Roma Filmi

Roma Filmi

Roma Filmi (Spoiler İçerir) – Netflix’in son dönemin meşhur filmi Roma üzerine bir şeyleri geç olmadan yazmam gerektiğini hissettim. Ayrıca şimdilerde spoyler denen şeyden vereceğim. İçeriğinden de bahsedeceğim.

En baştan söyleyeyim, bu filmin benim açıdan tek önemi, filmdeki kontrgerilla tiplemesi. Daha ilk başta, bu karakter, anadan doğma, penisini sallaya sallaya, elinde sopa sallayarak, karate yaparken, aynı Ülkücüler gibi yüz hali var demiştim kendi kendime.

Sonra kitlesel bir karate sahnesi vardı. Benzer bir sahne, Okan Bayülgen’in baş rolünü oynadığı, 1997 yapımı Ağır Roman filminde de vardı.

Filmdeki kötü karakter REİS, böylesi bir toplu karate antrenmanı yapılan bir yeri ziyaret ediyordu. Ülkücü komando kampları da birbirine benziyor demek ki.

Bu şahıs solcu bir göstericiyi vurunca da iyice emin oluyoruz. Ülkü ocakları Meksika’da da kurulmuş. Daha doğrusu benzer paramiliter sağ örgütler, Amerika’nın tüm müttefiklerinde kurulmuştu.

Malum, Meksika için Allah’a uzak, Amerika’ya (birleşik devletleri) yakın memleket derler. Bu ülke Küba’ya da yakındır ve tüm Latin Amerika gibi sola meyillidir.

Bu ülkeyi de boş bırakacak değildir elbet.

Ha, bir de; Alparslan Türkeş gibi bir CIA-NATO ajanına da Başbuğ deyip, kutsayanlar, kafasızdır o kadar.

Bunun dışında film, vıcık vıcık bir burjuva kadını ve hizmetçisi trajedisi. İki hizmetçisi, iki çocuğu ve cerrah doktor olan kocası ile gül gibi geçinip, gidiyor. Aslında bir biyokimyacı ve kocası ile hastanede tanışmış. Zengin kocayı bulunca da,  kim çekecek hastanenin kahrını deyip, öğretmenlik yapmaya başlamış.

Kocası ile mutlu iken kıl aldırmıyor ve hizmetçilerle pek muhatap olmuyor. Kocası genç bir kız için kendisini terk edince, hizmetçisi ile kadınların kaderi yalnızlıktır diye ağlaşıyor.

Aklıma bu sene duyduğum bir fıkra geldi. Ankara’da merkezi ve büyük bir okulda, kadın öğretmenler, kendi aralarında kocaları ile övünüyormuş. Benim kocam başhekim, benim kocam vali, benim kocam yargıtay üyesi, benim kocam general, falan da filan. Bir tanesinin de kocası öğretmenmiş. O da demiş ki;

-Benim kocam da zümre başkanı.

Geriye de 1972 Meksika’sının zemininde kendi yaşamları kalıyor. Mesela bir yerde köylüler toprak işgal ediyor, toprak ağalarının  (orada kökleri İspanya’ya dayanan  aristokratlar) tazılarını falan zehirliyor, ekinlerini falan yakıyor. Onlar da köşklerinde korku ile bekliyorlar falan.

Sonuç itibarı ile bu Ülkücülerin Nato ve Galdyo yapılanması olduğunun bana göre ispatından başka bir önemi olmayan, az biraz sıkıcı ve yarım dakika bile sürmeyen penis görüntüsü ile vurulan solcu eylemci görüntüsü yüzünden de aile filmi olmayan bir film.

Gene de Amerika’ya yakın, Allah’a uzak olması ile meşhur bu ülkeyi tanımak için izlenebilir bir film.

Sinan Kemal