35 Yıl Önce Ne Yoktu Ne Vardı

35 Yıl Önce Ne Yoktu Ne Vardı

35 Yıl Önce Ne Yoktu Ne Vardı

Sabahın sessizliği dış kapının kırılırcasına vurulması son bulmuştu.

İrkilerek uyandı. Yatağından hızlıca kalkarak kapının önünde durdu. Korkudan titreyen yüksek bir sesle kapıyı vuranlara ’’kim o’’ diye seslendi.

Kapının arkasından gür ve kaba bir ses konuşmaya başladı.

  • Hakkınızda gözaltı kararı var. Kapıyı açın hemen.

Biran için sessizlik oldu. Evinin duvarlarının üzerine geldiğini hissetti. Nefesi git gide daraldı. Usulca kapıyı açtı.

Elbiselerini bile giyinmeye fırsat tanınmadan iki polis memuru tarafından karakola götürüldü.

 

Orta yaşlı ve sert bakışlı komiser:  ’’Karını para karşılığı başka erkeklere pazarlıyormuşsun.’’ dedi,

Birdenbire nefes alışları hızlandı. İstem dışı kırışan alnından boncuk, boncuk terler dökülmeye başladı.

El işareti bir yudum su isteyecekti ama kolunu kaldıracak takati bile kalmamıştı.

Oturduğu sandalyeden olanca ağırlığı ile yere düştü. Polis memurları yardımına koştu.

Bir bardak su getirildi. Dudaklarına götürülen bardaktan bir yudum İçmek istedi ama başaramadı.

Bir şey söylemeye çalışıyordu. Karakolda bulunan herkes onun son nefesinde kelime-i şahadet getireceğini sandı.

Kalan tüm gücünü topladı. Çevresinde toplananlara;

  • ’’Ulan, benim karım 5 yıl önce öldü. Ben şerefli bir insanım. Ahlaksız ve namussuz değilim.’’ dedi.

Bu onun son sözleri oldu.

 

Kalp krizi sonucu ölümle sonuçlanan olayın nedeni sonradan anlaşıldı.

Bu çirkin ve alçakça iftirayı, Ekrem amcanın eşini 5 yıl önce kaybettiğinden habersiz olan ve oturduğu evi satın alarak, oraya apartman yapmayı planlayan bir müteahhit çıkarmıştı.

Amacı ise onu yıldırmak, mahalleden kaçırmak ve bu yolla daha ucuz ve daha kolay bir şekilde mülke sahip olmaktı.

Mahalleli bu durumu öğrenince müteahhittin peşine düştü.

Müteahhit sadece mahalleyi değil, şehri terk etmek zorunda kaldı.

 

Evet haklısınız Sayın AKP nin Genel Başkanı;

35 yıl önce Tüp gaz yoktu.

Şeker yoktu.

Yağ yoktu.

Fırınlarda ekmek, hastanelerde doktor yoktu.

 

Ama ne vardı biliyor musunuz?

Onur vardı. Gurur vardı.

Son nefesinde kelime-i şahadet getirmek yerine kendisine iftira atıldığını haykırarak ölen şerefli insanlar vardı.

Masum bir insanın canına kast eden, hırsız ve yalancı müteahhitte şehri terk ettirecek kadar tepki gösteren haysiyetli ve dürüst bir topluluk vardı.

 

Amerika’da hayırsever denilen bir adam kendisine ’’Hayırsever’’  unvanını layık görenlere  ’’ RÜŞVET VERDİM’’ diyor.

İtiraz eden yok. Almadım diyen yok. Yalan söylüyor diyen yok.

’’Yahu arkadaş neden sesiniz çıkmıyor?’’ diye bir soru sormayı düşünen topluluk da yok.

 

Meclis kürsüsünde dekontlar sergileniyor.

Biri gitti derken, diğeri ’’Hayır gitmedi. GELDİ’’ diyor.

Bazıları ise kraldan daha kralcı bir şekilde, dalkavukluğun zirvelerinde dolaşarak sadece ’’sahtedir, sahte’’  diyor.

 

Oysa çözüm çok ama çok basit.

Bir meclis araştırma komisyonu oluşturur, Kimin hırsız, kimin iftiracı olduğunu 80 Milyona ve cümle aleme ispat edersin.

Gitti ise, kime ve neden gitti?

Geldi ise kime ve neden geldi? diye soran yok.

Aksini İspat etmek için çaba gösteren yok.

 

35 yıl önce Cep telefonu yoktu. İnternet yoktu.

90 inç LD televizyonlar, elimizin altında bilgisayarlar yoktu.

Oğlunun transatlantiklerine ’’GEMİCİK’’ diyen siyasiler yoktu

 

Bu kadar yokluk içinde bir şey daha yoktu.

ONURSUZ bir şekilde makam, mevki peşinde koşan siyasiler, duyarsızca hayatta kalmaya çalışan ve DALKAVUKLUK tan başka hiçbir meziyete sahip olmayan insanımsı canlılarda yoktu.

 

Bazen düşünüyorum da;

İyi ki o gün öldün be Ekrem amcam.

Eğer bu günleri, bu topluluğu görseydin yavaş, yavaş işkence çekerek ölürdün.

Işıklar içinde uyu onurlu insan.

 

DİK DURUN ONURLU YAŞAYIN

Sevgiyle kalın

Temel Sağıroğlu

Bir önceki yazım ‘Meğer Biz Haybeye Yaşamışız’