Mustafa Necati Bey

Mustafa Necati Bey

Mustafa Necati Bey – Vefa Borcumuzu ödemeye devam edelim… Kısacık bir ömre sığan koca bir hayat öyküsü, ardından yobazın dil uzattığı Kur’an’ı yok etmeye geldiği yerde öldü diye hakaret ederek, blog sayfaları açarak bu yalanı yayarak kendinden geçenlerin göremediği dev bir Kuvay-i Milliye Kahramanı.

Cumhuriyete dört elle sarılan, Cumhuriyet’e kol kanat geren pek çok alanda soluksuz çalışan ve günümüzde adı bile unutturulan…!

Yakup Kadri ölümünün ardından şöyle demiştir; Necati gibi levent ve gürbüz bir gencin apandisit gibi basit görünen bir dertten ansızın göçmesi hemen herkesi çok etkiledi.

Vefatı haberi herkesi çok üzmüştü fakat Ulu Önderimiz Mustafa Kemal’i herkesten çok üzmüştü. Nereden mi biliyoruz? Bu haberi alınca hüngür hüngür ağlamıştı diye yazar Falih Rıfkı Atay, Ve Afet İnan ’’ Atatürk çok üzülmüştü, biliyorum ağladı. ‘’ der.

Ölüm sebebi 20 gün boyunca Mecliste ve gazetelerde tartışılır. Öylesine bir vatan evladı kaybedilmiştir ki, yeri dolmaz. Atatürk Mustafa Necati için ne yaman evlattı O der.

Dönemin Milli Eğitim Bakanı’dır Mustafa Necati. 1 Ocak 1929 günü apandisit gibi basit bir ameliyat sonucu kaybettik kendisini. Öylesine hazin bir günde ölmüştür ki, o gün Millet Mekteplerinin resmen açıldığı tarihtir.

Pek çoğumuz adını bile duymadık, neden acaba?

Gelin birlikte 36 yıllık bir hayata neler sığmış göz atalım; Mustafa Necati 1894 yılında İzmir’de doğmuş. 1913 Yılında İstanbul Hukuk Mektebinden mezun omuş ve İzmir’de avukatlık yaparak meslek hayatına atılımış. Daha sonraki yıllarda İzmir’de farklı liselerde öğretmenlik yapmıştır.

İzmir’in İşgal yıllarında İstanbul’a oradan da Balıkesir’e geçerek Kuva-yı Milliye hareketine dahil olmuş.

TBMM’nin açılmasından sonra Saruhan Milletvekili olmuştur. Sivas ve Kastamonu’da İstiklal Mahkemelerinde başkanlık yapmış.

20 Ekim 1923 günü Meclis’te yapılan oylamada ise Mustafa Necati, Mübadele İmar-İskân Bakanlığı görevine getirilir. Tüm ciddiyeti ve sorumluluğu ile üstlendiği bu görevde de kısa sürede devrimler yapar.

Doğru insanları doğru makam ve mevkiye oturtmanın ne kadar önemli olduğunun altını çizmeme sanırım gerek yoktur. Günümüzde ise vasıfsız ve niteliksiz kişiler bu koltukları işgal etmektedir!

Mustafa Necati 6 Mart 1924 günü Adalet Bakanlığı görevine başlamıştır.

1924 yılı, Cumhuriyet tarihinde en önemli kararların alındığı bir yıldır. Saltanatlık kaldırılarak Cumhuriyet kurulmuş, 3 Mart 1924’de hilafet kaldırılmış ve Tevhidi Tedrisat (Eğitim ve Öğretim Birliği) kanunları yürürlüğe konmuştur.

Anayasa’da ve bazı kanunlarda köklü değişikliklere gidilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti devleti şeriat düzeninden ayrılmış ve medeni ve laik bir hukuk düzenine geçmiştir.

Göreve başlar başlamaz bir komisyon kurarak yapılacak işleri planlamaya başlamıştır Mustafa Necati. Kanunları ve mevzuatları düzenleme, Hakimleri tasfiye, sicil ve baroların tasfiyesi gibi komisyonlar kurarak 1Mayıs 1924 tarihinde adliye inkılabını gerçekleştirmiş.

Pek çok farklı il ve ilçede Sulh, Asliye, Cinayet ve Temyiz Mahkemeleri kurulmuş.

İstanbul, Ankara ve Erzurum’da hukuk eğitimi veren okullar açılmasını planlamıştır. Bu planlar doğrultusunda, Zabıt kâtibi, icra memuru ve sorgu yargıcı yetiştirmek üzere 20 Eylül 1924 günü Ankara’da Adliye Meslek Mektebi açılmıştır. Bu reformlar Ankara Hukuk fakültesinin kurulmasının ilk tohumları olarak da kabul ediliyor.

Mustafa Necati, hukuk dergilerinin yayınlanması ve yaygınlaşması konusunda da çalışmalar yapmıştır. Adli Tıp kurumunun mahkemelerle çalışmasını önemsediği için bu konuda da çalışarak ülkemiz için farklar yaratacak başarılı çalışmalar gerçekleştirmiştir.

Hukuk alanında çıkarttığı kanunlar ile Adalet Bakanlığı görevini en etkili seçilde sürdürmüştür.

