Ayı Mücahit

Ayı Mücahit

Ayı Mücahit Süper güç dünyada ki tüm olaylara etki edebilen ve gerektiğinde güç kullanarak mevcut durumu kendi lehine değiştirebilen uluslar için yapılan bir tanımdır.

Süper güçlerin dostu olmaz

Eğer bir dostu olursa o ulusun isminin önüne süper tanımlaması konulmaz.

Bu uluslar tüm güçlerini diğer milletlerin kaynaklarını kullanarak kazanırlar.

Sömürgecilik dediğimiz politika da tam olarak budur.

reklam

 

Saçma sapan beyanatlar;

Amerika Birleşik Devletleri dostluğumuzu ve müttefikliğimizi zedeleyecek bu adımlardan vaz geçmelidir.

-Amerika’nın stratejik ortağı ve dostu olan Türkiye’yi kendini bilmez bir büyükelçiye feda etmesi kabul edilemez.

 

Fırından yeni çıkmış ve buram buram cehalet kokan bu cümleler eğer cehaletin diliyle söylenmemiş ise;

En basit hali ile hamaset.

En keskin ve en korkunç hali ile ihanet.

Amerika Birleşik Devletleri bizim ne zaman dostumuz oldu ki?

Sadece bir tek örnek gösterebilirseniz balkonuma Amerikan Bayrağını da asacağım.

 

Bundan daha da vahim olanı;

‘’Dünya 5 ten büyüktür’’ safsatası..

Neye göre ve kime göre 5 ten büyük.

Bunu da bir açıklasanız bizler de öğrenebilsek.

 

Sorularımıza cevap saray dalkavuğu aydınlarımız tarafından veriliyor.

  • Dünyada 192 tane devlet var. Sayısal olarak biz daha büyüğüz.

 

Al sana bir kaya, Nerene dayarsan daya

Dünya Gezegeni üzerinde yaşayan 100 milyon türde hayvan popülasyonu var.

İnsan ırkından milyarlarca defa daha fazla ve açık ara sayısal bir üstünlüğe sahipler.

Oysa gezegene hakim olan güç insan.

Çünkü insan evrimsel gelişimi süresince düşünmesini öğrendi. Düşünebilen beyni onu süper güç yaptı.

Sahip olduğu teknik ve teknoloji ile tüm canlı türlerinden bir şekilde faydalandı.

 

Kısaca;

Geliştirdiği teknik ve teknolojinin yardımıyla hayvan ve bitki popülasyonunu sömürdü ve sömürmeye de devam ediyor.

 

Anlayana sivrisinek saz

Anlamayana ise davul zurna bile az gelirmiş.

Yaşanmış bir öykünün faydası olur mu?

Bilmiyorum ama yine de anlatmak istiyorum.

 

AYI MÜCAHİT

Fiziki olarak istisnasız Şehrin en güçlü adamıydı. İki metreye yakın bir boyu ve boyuna uygun kemik ve kas yapısına sahipti. Ata sporumuz olan güreşi çok severdi. Zaten kendisi de lisanslı bir güreşçiydi. Oto tamiri yapan bir işyeri vardı. Elleri normal insan elinin iki katı kadardı. Herkes onunla tokalaşırken önce bir düşünür sonra herhangi bir sorun yaşamamak için;

  • ’’Mücahit abi elim incindi. Haberin olsun.’’ diyerek önlemini alırdı.

 

Bir hafta sonu Gençlik ve spor müdürlüğünde çalışan memurlar yanına geldiler.

  • Mücahit abi, Erzurum boks takımı ile bir dostluk turnuvası düzenlendik. Bütün sıkletlerde boksörümüz var ama bir sıklette yok. Erzurumlu boksör kendine çok güveniyor. ’’Kim olursa karşıma çıkarın ben onunla maç yaparım.’’ diye bize posta koyuyor. Şu densize bir haddini bildirirmisin.
  • İyi de çocuklar ben güreşçiyim. Ne anlarım bokstan. Siz iyisi mi başka birini bulun.
  • Mücahit abi, bu turnuva memleket meselesi. Sonra Erzurumlular demezler mi? ’’bu şehirde hiç mi adam kalmamış.’’

Mücahit tezgâhın üzerinde duran üstüpü ile pençeden farksız ellerini sildi. Kafasını kaşıdı ve;

  • Madem memleket meselesi o zaman şu kendini beğenmiş boksörü bir gösterin bana. dedi

Memurlar Mücahit’i de yanlarına alarak Erzurum’dan gelen boksörlerin kamp yaptığı otele götürdüler.

  • ’’İşte Mücahit abi kabul edersen rakibin şu köşede oturan esmer delikanlı.’’

Mücahit şöyle bir göz ucuyla boksöre baktı. Memurlara dönerek;

  • Bu mudur o densiz? Ulan arkadaşlar bu ukala bir parça çocuk. Ben buna bir yumruk vuracak olsam yarısı da boşa gider. Tamam, kabul ediyorum.

Maç günü geldi çattı.

Tıklım, tıklım dolu olan salon ’’Mücahit, Mücahit sesleriyle inim inim inliyordu. Müsabaka gonk sesi ile başlamıştı.

Ama bir sorun vardı.

Ayı Mücahit’in savurduğu yumruklar boşa giderken Erzurumlu boksörün savurduğu her yumruk Mücahit’in yüzünde patlıyor ve ciddi izler bırakıyordu.

Erzurumlu boksör inanılmaz derecede teknik dövüşüyordu.

Bizim ayının tüm çabaları yetersiz kalıyor bir türlü isabet sağlayamıyordu.

Zavallı Mücahit 3. Raundun sonunda olanca ağırlığı ile gövdesinden kesilmiş çam ağacı gibi ringin ortasına düşüvermişti.

Dört kişi zorlukla ringden indirdi. İki kişi koluna girdi. Evine götürüp kapıyı çaldılar.

Kapıyı ayı Mücahit’in annesi açtı. Oğlunu perişan halde gören anne dizlerine vurarak;

  • Oyyyy ocağınız batsın. Eviniz yıkılsın. Komşular, komşular hele bu zulüm’e bir bakın. Boyu Devriseciler el kadar yavrumu sapasağlam götürdüler de ne halde geri getirdiler.

Haklıydı Anne. Oğlan Ayı lakabını alacak kadar iri ve kuvvetli olsa da onun gözünde hala el kadar yavruydu.

 

Bizim Ayının gücü vardı ama tekniği yoktu. O ringde olmaması gerektiğini hatırlatacak kadar zekası da yoktu.

 

Mesele zeka ve teknikten ibaret.

Umarım anlatabilmişimdir.

Temel Sağıroğlu

 

Sevgiyle kalın

1961 yılında Erurumda doğdu. 30 yıl kamuda yöneticilik görevi yaptı. Hayvansever İnsanı hatalarıyla da kabul eden Yazar ve eleştirmen Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK sevdalısı ve 3 evlat sahibi bir baba Yobaz düzene karşı durmasından ötürü eşi tarafından valizi hazır tutulan sade bir vatandaş Herkesten biri