Mart Ahh Mart

Mart Ahh Mart

Mart Ahh Mart – Ruhumu kesen buz gibi hava yavaş yavaş ısınma emareleri gösterince..

Aylarca aralayamadığımız camlar aralandı,  üstümüz başımız hafifler gibi oldu.
Kuşlar açık pencerelerden evin içine seslenmeye başladı.
Kış mutlak surette sırtını Mart ayına dayayıp, gider ayak olmadık soğuklar estirip,  yağmadığı kadar da kar yağdırarak, Nisan ayı ile cebelleşsede;
Benim yüzüm,  Şubat ayı’nın ortalarında boy gösteren yalancı bahara gülümser..
Diyeceğim önümüzde ne yapacağı belli olmayan bir Mart ayı var.
Kimi yakamadığı soba önünde…
Kimi kazma kürek önünde…
Kimi sandık…
Bilmiyorum artık saymıyorum yenildiğimiz kaçıncı sandık çıkmazı…
Yok, yok “yenildiğimiz” demeyeyim de,
Hani tarihimizde bir safsata yok muydu?
O şekilde söyleyeyim!
“İktidar partisi yenildi diye, biz de yenilmiş sayıldık! “
Bu şekilde kaç kere yenildik onu YSK da tam olarak bilmiyor ama muhtemel trafo kaçağı,  elektrik kesintisi,  yüksek voltaj ve kedi baş suçlu.
Mart insanlar için 12 ayın en sevimsiz ve en istenmeyen ayıdır.
”Şu mart ayı bir gelse” diyene rastlamak neredeyse imkansızdır.
Kapıdan, bacadan bakmaların kazma ile  küreği yakmaların, özetle ”Bir bitselerin” ayıdır mart.
İnsanlar için ”güvenilmez ve sevimsiz olsada minik dostlarımız kediler için ihtiraslı askların  festivali dir.
Trafolarda görevli olanlarının bile romeo, juliet resitalidir.
Üstelik bu defa, tam denk geldi, Sarman’ın,  Tekir’in ve arkadaşları’nın hiç kaçarı yok,  seçim zanlıları olarak külliyen suçlu sayılır.
Sayın Kim Jong-Un, lezzet testi için devreye sokulur falan Allah korusun,  Adam’ın ilk resmi ziyaretinde de maksat zengin görünelim.
İş bankası hisselerini hibe,  olmadı bir fabrika devri yaşamayalım!!!

“Susturun” diyorum kedileri susturun!

Bu Mart ayı, genel seçim havası ile,  güç dengesini elinde tutma hırs ve gayretleriyle (eğer olsaydı) “SİYASET DALINDA” Dünya birinciliği madalyası almayı hak kazanmış,  iktidar partisinin, “MANTIĞIMIZA KÖK SÖKTÜREN kıyasıya sürdürdüğü  yerel seçim mücadelesi ki aynı hırs, aynı ego ve aynı kalite ile hiç de geri kalmayan ama ilahi kaderin yazgısı ve Allah’ın da desteği ile,  17 yıldır Ana muhalefet de kalmayı beceren özellikle KILIÇDAROĞLU (eğer olsaydı)  Dünya ikinciliği madalyasını yüzde yüz hakediyor diyeceğim ama beyefendi bu madalyayı Deniz Baykal ile paylaşmak durumunda kalırdı.
*
Ne seçimi yapılırsa yapılsın.  hangi parti’nin mensubu olursa olsun,  hangi mezhepden,  hangi dinden,  hangi meslek grubu, hangi yaş, hangi cinsiyetden olursa olsun Türkiye’den milyonlarcanın katıldığı bir çığlık kopuyor..
Bu çığlığı yok sayamazsın..
Bu feryadı “yalan beyanlarla” bastıramazsın.
Bu haykırışı “yandaş medya”nın elinde oyuncak edemezsin..
Bu sahtekarlığı sandık sandık taşıyamazsın..
Bu riyakarlığı ötekileştirdiğin insanların kucağına koyamazsın..
Bu fakirliği tanzim satışlarla örtemezsin..
Bu ülkenin milli değerlerini harvurup savuramazsın..
Bu ülke’nin bayrağını çiğneyemezsin.
Bu ülke’nin şehidini ört bas edemezsin..
Bu ülke’nin anayasasını ehli keyif kişileri kayırarak uygulayamazsın..
Bu ülke’nin Atatürk yolunda ilerleyen insanlarına vatan haini damgasını varamazsın..
Bu ülke bizim..
“Beğenmiyorsan çek git” diyemezsin.
Her kim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıysa ve  her kim vatandaşı temsil ediyorsa DEVLET OLARAK vatandaşına sahip çıkmakla yükümlüdür..
Her seçim arifesinde vatandaşın üzerine düşen görevler tekrarlanır..
Lütfen her siyasetçi de üzerine düşen görevleri birbirine hatırlatsın!
Zira at izi,  it izine fena karıştı..
Göz gözü görmez oldu!
İçTen
Umursamaz Kadınla Söyleşi isimli yazımı okumak için TIKLAYIN