Sırada çok mühim bir görev onu beklemektedir.  Ülkenin cehaletle savaşmaya başkoyduğu bir dönemin kapıları açılırken, çağdaş ve laik  bir eğitim sisteminin kurulması için 21 Aralık 1925 tarihinde Millî Eğitim Bakanı olarak göreve başlar.

Teşkilatçı ve kararlı bir devlet adamı olarak, Heyet-i İlmiye’yi toplamış ve yapılması gereken işleri planlamıştır.

Milli Eğitim  bakanlığının ilk ve en önemli olarak çıkardığı kanun; 22 Mart 1926 tarihinde Maarif Teşkilatı Kanunu’dur. Türkiye’de, ilkokul lise ve yüksek öğretimin belli esaslara göre düzenlenmesi sağlanmıştır.

Bu önemli kanunla okul açma yetkisi sadece Milli Eğitim Bakanlığına verilmiştir.

Günümüzde önüne gelenin okul açtığını biliyoruz.

Durum değerlendirmesini özgür aklınıza bırakıyorum.

Devletin izni olmadan okul açılamayacağı belirtilerek okullarda hangi derslerin ne şekilde okutulacağı belirlendi.

Yabancı okullarda Türkçe, Tarih, Coğrafya ve Felsefe derslerinin Türk öğretmenler tarafından okutulması karara bağlandı. Tefsir ve Tefsir Tarihi, Hadis ve Hadis Tarihi, Fıkıh Tarihi, Kelam Tarihi gibi dersler, müfredattan kaldırılmıştır. Karma eğitime geçilerek okullar ücretsiz hale getirilmiştir.

Bakanlık, yılda üç bin öğretmen yetiştirmek şartıyla on yılda otuz bin öğretmene ulaşmayı hedeflemiştir. Yani o yıllarda atılan her adımın bir hedefi varmış, günümüzde yok!

Gençleri ve çocukları etkileyecek ‘’muzır’’ denilen yayınlar bile yasaklanmış; günümüzde çocuklar her türlü zararlı fikre ve görsele internet vasıtasıyla rahatça ulaşıyor ve kimse rahatsız değil.

1927 yılında Meslek Mektepleri Kanunu çıkarılmış ve bu okullar Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlanmıştır. Parasız yatılı okuyan öğrencilerin okudukları yılın yarısı kadar mecburi hizmet kanunu da yürürlüğe sokulmuş.

Taşra teşkilatını düzenleme çalışmalarını başlatarak; Türk Dil’inin gelişmesi ve yaygınlaşması için, Dil heyeti kurulmuş.

Aydın ve halkın birbirine yaklaşması için de çalışmalar başlatmıştır.

Milli Kütüphane, Müzeler, Güzel Sanatlar, Tiyatro ve Halk Kütüphaneleri ile ilgili konular Hars (Kültür) Dairesi’ne bağlanmış.

Bakanlıkta Sanayi-i Nefise şubesi kurulmuş ve 1927 yılında, Sanayi-i Nefise Mektebi’nin adı Güzel Sanatlar Akademisi olarak değiştirilmiştir.

Mustafa Necati, Talim – Terbiye konusuna da çok önem vermiştir.

O, bu kurumun, Bakanlığın beyni durumunda olmasını ve siyasi tasarruflarından etkilenmemesi için özerk bir yapıya kavuşturulmasını istemiştir.

Örgün ve yaygın eğitim alanlarında, öğretmen yetiştirme, spor ve izcilik alanında pek çok önemli çalışmalar yaparak günümüzde sarsmaya çalıştıkları köklü eğitim sisteminin temellerini  kısacık bir zamanda atmıştır.

Ne Bakanlar, ne boşbakanlar gördük hiçbirinin bu kadar çok çalıştığını ve ülkemize hizmet ettiğni görmedik, duymadık.

Mustafa Necati Türkiye Cumhuriyeti’nin yapı taşıdır. Onu anmak ve anlamak hepimizin görevidir.

Mustafa Necati’nin adından haberdar olup hakkında araştırma yapıp öğrenmeme vesile olan varlığı ile onur ve gurur duyduğum değerli öğretmenim Cihan Dura’ya sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Meltem Karakoyun

02 Mart 2019

2 YORUMLAR

  1. Çok teşekkür ederim. Ben de saygıyla anıyorum Mustafa Necati Bey’i.

    M. Necati Bey’in, Köy Enstitüleri kurma gibi bir girişimi olduğunu biliyorum. Ancak, erken ölüm, bu girişimi yarım bırakmış. Bu konudaki bilgi ve görüşünüz var mı?

    Sonra kurulan köy enstitülerinin, Avrupa kültürü ile eğitim yaptığını biliyoruz. Özellikle grek-roma kültürlerini esas aldıklarını söyleyebiliriz. Yabancı kültürle eğitim, tarihi bir yanlış. Ancak, pek dile getirildiğini görmüyorum.

    Yanlış olan köy enstitüleri değil, yabancı kültürle eğitimdir.

    Selamlar.

  2. Canım benim sayende bir vatanseverin daha ismini ve yaptıklarını öğrendim emeğine sağlık

Comments are closed.