Türkiyede Kadın

Türkiyede Kadın

Türkiyede Kadın – 8 Mart “DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ”

Biz bunun hangi ucundan tutup konuşalım..

KADIN’IN DEĞERİNİ mi? KADIN’IN MÜCADELESİNİ mi? KADIN’IN EMEĞİNİ mi? EMEKLERİ’ NİN KARŞILIĞINI mı?

Bugün kadın’ın yeri evidir diyen, koca dayağı caizdir diyen, bedensel ve psikolojik şiddet’e maruz kalıp adalet kapısında, hakkını aradığı savcı’nin kararı ile de suçlu ilan edilen ve “kadın’a ceza kesilen” Ayrımcılığa, tacize, tecavüze, dayağa, “Ev içidir, karışamayız!” diyen, bir sistem içinde; Gelin bence, her şeyden önce Türkiyede TOPLUM İÇİNDEKİ KADIN’IN kimliğini konuşalım.

Kadın Köyde ayrı, şehirde ayrıdır.

Batıda kadın erkek el ele, Doğuda, beşik- kertme, adet, görenek, söz serde.

Köyde hitap şekli “ulan karı” Şehirde toplum içinde, hele bir de yüzyüze sohbetde ise en oturaklı seslenişle, yer gösterili verir şaşırırsın!

“Buyruuun!! burası sizin hanımefendi!!” Ne içersiniz? Şarap, Konyak, Cosmopolitan.

Gece ilerleyince düşünürüz artık benim ruh halimle, kaç kötek, kaç tokat!

Kısa etek giyip, kırmızı ruj da sürmüşsen hiç kaçarın yok gülüm.

Yalan yook! Afillisin de, ya bir de “yollu” olursan? Uzun etek giyip çıkarsan, kezban..

Yakadan üç düğme salı verirsen, goğüsden aşağa..

Diyim sana! Dinbazların nezdinde, Fahişelik söz konusu aman ha!

Pekiii, karşısındaki’nin isteklerini yerin’e getirmeyen kadın ne olacak?

Ya şirret ya nemrut. Hatta hatta açıkça en temizinden “Orospudur” de gitsin!

Evde kocası’nın, çamaşır, yemek, temizlik ve türlü ihtiyaçlarını yerine getirmekle yükümlü olan kadın, ayakta olduğu sürece beyefendi’nin, hizmet mekanizmasındadır.

İtiraz karşısında da sinir bozucu görgüsüz. Üstüne üstlük de ahlaksızdır.

Bu da pek bilindik; Saçı uzun aklı kısa. Sarışınsa; Aptalsın işte, uzatma!

Okumuşsa bilmiş, okumamışsa zaten bitmiş.

AHH BİLMİYORLAR KADIN’IM. DIŞIN’I İÇİN SANIYORLAR.

* Toplum içinde ön yargılardan, kalıplardan, sosyal sınıf ayrımlarından, üstünlük taslayarak, cinsiyet uzerinden ayrıştırmaya gittiğimiz sürece hak, hukuk ve eşitlikten söz edemeyiz.

Lime lime olmuş böylesi bir zeminde ve böyle bir ortamda Emekçi Kadınlar’ın ancak bitmeyen sorunlarından, çilesinden, ızdırabından , kanayan yarasından bahsebebiliriz..

Bırakın tedaviyi, pansuman bile yapamayız. Yara’yı iyileştirecek olanlar bellidir.

Gel gör ki; Onlarında tek derdi ego, hırs, maçoluk, kabadayılık üzerinden ahkam kestikleri, siyasi koltuk açmazı.

Hal böyle iken, kadın’ın gözünü oyan bir tek karşı cins değil, kadın’ın ta kendisidir.

Diyeceğim; Kadın’ı erkeği, kızı, oğlan’ı, yaşlısı, genci herkes kendine gelsin.

Şu çuvaldız meselesine geri dönerek, önce, kendi eksik gediklerini diksin!

Daha sağduyulu, daha anlayışlı, daha saygın günlerde soluklanabilmek dileğimle, bu anlamlı günde, tanıdığım tüm kadınlara, ülkem’in emekçi kadınlarına bir şiirimi armağan ediyorum.

YEDİVEREN

Binbir yüze bürünür, Bakışında sevda Gülüşünde umut Konuştukça çoğalır,

Yediverendir dilleri Uzatmasını bilene, Şevkatlidir mevsimi yok,

Bir sihirli dokunuş Hayat verir, Yediverendir elleri Bilirsen koklamasını,

Sarar sarmalar Bir aheng nefes doldurur Yediverendir yürekleri

Hüzünler yok olur gider Binbir şarkı dillerde Açar rengarenk coşkulu Yediverendir tenleri

İçTen

Mart Ahh Mart isimli yazım için TIKLAYIN