Sandıklar Kime Emanet

Sandıklar Kime Emanet

Sandıklar Kime Emanet ?

Seçimlerde hile yapılıyor mu?

Nasıl yapılıyor?

Neden önlenemiyor?

Halk sorgulamadığı müddetçe bunlar artık Türkiye’nin kronikleşmiş bir hastalığıdır…

reklam

Sorgulamayan halk ise adaletini, demokrasisini, özgürlüğünü, geleceğini ve her şeyden önemlisi kimliğini kaybeder.

******

Geçmişte seçimlerde hileler eğer yapılmışsa da son birkaç seçimde olduğu gibi bu kadar gün yüzüne çıkmamış, bu kadar konuşulduğu gibi asla konuşulmamıştı.

Çünkü ne zaman ki adaletten ve demokrasiden uzaklaşıldı o zaman hiçbir şeyi gizlemeye gerek kalmadı.

%50 oy almak demek, sokaktaki her 2 kişiden 1’nin oyunu almak demek.

Fakat kiminle konuşsanız ben iktidara oy vermedim diyor.

Bu da insanın aklına ister istemez seçimlerde hile yapıldığını getiriyor ki bunu son referandumda alenen yaşadık ve gördük.

******

Suriyelilere oy kullandırtmak için vatandaşlık veriliyor!

Parmak boyasının kaldırılması mükerrer oy için!

Ev olmayan boş araziler de seçmen görünüyor!

Mühürsüz oyun geçerli sayılması için yasalar çıkartılıyor!

Seyyar sandık!

Tüm bunları konuşurken, son olarak iktidarın soy ağacı hizmetinden öğrendik ki, 1800lü yıllardan kalma bizim hala yaşayan atalarımız varmış.

Hiçbir politikasında A,B,C planı olmayan iktidar, belli ki konu seçim olunca X,Y,Z ye kadar plan geliştirmiş.

Gerekirse 1800lü yıllara kadar gidip atalarımıza dahi oy kullandırtıp sandıktan değil 55 milyon 155 milyon oy da çıksa hepsini kabul edecek.

Durum bu kadar sıkışık yani…

******

Bir kaç yıl önce seçim hileleriyle ilgili Sayın Can Ataklı’nın yaptığı şu 2 tespit çok ilgimi çekmiş ve twitterda paylaşmıştım.

1-Geçmişte seçim pusulaları için açılan ihaledeki şaibe!

74 milyon oy pusulası ve 74 milyon zarf için,

A Firması 12 milyon TL.

B Firması 4,4 milyon TL teklif veriyor. Anlaşmazlık çıktığı için ihale iptal ediliyor.

Daha sonra 2. İhale açılıyor ve yine aynı 2 firma ihaleye katılıyor. Bu sefer,

A Firması 900 bin TL ye düşerken

B Firması 4,4 milyon TL olan teklifini yineliyor.

Tanesi 3 kuruş olan 74 milyon oy pusulasının maliyeti 2,2 milyon TL.

74 milyon zarfın maliyeti ise 328 bin TL.

Toplam maliyet: 3.300 bin TL.

Yani bu rakamın üzerine kar ekleyince B Firmasının 4,4 milyon teklifi kulağa mantıklı gelirken, A Firmasının 12 milyondan 900 bine düşüp ihaleyi alması oldukça düşündürücü.

2-Nano Teknoloji ile seçim pusulaları bastırmak.

Toplam pusula sayısının % 15-20 sinin nano teknolojisiyle bastırılıp istenilen partinin kazanmasını sağlamak…

Mesela, özel bir kalem var hepimiz duymuşuzdur yazı yazıyorsunuz bir süre sonra kendiliğinden siliniyor.

Nano Teknoloji bundan çok daha büyük bir teknoloji.

Kâğıt paraların üzerinde ilk bakışta görünmeyen filigranlardan oy pusulalarına uygulayıp önceden kazanması istenilen partiye mühür vurulup nano teknoloji kullanılarak üretilen pusulalar, istenilen bölgeye ya da bütün pusulaların içine karıştırılıyor.

Daha sonra seçmen ilk bakışta bomboş zannettiği pusulaya mühür vurup sandığa attıktan 20 dakika sonra filigran, nano teknoloji sayesinde devreye giriyor ve seçmenin vurduğu mühür silinip önceden vurulan mühür ortaya çıkıyor.

Yani siz hangi partiye oy verirseniz verin, oyunuz önceden belirlenmiş partiye gidiyor.

Teknik olarak mümkün olan bu yöntemi iktidarın bugüne kadar uygulayıp uygulamadığını bilmemekle birlikte, 16 Nisan referandumunda gördüğümüz bir gerçek var ki, iktidar topu nereye atarsa kaleyi oraya taşıyor.

******

Bugün muhalefet partileri, iktidar neyi seslendirirse onun peşine düşmek yerine, asıl seslendirmediklerinin peşine düşmedikleri sürece istedikleri kadar bütün dikkatlerini sandık güvenliğine çevirsinler…

Bu son şans, eğer iktidarın pusula ihalelerini kimlere ne şartlarda verdiğini, bu matbaalarda nano teknoloji kullanılıp kullanılmadığını sorgulamaz, seçim öncesi ve sonrasında gasp edilen milli iradenin haklarını aramazsak, bu ‘demokrasi’ içinde göreceğimiz son seçim olacak.

******

Peki, iktidara oy vermiş yüreğinde vatan sevgisi olan vicdan sahibi duyarlı insanlara soruyorum…

Bugün mühürsüz oyların geçerli sayılması için yasa çıkarmak; referandumda mühürsüz oyları geçerli saymalarının aslında yasal olmadığının bir itirafı değil mi?

‘’Tek başına iktidar, istikrar demek’’ diye yola çıkıp, % 2-3 oya sahip partilerle bugünkü ittifak arayışları bir istikrarsızlık değil mi?

OY NAMUSTUR!

VATAN NAMUSTUR!

OYUNA SAHİP ÇIK Kİ, VATAN KURTULSUN!

İlkay Atila

Sevgiyle kalın…

Daha önceki yazılarımı okumak için TIKLAYIN

Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak, Unutma, aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak...