Siyaset Dışı

Siyaset Dışı

Siyaset Dışı

Değerli dostlar yeniden MERHABALAR.

Uzunca bir aranın ardından sizlerle yeniden buluşmanın heyecanını yaşıyorum.

Görüşmediğimiz zaman zarfında hep olduğu gibi siyasi gündemimiz oldukça yoğundu.

Hepimizin bildiği tatsız bir takım siyasi gelişmeler oldu.

Şahsen, siyasetle çok yoğun ilgilenen ben bile bu durumdan bir süre uzaklaşıp başka bir konuyla alakadar olmam gerektiğini düşünmeye başladım.

Çünkü artık, ruh sağlığım bakımından da bunun bana iyi geleceğini farkettim.

Bu yüzden bugün sizlerin okumanız için yazacağım köşe yazım tamamen siyasetten uzak olacak.

Siyaset dışında ilgi alanım içinde belli bir yere sahip olan arkeolojiden bir kesiti izninizle ele alacağım.

Bu konu dilerim sizleri de siyasi gündemden bir anlığına uzaklaştırıp kafanızın dağılmasına katkısı olur, sizlerin de ilgisini çeker.

Evet dostlarım ele alacağım konu arkeolojik bir özelliğe sahip olan STONHENGE

Öncelikle “STONHENGE” nedir ?

İngiltere’de Salisbury’nin kuzeyinde bir ovada yer alıp, M.Ö 1800 lü yıllarda inşa edilmiş dikili taşlar topluluğudur.

İçiçe iki daireden oluşur. Bu daireyi meydana getiren taşların boyları 6 metreyi aştığı sanılıyor.

Bu dikili taşların üzerine de yassı ve ağır taşlar konmuştur.

Stonehenge, yaklaşık olarak 30 büyük taştan meydana gelip, iki ayrı grup taştan oluşur.

Bu 30 taş Searsen ve Lintel olarak isimlendirilen iki ayrı taş grubudur.

Searsen’lerin her biri 26 ton ağırlıkta ve 3 metre yüksekliğe sahip olup bir çember oluşturacak şekilde dizilmişlerdir.

Lintel’ler ise 6 ton ağırlıkta, horizontal bir şekilde Searsen taşların üzerine yerleştirilmişlerdir.

Anıtsal özelliğe sahip olan bu yapı, Britanyalı ve Galli Kelt rahipleri olan Druidler tarafından yapıldığı sanılmaktadır.

Bazı astronomlar bu anıtın şifresini çözerek güneşin ve ayın hareketlerinin Stonehenge’in yapısı içine yansıtıldığını keşfetmişler.

Stonehenge taşları, ekinokslara ve tutulmalara göre yerleştirilmiş ve yükselen güneşin taşlar arasındaki boşluklara sığdığı da gözlemlenmiştir.

Bu anıt, taş çağında yaşamış insanların gizli zamanlarda buluşup kendi dini inançlarını ritüel şeklinde kullandıkları bir yapı olarak ta düşünülmektedir.

Dostlarım, dilerim bu yazımı okuyunca belkide bilmediğiniz bu anıt üzerine biraz olsun bilgi sahibi olursunuz.

Ben bu yazımı yazarken inanın büyük keyif aldım.

Siyaset Dışı

Kaldı ki sizlere de daha önce bahsettiğim arkeoloji merakım bana inanılmaz güzel şeyler kattı.

Elbette varolan merakım üzerine gittiğim arkeoloji kursunda bana çok güzel bilgiler katan ve hala görüştüğüm, beni kendi evladı gibi görüp seven, idealist bir hocam var. UFUK BAŞ…

Güzel yürekli hocamın ellerinden öpüyor, ona uzun ömürler diliyor, sizlerin de huzurun da kendisine çok teşekkür ediyorum.

İyi ki varsınız değerli hocam. Sizi seviyorum…

Böylelikle bir yazımı daha sonlandırırken sizlere beni okuma sabrını gösterdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.

Bu kirlenmiş dünyada olabildiğince, sevgiyle ve barışla kalın.

Bir sonraki yazımda, görüşmek dileğiyle..

Özge Akçakaya

Bir önceki yazım olan ”Türkiyenin Sorunları Üzerine” okumak isterseniz…