Yarım Kalan Şeyler

Yarım Kalan Şeyler

Yarım Kalan Şeyler – “Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin ? diye sormuş Nikos Kazancakis ve şöyle devam etmiş : “Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir.”

Hani yirminci yüzyılın en önemli Yunan’lı yazarı, şairi ve düşünüründen izin almadan ben de bu görüşe bir ekleme yapayım : ve “yarım kalan sevdalar “… Ve cümleye son noktayı koymuş : “Sonuna kadar git be insan, korkma ! ”

İlahi bir gücün engin bereketine boyun eğen bahçedeki meyve ağaçlarımın üzerine yağan yağmurla beraber, toprak kokulu bu Nisan gününe yakışan bir yazı mı bilmiyorum, ama kelimeler yine kendi devr-i aleminde.

Ne güzel, bende de rahat bırakmıyor. Arabaların ıslak asfalt üzerinde bıraktığı seslere şimdi Zorba’nın müziği eşlik ediyor.

Evet, Zorba ! İnsani arayışın simgesi olan Kazancakis’in romanından uyarlanan film.

reklam

Zorba, bir yaşam kılavuzudur, özgür ufukların ve özgür insanların simgesidir ve en büyük hatalar, bu yarım kalmışlıklarda yatar.

Ben buna ” kibar korkaklıklar ” adını veriyorum. Öyle korkaklıklardır ki, söylenmesi gereken veya duyulması istenen sözcükler hep ertelenir, o an yapılması gerekenler, zamana yayılır ve sonunda unutulur.

Sonuç mu ? Yaşama bir çelme. Değiyor mu, bilmem.

Dinlediğim pek çok hayat hikayesinde, benim ki dahil, bu çelmelerden çok var.

Kadere teslimiyet mi, asla.

Yarım kalmışlıklardır sebep, çoğu dolu gibi duran sırtımızdaki boş çuvallara inat. Biz sadece taşırız…

Bu yüzden severim bu eseri. Yaşamın en iyi yolunun, çılgınlık olduğunu öğretir.

Zorba ve küçükken kucağında oturduğu Girit’li komşusu Hüseyin Ağa’nın onun kulağına fısıldadığı bir söz hep yolunda rehberdir : ” Tanrı’ yı yedi kat gökler ve yedi kat yerler mutlu etmez oğlum ” der. ” ,” ama insan kalbi eder.

Onun için aklını başına topla, insan yüreğini asla yaralama .” İşte , insanı insan yapan budur.

Yani kıssadan hisse, nice yarım yaşamlara ithafen.

Söylenmemiş sözlere, hatta söylenip geri alınmamış yarım özürlere, bile bile yaşamlarını eksik bırakanlara ve evet, nice yarım kalmış sevdalara… bir ithaf da benden.

Ne mi oluyor ? Yol, bir mezar taşındaki alıntıya kadar gidiyor. “Hiç bir şey ummuyorum, hiç bir şeyden korkmuyorum, özgürüm…” Böyle yazdırmış yazar, ölümünün geldiğine inandığı zaman.

Yaşam aslında o kadar da uzun değil ve neyi önümüze seriyorsak, onun üzerinde yürüyoruz.

Söz de biter, yazı da ama yarım kalmışlıklar, asla hikayelere noktayı koymaz.

Ve biliyorum ki, bu konunun sonu yok, benim de yazdıkça yazasım geldiği bu konunun dokunmayan bir yüreği olmadığı gibi.

Değmeyenler mi…? Bir yaşama rağmen, yarımlarda yitirdiklerimizdir onlar… Hep sevgiyle …

Fügen Sezer

Babam Der Di Ki isimli yazım için TIKLAYIN

1960 İstanbul doğumlu. Asıl mesleği İngilizce öğretmenliği olup, 2008'de yerleştiği Fethiye'de aktif resim çalışmalarına başlamış, çeşitli karma ve dört tane kişisel resim sergisi açmıştır. Edebiyata olan büyük tutkusu onu yazı yazmaya başlatmıştır. Yayınlanmış bir şiir kitabı vardır.