Peygamberin Medine Sözleşmesi

Peygamberin Medine Sözleşmesi

Peygamberin Medine Sözleşmesi

Hz. Muhammed Medine’de ‘huzur ve barış’ ortamını sağlamak için bütün gruplar arasında bir anlaşma imzaladı.

 

Yahudiler, Müslümanlar, Paganlar, şehrin ileri gelenleri, kabileler ‘ümmet’ denilen tek çatı altında birleştirildi.

Anlaşmanın amacı hangi dine mensup olursa olsun, şehirde bulunan toplulukların ‘özgürce ve huzur içinde’ yaşamasını sağlamaktır.

reklam

 

Medine Sözleşmesi’nin içeriğinde bulunan konular:

-Adalet: Herkese eşit olarak adalet sağlanması.

-Suçun şahsiliği: Hiçbir günah başkasına yüklenemez.

-Sigorta: Esir düşenlerin, ölüm ya da yaralanma hallerinde diyet ödeyebilmek için, sigorta kurumu olması.

-Vatandaşlık ve savunma: Din, dil, ırk gözetmeksizin herkese eşit vatandaşlık hakkı… Savaş durumunda herkesin kendi giderini karşılaması…

-Medine şehrinin sınırları: Günümüzdeki karşılığı ‘misak-ı milli’.

-Din özgürlüğü ve takva: Herkese din özgürlüğü getirilmiştir. Takva adaletin temelidir. Takvanın yani ‘günahtan kaçınmanın’ en üstü kanunlara itaat etmektir.

-Müslümanlarla ilgili maddeler: Mümin kardeşliğine değinilmiş, müminlerin suçluları korumaması gerektiği belirtilmiştir.

 

Görüldüğü üzere ümmet sadece Müslümanları ifade eden bir kavram değildir.

Yahudi, Müslüman, Pagan, kabile, şehirde yaşayan herkes hatta Ateist kim varsa ‘ümmet’ olarak adlandırılmıştır.

Ümmet eşit vatandaşlık hakları ve adalet üzerine inşa edilmiştir.

 

Günümüzde ‘ümmetin lideri’ diye bir kavram vardır.

Dünyadaki tüm Müslümanların lideri anlamında kullanılmaktadır. Ümmetin lideri derken bir daha düşünün…

 

Müslümanlar için mümin kelimesi kullanılmıştır.

Yani inançlı-inanan yani Allah’a, peygamberlerine, meleklerine, kitaplara, kaza ve kadere, ahiret gününe inanan herkes!

 

Ümmet, mümin gibi kaza ve kader anlayışı da yanlış bilinen kavramlardan biridir.

Kader: Allah’ın bir ölçüye göre yaratmasıdır. Fiziksel, biyolojik, toplumsal yasaları içerir.

Kaza: Günü geldiğinde bunları keşfetmemiz, görmemiz, gözlemlememizdir.

Mesela; suyun kaldırma kuvvetini bulmamız, canlıların biyolojik özelliklerini öğrenmemiz, toplumsal yasalara uymamız gibi…

Bunların oluşumda bir dahlimiz olmadığı için bütün bunları yaratıcının bir ölçüye göre yarattığına inanmak bir kaderdir.

 

Şimdi diyeceksiniz ki bu kadın ne demek istiyor.

Yanlış bildiğimiz doğrular, doğru bildiğimiz yanlışlar var…

Okumadan, araştırmadan, sorgulamadan, tartmadan, ölçmeden, biçmeden ahkâm kesiyoruz.

Kim ne derse inanıp, kandırılıyoruz.

Oysa yaratıcı insana akıl ve irade verdiğini, sorgulaması, okuması, araştırması gerektiğini Kuran’da bildiriyor.

Müslüman olduğunu iddia eden pek çok kişi ise Allah’ın kitabını okumak yerine hurafelere inanıyor. Oysaki ilk emir ‘OKU!’

 

Peygamberin Medine Sözleşmesini bile okumayan pek çok insan vardır. Okusa belki insanlıktan nasibini alır.

Barış ve hoşgörü dini İslam’a uygun hareket edebilir. Ümmetle barış, huzur, adalet içinde yaşayabilir.

Birer mümin olarak suçluları korumaktan vazgeçebilir. Güzel ahlakın temsilcisi olabilir.

 

Günümüzde başta Türkiye olmak üzere dinim var diye ahlakı unutan Müslümanlar Dünya barışı, hak-hukuk-adalet, huzur, insanlık, ahlak adına tehlike oluşturuyor.

İslam’ın, insanlığın, Dünyanın bu tür insanlardan kurtulması gerekiyor.

Yanlış yaptıklarının yüzüne haykırılması gerekiyor. Bir daha yüzlerine bakılmaması gerekiyor.

 

Peygamberin Medine Sözleşmesi ile Türkiye Cumhuriyeti kurucularının arasındaki benzerliği görmüşsünüzdür.

Barış, huzur, adalet, eşit vatandaşlık, laiklik, din ve vicdan özgürlüğü… gibi kavramlar 622 yılında Hz. Muhammed tarafından dillendirilmiş olmasına rağmen ‘1396 yıl boyunca Müslümanlar’ tarafından anlaşılamamıştır.

Dinin temeli ‘güzel ahlaktır’ Bunu anlamak ne kadar zor olabilir?

 

Peygamber Efendimizin barış ve huzur için oluşturduğu bu ümmet birliğinin en güzel temsilcilerinden biri olan Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ için vicdanlı, adaletli, güzel ahlaklı, sevgi dolu; mümin, ümmet, insan olmanız kâfidir.

Bilgin Apaydın

Bir önceki yazımı okumak için TIKLAYIN

İnsan kendini nasıl anlatır bilemedim. Bir kadın, bir anne, bir eş, bir vatandaş ez cümle bir insanım. Bana sevgi ile bakan bir çift göz yani sevgili eşim ve anne diyen bir güzellikle hayatı paylaşıyorum. İyi insan olmak, güzel ahlak en büyük emelim. Yazı, görüş, bilgi, sevgi, duygu ve düşüncelerde buluşmak dileğiyle… Bilgin Apaydın