Ne Şehittir Ne Gazi

Ne Şehittir Ne Gazi

Ne Şehittir Ne Gazi

Mehmetçik Afrin’de operasyonda…

Ordumuz, evlatlarımız, aslan parçalarımız önce Allah’a sonra devlete sonra da kendilerine emanet.

Ayaklarına taş değmesin, sağ selamet gitsin gelsin…

 

Operasyonda şehit düşen ‘Piyade Astsubay Üstçavuş Musa Özkalkan, Piyade Üsteğmen Oğuz Kaan Usta ve Piyade Uzman Çavuş Mehmet Muratdağı’na’ Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, tüm ülkemize başsağlığı diliyorum.

 

Mehmetçik Afrin’e girdiğinde başkomutan olduğunu ifade eden Erdoğan; Bursa AKP İl Kadın Kolları Kongresi’nde, Başbakan Binali Yıldırım; Çanakkale AKP Kongresi’ndeydi.

Mehmetçik ülke güvenliği derdindeyken AKP’li Cumhurbaşkanı ve Başbakan ‘asker üzerinden siyaset yapma’ peşindeydi.

 

Milli mesele, ülke sınırları, terör dedikleri konuyu; AK Parti kongrelerinde bir nevi şova dönüştürmeleri, asker üzerinden oy devşirmeleri bulundukları konuma yakışmadı.

 

Gazi Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK Osmanlı subayı olduğu yıllar dâhil cepheden cepheye koşmuş, çoğu cepheye gönüllü katılmış, Kurtuluş Savaşı vermiş bir lider olarak Mehmetçik üzerinden hiçbir zaman siyaset yapmadı.

Ömrü askerlikle geçmiş biri olarak ‘orduya siyasete’ karıştırmadı.

Bunu propaganda malzemesi yapmadı, oy devşirmedi, büyüklük göstermedi.

 

Conk Bayırı’nda göğsüne bir şarapnel parçası isabet etti, cep saati sayesinde mutlak bir ölümden kurtuldu.

Başkomutan sıfatıyla orduyu yönetirken Sakarya Savaşı’nda attan düşüp kaburga kemiklerini kırdı.

Buna rağmen savaşa devam etti.

Sakarya Meydan Savaşı’nın kazanılmasından sonra Mustafa Kemal’e ‘Gazi ve Mareşallik’ unvanı verildi.

Binlerce şehit, yedi düvelle savaş, cepheden cepheye geçen bir hayat, yeni bir ülke kurulması, ömrünü vatan ve millete adayan bir lider…

 

Atatürk bu rütbe ve unvanı ordumuza adamış, zaferden dolayı ordunun kahramanlıklarına atıfta bulunmuş, ‘bütün askerlik hayatımın en büyük iftihar sermayesi olarak’ taşıyacağım demiştir.

 

Günümüzde; terörle mücadelede yaralanmasına, vücudunda mermi ve şarapnel parçası bulunmasına rağmen ‘Gazi sayılmayan ve Madalyası’ verilmeyenler gerçeği var.

Buna üzülmemek elde değil.

 

Bu vatan için vücut bütünlüğünü feda edenlere gazilik verilmezken Erdoğan’a gazilik verilmesi tartışılmaktadır.

En hafif tabirle ‘cephedeki askerlere saygısızlıktır’

 

Şimdilerde PKK/YPG terör örgütü için mücadele edenler bir zamanlar Habur’da PKK/YPG’lileri davul-zurnayla karşılamış, Barzani’yi ağırlamış, Megri Megri diye ağlamış, Salih Müslim’i ülkeye davet etmişti.

O zamanlar bunları eleştirenlere ‘vatan haini’ diyen şimdinin ‘vatanseverleri’  ülke çıkarları için siyaset yapılır.

Yanlışlardan ders alınır, ortak akıl ile hareket edilir. Böylece Afrin gibi operasyonlara gerek kalmayabilir.

Gazi, şehit gibi unvanlar elbette değerlidir. Bir saygınlığı, ağırlığı, özelliği vardır.

Atatürk’ün dediği gibi ‘vatan savunması gerekmedikçe, vatan için mecbur kalınmadıkça her savaş bir cinayettir’

 

Ömrünü cephelerde geçirmiş biri bu sözü söylemiş, Gazilik unvanının bedelini de cephede ödemiştir.

Ülkemizin yanlış iç-dış politikalar yüzünden daha fazla bedel ödememesi için ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ şiarıyla barış ve huzur içinde yaşaması tek dileğimizdir.

Bilgin Apaydın

Bir önceki yazımı okumak için Tıklayın

İnsan kendini nasıl anlatır bilemedim. Bir kadın, bir anne, bir eş, bir vatandaş ez cümle bir insanım. Bana sevgi ile bakan bir çift göz yani sevgili eşim ve anne diyen bir güzellikle hayatı paylaşıyorum. İyi insan olmak, güzel ahlak en büyük emelim. Yazı, görüş, bilgi, sevgi, duygu ve düşüncelerde buluşmak dileğiyle… Bilgin Apaydın