. “TC-ERK” adlı uçağını Maden Tetkik Arama Enstitüsü’nün emrinde kullandırarak, Güneydoğu Anadolu‘da uçuşlar gerçekleştirir.

Cumhuriyete kanat geren bu kahramanın kanatlarını pek çok kez kırmaya kalksalarda o tarihe atını altın harflerle yazdırmış ve ölümsüzleşmiştir.

Bu kanatlı kahramanımızı 16 Temmuz 1969’da Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi’nde kaybettik.

Kanatlı kahramanımız Ankara Cebeci Asri Mezarlığı’nda ülkesine ettiği hizmetlerden ötürü huzur içinde uyuyor. Ruhu şad olsun.

Meltem Karakoyun

24 Nisan 2019

Atatürk ilke ve inkılaplarına daima bağlı kalan, Türk olmakla her daim övünen, ülkesine ve milletine büyük bir sevgi ile bağlı. Hukuk ve Adalete güvenen, 6 Ok' a inanan ve Y-CHP ye asla inanmayan. Aydınlık, güzel günlerin geri geleceğine inanan biri.