Uğur Mumcunun Anısına Saygılarımla

Uğur Mumcunun Anısına Saygılarımla

Uğur Mumcunun Anısına Saygılarımla

26 yıl önce; Ankara Karanfil sokakda bulunan, Türkiye Kızılay Derneği Genel Müdürlüğü binasının,  “Kızılay” cephesine bakan kısmının 4. katındayım..


Her zaman yaşanan “NORMAL” kalabalığına alıştığım sokak, öğleden sonrayı gösteren saat de normallikten çıkmış..


Sakin kalabalığa karışan siren sesleri ve polis araçları Çankaya istikametine doğru hızla ilerlerken;
Binaların camlarından yaşananlara bakan yüzlerle beraber bende; Gençliğin verdiği telaşla “KENDİ PENCEREMDEN” koşanları,  kaçanları, yön değiştirenleri izliyorum.


Zaman zaman yaşanan gerginliğe, bombaya, patlamaya, Jop’a, polis baskınına alışmış “ANKARA HAVASINDA” ne oldu? merakım kısa bir süre sonra,  “CUMHURIYET GAZETESİ” nde calışan arkadaşımın, telefondaki sitemkar, üzgün, şaşkın, buruk, kaygılı, telaşlı,  ama en çok isyankar haykırışıyla son buldu!!!!!


“İNANMIYORUM İÇTEN..

UĞUR AĞABEYİMİZE SAHİP ÇIKAMADIĞIMIZA İNANAMIYORUM!”

İlk defa Cumhuriyet Gazetesinde karşılaştığım da, yüzündeki hafif tebessüm, sesindeki dinginlik ve hitap şekliyle, babayiğit ve dostça tavırlarıyla beni yürekten etkileyen ve her seferinde aynı tonda karşılayan, ara ara  gündemi “ne kadar” takip ettiğimi kontrol ettiğimi anlamak için,  sorular sorarak beni sınayan, o yılların kendimce tecrübesiz gençlik zekası dediğim fikirlerimden çıkan sözlerim için teşvik miydi bilmem.. 


“Tamam İçten kızım,  sen aramızda tam olmuşsun!” derken.. 


Çok değil. Bundan sadece bir kaç hafta önce, elimi sıcacık tutan UĞUR MUMCU GÖZ GÖRE GÖRE KANLI ÇETE ELLERİNDEN ÇIKAN BOMBA İLE YOK OLDU!!


YIL/ 24 OCAK/ 1993 Ve sevgili UGUR MUMCU;
Seninde dediğin, ısrarla söylediğin ve bu uğurda canını verdiğin gibi; Artık acı bir şekilde biliyoruz ki;
TÜRKİYEDE, faili meçhul cinayetler değil, failleri belli cinayetler var. 


TÜRKİYEDE, faili meçhul cinayetleri aydınlatanlar yada aydınlatmak isteyenler üzerine atılan kurşunlar var. 


En kötüsü en başa çıkılmaz; 
TÜRKİYEDE, failleri belli olduğu halde,  “Adaletle yüzleştirilemeyenler” var. 


TÜRKİYEDE, eşgalleri ve failleri belli olduğu halde, onlarla aynı masaya oturup, “BARIŞ ÇUBUĞU” yakan devlet büyüklerimiz var. ……


Bütün bu olaylardan 28 yıl önce;Ayak üstü tanıştığımız ofisinizden, elinizde çanta, telaşla çıkarken;
Sizin icin son derece sıradan olan nezaket gösteriniz beni her 24 OCAK da ACIYLA DUYGULANDIRIR.. 

“BURADA ADINA YAKIŞIR BİR MİSAFİRİMİZ VAR, ÇAY SÖYLEYİN!”
Sevgili UĞUR MUMCU;
Ben sizin bir bardak çay içimlik misafirinizdim belki ama; Siz benim gönlümün ölümsüz misafirisiniz..


Atatürkçü, Cumhuriyetci, Lâik, Anti-Emperyalist, Tam Bağımsız Türkiye mücadeleci, İnsan Hakları Savunucusu, Teröre ve Yobazlara karşı, Hırsızlara, Vurgunculara, çıkarcılara DÜŞMAN TAVIRLARINIZLA..
Yazılarınız ve Kitaplarınızla.. 1993 den 2019’a ve nicelerine…

Yüce önderimiz Gazı Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığında bize yol gösterici olmaya devam ediyor ve her geçen gün fikirleriniz yakın Türkiye’nin karanlık Tarihine acı bir not gibi düşüyor.. 

Dediklerinizin bire bir yaşandığı Türkiye’deyiz.. 


BENİM VE BENİM GİBİ DÜŞÜNEN TÜRK MİLLETİ’NİN GÖNLÜNDESİNİZ. 
ÖLMEDİNİZ. ARAMIZDASINIZ..HOŞGELDİNİZ “UĞUR” GETİRDİNİZ!! desem.. 


Ve Bu günde hic yürek yakan bir haber duymasak, Sokak aralarında ölümler olmasa..


ONUR ölmese..
İnanc dik dursa yürürken..
UMUT gülümseyerek koşsa karşıdan içimizi ısıtsa…

VE SEN UGUR MUMCUM..

SEN..o unutamadığım babacan sıcaklığınla baksan..

Gene elini gayri ihtiyari omzuma koyup..

“Yılmak yok elbette  guzellik deyip; Ictence bakmaya devam” desen….!!”  

O arzu ettiğin  KİRCİCEKLERİNİ TOPLASAN,

O yazdığın, şiir satırlarında dolaşsan. 

Gerçek olsa.. 

Bugün hiç yazı yazmasam diyorum,

Gitsem bir dağ başına, gitsem, kır çiçekleri toplasam.

Bunları bir demet yapsam;

desem ki, bu çiçeğin adı, “Erdem”,

bunun adı “Onur”,

bunun “İnanç“…


İçTen