Kalite Sorunu

Kalite Sorunu

Kalite Sorunu

Düşünün, insan olarak en ufak ihtiyaçlarımızı bile karşılarken, satın alırken bazen kılı kırk yarıyoruz.

Tartıp, düşünüp hesap ediyoruz.

Evirip çeviriyoruz. Patlağı, çatlağı, yırtığı defosu var mı, bu ürün işime yarar mı, istifade edebilir miyim diye?

Bir elbise alırken kumaşına bakıyoruz. Rengine bakıyoruz. Olmadı deniyoruz.

reklam

Baktık ki uymadı mı, beğenmedik mi, daha kaliteli ve uygunu için başka mağazaya bakayım deyip almadan çıkıyoruz mağazadan.

Hele pazarda seyredin insanımızı.

Domates mi alacak, en olgununu, kırmızısını seçerken mıncıklarız. En ufak bir lekesi, çürüğü mü var? Hemen değiştiririz.

Biber, salatalık, elma mı alacağız tek tek seçeriz. Boyuna, rengine bakarak seçeriz.

Hatta kavunu koklar karpuzu tokatlarız. Gerekirse kavga ederiz pazarcı ile.

Kontrol eder seçeriz yani… Seçtirmezse çeker gideriz. Başka pazarcı mı yok? Üstüne bir de fırça atarız.

Bu ne biçim ürün, beni mi kazıklıyorsun? Diye. Uyanığız ya!

Ne alacaksak tek tek seçer, eller, koklar, hesap kitap eder öyle alırız. Milletçe ürün seçmesini iyi biliriz. Neden?

Çünkü para ödüyoruz. Çünkü ağzımızın tadını biliyoruz. Çünkü kazıklanmak istemiyoruz!

Karşılığını da almak istiyoruz. Kazıklanmak istemediğimiz için seçerken özen gösteriyoruz.

Baktık ki kazıklanmışız, götürüp iade ediyoruz. Geri almadı mı? Hemen gerekli yerlere şikâyet ediyoruz.

Oy’un, oy kullanmanın, seçmenin, bu hakka sahip olmanın ne anlama geldiğini biliyor muyuz gerçekten?

Bu bilince ve sorumluluğa sahip miyiz?

Demokrasi, bilinçli, sorgulayan, hesap soran yurttaşlar ister. Yoksa akılsız Oy’un cezasını tüm ülke çeker.

En basit ihtiyaçlarda titizlenen, özenen, araştırıp soruşturan insanlarımız var.

Peki, uzun yıllar tabi olacağımız Anayasayı, bizi yönetecek, idare edecek olan Muhtar, Belediye Başkanı, Milletvekili, Başbakan, Cumhurbaşkanını seçerken; domates, elbise seçerken gösterdiğimiz özeni gösteriyor muyuz?

O kadar hassas ve titiz miyiz? İnce eleyip sık dokuyor muyuz? Bundan emin değilim.

Araştırıp, sorup soruşturuyor muyuz? Seçeceğimiz şahıs, Muhtar, Belediye Başkanı, Milletvekili, Başbakan, Cumhurbaşkanı olmaya layık mıdır?

Bizlerin ihtiyacını karşılar mı? Milleti mi düşünür, şahsi menfaatlerini mi düşünür? Makamı doldurabilir, hakkını verebilir mi?

‘’Efendim sistem benim müdahale etmeme izin vermiyor’’

Hadi yaa! Senin elindeki oy çöpe atılacak kâğıt parçası mı? Ne işe yarıyor?

Yaratıcının sana bahşettiği Akıl ne işe yarıyor?

Aklını kullanmaz, sorgulamaz, kendi geleceğini, ailenin ve çocuklarının geleceğini, ülkenin geleceğin düşünmezsen, sen o oy pusulasını makarna, kömür karşılığı satılık bir kâğıt parçası olarak görürsen elbette sisteme ve kişilere müdahale edemezsin.

Oy’unu üç beş kuruşa satan kişi, sadece geleceğini değil, onurunu şahsiyetini satan kişidir!

Yoksa bizler neyi nasıl seçmemiz gerektiğini mi bilmiyoruz?

Kalitemiz mi bozuk? Kaliteden mi anlamıyoruz?

Sahi sorun kimde?

Sağlık ve Sevgi ile kalın.

Talha Kumcu

"Bize verilen yaşamın dakikaları sayılıdır ve boş olarak verilmiştir. İsteyin yada istemeyin, o'nu şu ve ya bu biçimde doldurmak zorundayız. Bu nedenle yaşamın özü o'nun kullanılışında yatar." İlkesini kavramış biri olarak yaşamını Atatürk ilkeleri ve devrimleri ile yaşayan Laik, Demokrat, Akıl ve Bilimden yana yaşamaya çalışan bir yurttaş.