Emevilerden Bugüne Türk Düşmanlığı

Emevilerden Bugüne Türk Düşmanlığı

Emevilerden Bugüne Türk Düşmanlığı

Bugün büyük ve çok sinsi bir işgalin, basiretsiz bir yönetimin etkisi altındayız.

Ülkemizin bir çok bölgesinde, önemli yerlerde çeşitli işbirlikçiler, devşirmeler, hainler görev başında.

Aldıkları emirleri yerine getirmek için yanlarına alacakları yeni işbirlikçiler bulmak için çalışıyorlar.

Topraklarımız işgal ediliyor, zihinlerimiz işgal ediliyor büyük bir belirsizliğe doğru gidiyoruz ülkemizin ve geleceğimizin genleriyle oynanıyor.

Emeviler döneminde başlayan Türk düşmanlığı, bugün onların uzantıları tarafından hem içeride hem dışarıda devam etmektedir.

700’lü yıllarda Emevi’lerle birlik olan Batı, Türk’leri yok etme planları yapmışlardır.

Bugün dünyada devam eden Türk düşmanlığına baktığımız zaman değişen hiç bir şey olmadığını görüyoruz.

Yine Emperyalizm çeşitli kimliklerle ülkemize girmekte, dünyanın neresinde Türkler varsa zulüm görmektedir.

Emperyalizm yüzyıllardır yenemediği Türklüğü bu günün şartlarıyla yenmeye çalışmaktadır.

Değerli aydınımız, Metin Aydoğan kitabında o dönemi şöyle anlatıyor;

Emevilerden Bugüne Türk Düşmanlığı

Emeviler, 8.yüz yılda Türk bölgelerine saldırıya geçtiklerinde Türk-Arap ilişkileri başladı ve Türk boyları kendilerini büyük bir şiddetin içinde buldular.

Emeviler, Ortadoğu’yu yağmalamak için Hıristiyanlığı kullanan Haçlılar gibi din için savaştıklarını, cihat ettiklerini söyleyerek saldırılar düzenlediler.

İslam tarihinde ki ilk ciddi kargaşayı Emeviler çıkarmışlardır ve bu durumda, Batılı ve Arap tarihçilerin çoğunluğu Türk- Arap ilişkilerinde bu olayı politik bir yaklaşımla, ‘’Türk karşıtlığı’’na dayandırmışlardır.

Batılı’lar bunu yaparken, Arap etkisinde kalan, bazı Türk Aydınlar, tarihçiler ve yazarlar da olaya dinsel bir boyut vererek, batılılardan daha çok arap yanlısı bir görüntü sergilemişlerdir.

Tarih boyunca Batılılarla Araplar bir tek Türk Karşıtlığı konusunda bir araya gelmişlerdir.

Bugün de değişen bir şey yoktur.

Türkler müslümanlığı, 9.yüz yıldan sonra kabul etmiştir ve islamiyeti kurumsallaştırarak korumuşlardır.

Türkler, diğer müslümanlardan farklı olarak, islamiyeti geniş bir coğrafyaya yaymıştır.

Peygamberin, söz ve davranışlarından olan hadislerin toparlanmasını ve sünni mezhebinin oluşumunu gerçekleştirmişlerdir.

İslam dünyasının en önemli ve seçkin bilim adamları Orta Asyalıydı.

İslamiyeti Avrupa’nın ortasına kadar götürenler yine Türk’ler di.

Emeviler, halifeliğin babadan oğula geçmesini sağladılar.

Tam olarak inanmadıkları islamiyeti, çoğu zaman hor gördüler.

Halifelik için mekkeye saldırıp, islamiyetten çok kendi çıkarlarını hesap ettiler.

Arapları, başka kavim ve topluluklara üstün olarak gördüler.

Onlara göre Araplar sadece, yönetim ve siyasette yer almalı, hükmetmeli geri kalan herkes onlara hizmet etmeliydi.

Emevilere göre, sadece Arap olan müslümanlar kimlik almaya hak kazanabilirlerdi.

Emevilerin Arap seviciliği bununla da bitmiyor.

Emeviler, Arap olmayanların arkasında namaz kılmaz, birlikte dolaşmaz, Arap olmayanlara ikinci sınıf insan ya da köle gözüyle bakarlardı.

Türk’lerin mallarını, canlarını kendilerine helal sayarlardı.

Arapçayı ele geçirdilkleri yerlerde, zorunlu kılarak zorla, asimile etme politikaları uygularlardı.

Arap olmayan anneden doğanlar tahta çıkamazlardı, kadı olamazlardı.

Türkler uzun yıllar boyunca Emevilerin çeşitli saldırılarına maruz kalmışlardır.

Çeşitli kentler, köyler yakılıp yıkılmış, on binlerce insan öldürülüp, on binlerce insan esir pazarlarında satılmıştır.

Arapça zorunlu hale getirilmiş, Türk bilim adamı ve düşünürler eserlerini arapça yazmak zorunda kalmışlardır.

Kentlerde yapılan yağmalamalar sonucunda saymakla bitmeyecek kadar çok ganimet ele geçirilmiştir.’’

Geçmişte üzerimizde ki baskıları, bitmeyen Türk düşmanlığını, ülkemiz üzerinde oynanan oyunları öngören, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ’ten sonra, onun devrimlerine sahip çıkan, onun sözlerini anlayan, anlatan, paylaşan nice aydınlarımız bize bu tarihi gerçekleri anlattıkları için susturuldular.

Bugün bu gerçekleri daha çok okumalı, yüzyıllardır süren Türk düşmanlığını iyi görmeliyiz.

Ülkemizin sorunu, ne bizi yöneten iktidar, ne muhalefet, ne o parti ne de bu parti değildir.

En büyük sorun bize bunları dayatan küresel güçlerdir.

Hiç bitmeyen Türk düşmanlığını doğru kavramalıyız.

Kendini Milliyetçi, Devrimci, Vatansever, Kemalist ve Atatürkçü olarak tanımlayan herkes ülke topraklarına, diline, kültürüne ve Türkçülüğüne sahip çıkmak zorundadır.

AB-D’ye, NATO’ya karşı çıkmayan, açıkça tavrını ortaya koymayan, tam bağımsızlığı savunmayan Vatan sever olamaz.

Bağımsızlığımızı, Amerikan çaputuna satanlar, ülkeyi yıllardır içinde çıkılamayan bir kapana mahkum ettiler.

Türklerin Emeviler döneminde nasıl bir direnç gösterdiklerini, nesillerini korumak, geleceklerini kurmak için nasıl mücadele ettiklerini iyi okumak gerekiyor.

Bugün benzer koşullar yaşanmakta, mücadele etmek için ise daha iyi şartlara sahip olduğumuzu bilmemiz gerekiyor.

Bize her fırsatta Demokrasiyi ve İnsan haklarını dayatan Batı, çeşitli, bölgelerde Türklerin katledilmesine göz yummaktadır.

Türk Milleti mandalıcığı, himaye altına girmeyi, hibelere, fonlara el açmayı asla kabul edemez.

Bugün içinden çıkılamaz bir hal alan sorunlarımıza, yine kendi içimizde çözüm bulmak zorundayız.

Tıpkı yüzyıllar öncesinde olduğu gibi, özümüze, dilimize, kültürümüze ve birbirimize sahip çıkarak…

Ebru Oğuzhan Yeter

Kaynak// Metin Aydoğan YÖNETİM GELENEKLERİ VE TÜRKLER